Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
İsmail Tastan
İsmail Tastan

Yıldırım’a Bir Şeyler Oluyor

Bir şehrin değiştiğini anlamak için istatistiklere bakmaya gerek yoktur.

Sokağa çıkarsınız.

Etrafınıza bakarsınız.

İnsanların oturduğu parklara, yükselen binalara, açılan yollara, çocukların oynadığı alanlara bakarsınız.

Ve dersiniz ki:

“Burada bir şeyler gerçekten değişiyor.”

Yıldırım için bugün böyle bir dönemden söz etmek mümkün.

Çünkü dürüst olalım…

Bursa’da yıllarca “Yıldırım” denildiğinde insanların zihninde oluşan tablo pek de parlak değildi.

Dar sokaklar…

Plansız yapılaşma…

Birbirinin üzerine yaslanmış eski binalar…

Yeşil alan sıkıntısı…

Sosyal yaşam bakımından yetersiz mahalleler…

Ve zaman zaman ilçenin tamamına haksız biçimde yapıştırılan olumsuz bir imaj.

Uludağ’ın eteklerinde yer alan bir ilçeden söz ediyoruz ama yıllarca bu coğrafi avantajın şehir yaşamına yeterince yansımadığını da kabul etmek gerekiyor.

Dağın dibindesiniz ama nefes alacak alanınız sınırlı.

Biraz tuhaf değil mi?

Gençlerin zaman geçireceği alan az.

Çocukların güvenle oynayacağı modern mekanlar yetersiz.

Ailece çıkıp birkaç saat geçirilecek sosyal alan konusunda seçenekler sınırlı.

Bu nedenle Yıldırım’da yaşayan birçok insan hafta sonunda nefes almak için başka ilçelere yöneliyordu.

İşte Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın önündeki tablo buydu.

Kolay bir tablo muydu?

Kesinlikle değildi.

Çünkü Yıldırım gibi yılların biriktirdiği şehircilik problemlerine sahip bir ilçeyi değiştirmek, birkaç park yapmakla ya da birkaç binanın cephesini boyamakla olacak iş değil.

Burada esas mesele şehrin iskeletine dokunabilmekti.

Oktay Yılmaz’ın göreve geldikten sonra ağırlığını en fazla verdiği konulardan birinin kentsel dönüşüm olması bu nedenle önemli.

Bursa bir deprem şehri.

Yıldırım ise eski yapı stokunun yoğun olduğu ilçelerin başında geliyor.

Dolayısıyla kentsel dönüşüm burada bir “güzelleştirme projesi” olmaktan önce bir güvenlik meselesidir.

Can meselesidir.

Gelecek meselesidir.

Bugün ilçenin farklı mahallelerinde yükselen yeni yapıları, devam eden şantiyeleri ve tamamlanan dönüşüm alanlarını yan yana koyduğunuzda ortaya artık münferit birkaç proje değil, daha kapsamlı bir dönüşüm iradesi çıkıyor.

Yıldırım adeta uzun süredir devam eden büyük bir şantiye görünümünde.

Şantiye kelimesini bazen olumsuz anlamda kullanırız.

Ama söz konusu eski ve riskli yapıların yenilenmesi ise o şantiye biraz da geleceğin habercisidir.

Elbette her şey çözülmüş değil.

Bunu söylemek de hakkaniyetli olmaz.

Yıldırım büyük bir ilçe.

Hala dönüşüm bekleyen mahalleler var.

Hala trafik, otopark, yoğun yapılaşma ve sosyal alan ihtiyacı bulunan bölgeler mevcut.

Bazı çalışmaların daha hızlı ilerlemesini isteyen vatandaşlar da olacaktır.

Ve olmalıdır.

Çünkü belediyecilikte alkış kadar eleştiri de yöneticiyi diri tutar.

Ancak şu gerçeği de görmezden gelmemek gerekiyor:

On yıllar içinde oluşmuş şehircilik problemlerinin birkaç yıl içerisinde tamamen ortadan kaldırılmasını beklemek gerçekçi değil.

