
Mustafa Varank’ın BTSO’daki devir teslim töreninde yaptığı açıklama dikkat çekici.
Özetle diyor ki:
“AK Parti bu yarışın tarafı değildir. Partiyi tarafmış gibi göstermeye çalışanlar yanlış yapar.”
Ama burada asıl mesele söylenen sözden çok, o sözün ne zaman söylendiği.
Çünkü insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Sayın Varank, neden şimdi?
BTSO seçimleri bütün hararetiyle devam ederken neden aynı açıklamayı yapmadınız?
İsimler konuşulurken…
Siyasi aktörlerin tavırları tartışılırken…
AK Parti’nin kimi desteklediği Bursa kamuoyunda sorgulanırken…
Neden çıkıp açıkça:
“AK Parti’nin adayı yoktur, partimizi bu yarışın içine çekmeyin”
demediniz?
Siyasette yalnızca ne söylediğiniz değil, ne zaman söylediğiniz de önemlidir.
Seçimden önce söylenen söz başka anlam taşır.
Sandık açıldıktan sonra söylenen aynı söz başka.
Üstelik seçim sürecinde ortaya çıkan tablo da öyle kolayca yok sayılabilecek bir tablo değildi.
AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan’ın tavrı beliyken.
Parti yöneticilerinin durduğu yer beliyken.
AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala’nın süreçteki pozisyonu beliyken.
Bir de seçimlerden kısa süre önce Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Bursa programı vardı.
TEKNOSAB programına katıldı.
Ardından BTSO çatısı altında iş dünyasıyla buluştu.
Yanında siyasetin önemli isimleri vardı.
İbrahim Burkay da o fotoğrafın içerisindeydi.
Ve en önemlisi o süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Burkay’ın buluşması ve birlikte resim vermeleri.
Şimdi soralım:
Bursa kamuoyu bu görüntüyü nasıl okuyacaktı?
Böylesine kritik bir seçim öncesinde Ankara’dan gelen üst düzey ziyaretlerin İbrahim Burkay’a siyasi destek olarak yorumlanması gerçekten şaşırtıcı mıydı?
Eğer bu yorum yanlışsa…
Neden o gün düzeltilmedi?
İşte asıl mesele burada.
Bugün Mustafa Varank çıkıp:
“AK Parti taraf değildi.”
dediğinde yalnızca BTSO seçimini değerlendirmiş olmuyor.
Farkında olarak ya da olmayarak başka bir tartışmanın da kapısını açıyor.
Çünkü bu cümlenin ardından şu soru geliyor:
O halde başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Efkan Ala’nın ve Davut Gürkan’ın seçim sürecindeki tavırlarını nereye koyacağız?
Varank’ın açıklaması bu isimlerin durduğu yeri de tartışmaya açmıyor mu?
Daha açık soralım:
Sayın Varank kimin yanlışını düzeltiyor?
Bursa kamuoyunu mu?
Basını mı?
Yoksa kendi partisinin Bursa’daki yöneticilerini mi?
Çünkü “AK Parti taraf değildi” dediğiniz anda, seçim sürecinde parti adına ya da partiye yakınlık üzerinden ortaya çıkan bütün görüntülerin hesabı da ister istemez gündeme geliyor.
Bu nedenle mesele yalnızca BTSO meselesi olmaktan çıkıyor.
AK Parti Bursa siyasetinin içine giriyor.
Seçim sonrasındaki bazı temaslar da bu tartışmayı büyütüyor.
Efkan Ala’nın Bursa programları…
Parti yöneticileriyle yapılan görüşmeler…
MKYK üyesi Önder Matlı ile Emir Sultan’da gerçekleştiği ileri sürülen görüşmeye ilişkin kulisler…
Bütün bunların siyasi karşılığını ilerleyen dönemde daha net göreceğiz.
Ancak bugünden sorulabilecek soru şu:
Varank’ın açıklaması yalnızca BTSO seçimine ilişkin mi, yoksa AK Parti Bursa teşkilatına verilmiş siyasi bir mesaj mı?
Davut Gürkan’ın geleceğine yönelik bir hesap mı var?
