Sorunun içinde kaygı var.
Kabullenme var.
Bir ihtimal umut var.
Bu soruyu soran kişi genelde çoktan cevabı biliyor.
Ama duymaya ihtiyacı var.
Birinden.
Bir uzmandan.
Bazen sadece bir insandan.
Çünkü çoğu zaman anlatmak değil,
anlaşıldığını hissetmek istiyor insan.
Geceleri uyuyamıyorsa…
Sabah kalkmak bir yük gibi geliyorsa…
Kahkaha atarken bile bir şeyler içini kemiriyorsa…
Kalabalıklar içinde kendini yalnız hissediyorsa…
Hiçbir şeyden eskisi gibi zevk alamıyorsa…
Ve tüm bunları dile getirmek bile suçluluk yüklüyorsa…
Evet, bazen o soru gelir:
“Sizce ben depresyonda mıyım?”
Hayır, her üzülmek depresyon değildir.
Ama her depresyon bir “üzülmek”le başlamaz.
Bazen insanlar hiç ağlamadan depresyondadır.
Güler, çalışır, hatta başkalarını teselli eder.
Ama içindeki çöküşü kimse bilmez.
Depresyon bazen sessizce koltuğa oturur.
Sen onu fark etmezsin.
Ama o seni izler.
Gülüşlerini tartar.
Sessizliklerini çoğaltır.
Ve bir gün…
“Sizce ben depresyonda mıyım?” diye sorarsın.
Bu sorunun içinde bir çığlık yok.
Ama bir başlangıç var.
Kabul etmeye, konuşmaya, iyileşmeye…
Belki bir uzmana ulaşmaya…
Kendine dönüp bakmaya dair bir adım var.
Cevap mı?
Belki evet. Belki hayır.
Ama asıl mesele, soruyu sormuş olmanda.
Çünkü bu cümle…
Bir yardım çığlığı değil, bir iyileşme niyeti.
Ve bil ki…
Konuşmak, kabullenmenin ilk adımıdır.
Kendine sorduğun sorular, seni iyileştirecek cevapların anahtarıdır.
Yeter ki susturma.
Yeter ki erteleme.
Yeter ki utanma.
Çünkü bazen sadece bir soru,
hayatını değiştirir.
*****
