
Son yıllarda terapi odalarında en sık karşılaştığımız konulardan biri ilişkilerde yaşanan bağ kurma problemleri. İnsanlar artık yalnız olmaktan çok, yanlış anlaşılmaktan yoruluyor. Birbirini seven çiftler bile zamanla aynı evin içinde uzak iki yabancıya dönüşebiliyor.
Aslında çoğu ilişkinin temel problemi sevgisizlik değil.
Sorun; duyguların doğru ifade edilememesi, güven duygusunun zayıflaması ve iletişimin giderek yüzeyselleşmesi.
Birçok insan ilişkide kendisini olduğu gibi ortaya koymakta zorlanıyor. Çünkü geçmiş deneyimler, çocuklukta yaşanan eksiklikler ve hayal kırıklıkları kişinin bağ kurma biçimini etkiliyor.
Sürekli terk edilmekten korkan biri, farkında olmadan karşı tarafı bunaltabiliyor.
Duygusal olarak incinmekten çekinen biri ise yakınlık kurmamak için mesafe koyabiliyor.
Bu durum zamanla ilişkilerde
görünmez bir duvar oluşturuyor.
Özellikle günümüzde ilişkiler çok hızlı başlıyor ama aynı hızla tüketiliyor. İnsanlar birbirini tanımadan yakınlaşıyor, birbirini anlamadan uzaklaşıyor.
Sosyal medya ise bu süreci daha karmaşık hale getiriyor. Herkes mutlu ilişkiler görüyor ama kendi ilişkisindeki eksikleri büyütmeye başlıyor. Bu da kişilerde
yetersizlik hissini artırıyor.
Oysa sağlıklı ilişki kusursuz olmak değildir.
Sağlıklı ilişki, kişinin yanında kendini güvende hissedebildiği bir bağ kurabilmesidir.
Yargılanmadan konuşabilmek, anlaşılacağını bilmek ve duygusal olarak huzur hissedebilmek ilişkinin en önemli temelidir.
Bugün birçok çift aynı cümleyi kuruyor:
“Eskisi gibi değiliz.”
Aslında değişen çoğu zaman sevgi değil; ilişkinin içindeki
duygusal temasın azalması oluyor.
İnsanlar aynı ortamda uzun saatler geçiriyor ama gerçekten birbirini dinlemiyor.
Herkes anlatıyor, çok az kişi anlamaya çalışıyor.
Psikolojik açıdan bakıldığında insanın önce kendi iç dünyasıyla sağlıklı bir ilişki kurması gerekiyor. Çünkü kişi kendi duygularını tanımadan, ihtiyaçlarını anlamadan ve kendi yaralarını fark etmeden başka biriyle güçlü bir bağ kurmakta zorlanıyor.
İlişkiler emek ister.
Ama en çok da
duygusal farkındalık ister.
Bazen bir ilişkiyi ayakta tutan şey büyük sözler değil; zamanında söylenmiş küçük bir
“Seni anlıyorum.”
cümlesidir.
Çünkü insan, gerçekten anlaşıldığını hissettiği yerde
bağ kurar.