Önemli olan yönün doğru olup olmadığıdır.

Gayretin bulunup bulunmadığıdır.

İşin vitrine mi yoksa gerçekten sokağa mı yansıdığıdır.

Yıldırım’da bugün baktığımızda bunun önemli örneklerinden biri Davutkadı’da karşımıza çıkıyor.

Yıldırım’ın en eski yerleşim alanlarından Davutkadı’da yürütülen kentsel dönüşüm çalışmasının ikinci etabında temel atıldı.

Birinci etap artık tamamlanmaya yaklaşırken ikinci etap için de düğmeye basılması, projenin devamlılığı açısından önemli.

Çalışmanın tamamı yaklaşık 21 bin metrekarelik bir alanı kapsıyor.

İlk etapta eski 86 bağımsız bölüm kaldırılarak yerine 81 konut ve bir iş yeri yapılırken ikinci etapta yıkılan 196 bağımsız bölümün yerine 148 konut ile 6 ticari alan inşa edilmesi planlanıyor.

İki etap tamamlandığında bölgede yedi blok içinde toplam 236 bağımsız bölüm bulunacak.

Fakat burada asıl dikkat çekici mesele sadece kaç daire yapıldığı değil.

Çünkü kentsel dönüşümü yalnızca “eski binayı yık, yenisini dik” anlayışına indirgerseniz şehir dönüştürmüş olmazsınız.

Sadece bina yenilemiş olursunuz.

Davutkadı projesinde alanın önemli bölümünün yeşil alan, yürüyüş yolları ve ortak kullanım alanlarına ayrılması bu açıdan değerli.

Çünkü Yıldırım’ın ihtiyacı sadece yeni bina değil; yeni yaşam alanı.

Oktay Yılmaz’ın Davutkadı’daki yaklaşımında da bu vurgu öne çıkıyor.

Binalar yenilenirken mahalle yaşamının da yeniden kurulması hedefleniyor.

Yaklaşık 4 bin metrekarelik yeni bir yeşil alanın bölgeye kazandırılması için çalışma yürütülmesi, yıllarca yapı yoğunluğu altında sıkışmış Davutkadı açısından küçümsenecek bir adım değil.

Benim burada küçük bir parantezim var.

Dört bin metrekare elbette değerlidir.

Ama Yıldırım’ın nüfusunu ve geçmişten gelen yeşil alan açığını düşündüğümüzde, belediyenin bundan sonraki projelerde mümkün olan her metrekareyi yeşil alan lehine zorlaması gerekiyor.

Yıldırım’ın betona değil, nefes almaya ihtiyacı var.

Yeni bina yaparken eski şehircilik alışkanlıklarının tekrar edilmemesi şart.

Dönüşümün başarı ölçüsü sadece sağlam konut üretmek değil; o konutların çevresinde nasıl bir hayat kurulduğudur.

Parkı var mı?

Çocuk alanı var mı?

Otoparkı yeterli mi?

Yaya rahat mı?

Yaşlı insan evinden çıktığında oturabileceği bir alan bulabiliyor mu?

Genç kendisini mahallesine ait hissediyor mu?

Asıl şehircilik işte burada başlıyor.

Davutkadı’nın yanında Yediselviler’de başlatılan planlama çalışmaları da bu açıdan dikkat çekici.

Yaklaşık 3,4 hektarlık alanda yürütülen düzenlemeyle park alanları, belediye hizmet alanları ve yeni konut adalarının oluşturulması hedefleniyor.

Davutkadı ve Sıracevizler’i içine alan daha geniş ölçekli planlamada ise mevcut yeşil alan miktarının ciddi biçimde artırılması, sosyal ve teknik altyapı alanlarının genişletilmesi amaçlanıyor.

Bu yaklaşım önemli.