İl başkanlığı için başka isimler mi düşünülüyor?
Efkan Ala’nın süreçteki pozisyonuna yönelik dolaylı bir itiraz mı yapılıyor?
Bunların bugün için kesin cevabı yok.
Ama açıklamanın zamanlaması bu soruların sorulmasına neden oluyor.
Bir de çok ciddi bir kulis iddiası var.
Edindiğimiz bilgiye göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BTSO seçim sürecinde İstanbul’daki bir programda AK Parti teşkilatında önemli görevde bulunan Recep Altepeyle seçimleri konuştuğu ileri sürülüyor.
İddiaya göre Erdoğan’ın Altepeye,
“Bursa’dakilere söyleyin, bizim adayımız İbrahim Burkay’dır. Burkay’a destek olsunlar.”
anlamında bir mesaj verdiği öne sürülüyor.
Altını çizelim:
Bu, doğrulanması gereken ciddi bir kulis iddiasıdır.
Ancak eğer bu iddia doğruysa, tartışma bambaşka bir noktaya gelir.
O zaman Efkan Ala’nın ve Davut Gürkan’ın seçim sürecindeki tavırlarını yok saymak mümkün olmaz.
Ve Sayın Varank’a şu soruyu sormak gerekir:
Eğer Cumhurbaşkanı’nın iradesi bu yöndeyse, siz bugün tam olarak neye itiraz ediyorsunuz?
Burada Mustafa Varank’la ilgili başka bir noktayı da söylemek gerekiyor.
Sayın Varank, siz 2023 seçimlerinde Bursa’dan milletvekili seçildiniz.
Bursa’yla daha güçlü bağ kuracağınızı, şehirle iç içe olacağınızı söylediniz.
Bursa halkı sizi bakanlığınız döneminde sevdi, sempati duydu.
Ben de o sempatiyi duyanlardan biriyim.
Ama bugün Bursa’da şöyle bir eleştiri var:
Sizi Bursa’da yeterince göremiyoruz.
Arada birkaç ziyaret…
Esnaf buluşmaları…
Sosyal medyada birkaç görüntü…
Sonra yeniden Ankara.
Oysa Bursa milletvekilliği yalnızca zaman zaman şehre gelip program yapmakla olmaz.
Bu şehrin siyasi tartışmalarını da yakından takip etmek gerekir.
Bu nedenle BTSO seçimleri sonrasında yaptığınız açıklama ister istemez başka bir soruyu da akla getiriyor:
Bursa’da yaşanan seçim sürecini gerçekten ne kadar yakından takip ettiniz Sayın Varank?
Çünkü Bursa’da yaşayanlar bu seçimin atmosferini gördü.
Kimin nerede durduğunu konuştu.
Ankara’dan gelen ziyaretlerin nasıl yorumlandığını izledi.
Böyle bir sürecin sonunda çıkıp yalnızca:
“AK Parti taraf değildi.”
demek, yaşananların üzerini kapatmıyor.
Tam tersine daha fazla soru doğuruyor.
Sonuçta mesele çok basit bir noktaya geliyor.
Eğer AK Parti gerçekten taraf değilse…
Bunu seçim devam ederken söylemek gerekirdi.
Eğer partinin adının kullanılması yanlışsa…
O gün itiraz etmek gerekirdi.
Eğer ortaya çıkan siyasi görüntü doğru değilse…
Sandıklar açılmadan önce düzeltmek gerekirdi.
Çünkü siyasette doğru sözü söylemek kadar, doğru zamanda söylemek de önemlidir.
Maç bittikten sonra düdük çalmanın fazla anlamı olmaz.
Pozisyon yaşanırken konuşacaksınız.
Risk varken tavır koyacaksınız.
Sonuç belli olmadan cümle kuracaksınız.
Bu nedenle BTSO seçimlerinden sonra geriye kalan asıl soru artık şudur:
Sayın Varank, bu çıkış neyin çabasıdır?
Geç kalmış bir tarafsızlık ilanı mı, yoksa seçim sürecinde sorumluluk üstlenen bazı isimleri bugün hedefe koyup siyasi faturayı onlara kesme çabası mı?