Çünkü Yıldırım’ın geçmişteki en büyük sorunlarından biri mahallelerin birbirinden kopuk, plansız ve günü kurtaran anlayışlarla gelişmesiydi.

Şimdi mesele tek tek bina yapmak değil, mahalleyi bir bütün olarak tasarlamak olmalı.

Oktay Yılmaz yönetiminin olumlu taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor.

Kentsel dönüşümü, sosyal tesisleri, spor alanlarını, parkları ve yeni yaşam alanlarını aynı şehir vizyonunun parçaları olarak ele alma çabası var.

Eksik var mı?

Var.

Eleştirilecek taraflar çıkar mı?

Elbette çıkar.

Zaten bir belediye başkanına yapılabilecek en büyük kötülük, yapılan her işe koşulsuz “mükemmel” demektir.

Ama hakkı teslim etmek başka bir şeydir.

Bugün Yıldırım’ın birkaç yıl önceki görüntüsüyle bugünkü görüntüsü aynı değil.

Bunu kabul etmek gerekiyor.

İlçenin özgüveninde bile bir değişim var.

Eskiden Yıldırım denildiğinde sürekli sorun konuşulurken artık yapılan tesisler, dönüşüm projeleri, parklar ve yeni yatırımlar da konuşuluyor.

Belki de belediyecilikte en zor başarılardan biri budur:

Bir ilçenin yalnızca binalarını değil, kendi hakkındaki düşüncesini değiştirmek.

Oktay Yılmaz’ın ortaya koyduğu esas başarıyı ben burada görüyorum.

Yıldırım’ın “Bursa’nın ihmal edilmiş ilçesi” algısından çıkıp kendisini yeniden tarif etmeye başlamasında.

Bir belediye başkanının elinde sihirli değnek yoktur.

Olsa zaten memlekette sorun kalmazdı.

Ama vizyon vardır.

Çalışma vardır.

Takip vardır.

İnat vardır.

Ve bazen bir şehri değiştiren şey budur.

Yıldırım bugün hala dönüşüm yolunun ortasında.

Her şey tamamlanmış değil.

Daha yapılacak çok iş var.

Özellikle bazı eski mahallelerde dönüşümün hızlandırılması, otopark meselesinin daha güçlü biçimde ele alınması, yeşil alan miktarının artırılması ve sosyal yaşam yatırımlarının ilçenin tamamına dengeli biçimde yayılması gerekiyor.

Fakat geldiğimiz noktada şunu söylemek haksızlık olmaz:

Oktay Yılmaz döneminde Yıldırım, yıllardır üzerine yapışmış “köhne kent” görüntüsünü üzerinden atmak için ciddi bir hamle yaptı.

Ve bu hamle lafla değil, sahada yürütülüyor.

Davutkadı bunun örneklerinden biri.

Yarın başka bir mahalle.

Sonra bir başkası.

Böylesine büyük ve eski bir ilçenin dönüşümü zaten böyle olur.

Parça parça.

Sokak sokak.

Mahalle mahalle.

Ama aynı hedefe doğru.

Yıldırım’ın önümüzdeki yıllarda nasıl bir yere dönüşeceğini bugünden kesin biçimde söylemek mümkün değil.

Fakat yön belli.

Daha güvenli yapılaşma.

Daha fazla yeşil alan.

Daha yaşanabilir mahalleler.

Ve insanların başka ilçelere kaçmak yerine kendi ilçesinde yaşamaktan keyif aldığı bir Yıldırım.

Oktay Yılmaz’ın sınavı da bundan sonra burada başlayacak.

Başlatılan dönüşüm hamlesini aynı kararlılıkla sürdürebilmek.

Çünkü şehircilikte asıl başarı bir temel atma töreni yapmak değildir.

O temel üzerine nasıl bir şehir kurduğunuzdur.

Bugün görünen şu:

Yıldırım eski Yıldırım olmak istemiyor.

Ve belli ki Oktay Yılmaz da buna izin vermemeye oldukça kararlı.