
Bursa’nın yıllardır beklediği Ali Osman Sönmez Hastanesi’nde artık son viraja girilmiş görünüyor.
Yapımı uzadı.
Müteahhit sorunları yaşandı.
Tarihler verildi, tarihler ertelendi.
Bursalı da doğal olarak, “Bu hastane ne zaman açılacak?” diye sormaktan yoruldu.
Ama şimdi önümüzde daha somut bir takvim var.
AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan’ın bugün ON6 TV’deki canlı yayında yaptığı açıklamaya göre, ekim ayı sonuna doğru hasta kabulünün başlaması planlanıyor.
Üstelik mesele yalnızca yeni bir hastanenin kapısının açılması değil.
Çekirge Devlet Hastanesi başta olmak üzere bazı hastanelerden ve sağlık birimlerinden Ali Osman Sönmez Hastanesi’ne kademeli bir geçiş öngörülüyor.
Gürkan’ın verdiği bir başka önemli bilgi de şu:
Taşınacak hastanelerin kapısına bir gecede kilit vurulmayacak.
Yeni yerdeki eksikler tamamlanıncaya, sistem tam anlamıyla oturuncaya kadar mevcut binalarda planlı hizmetlerin devam etmesi düşünülüyor.
Bu önemli.
Çünkü hastane taşımak, büro taşımaya benzemez.
Masayı alıp kamyona koyarsınız, ertesi sabah yeni yerde çalışmaya başlarsınız diye bir şey yok.
Yoğun bakım var.
Cihaz var.
Poliklinik var.
Yatan hasta var.
Tedavisi kesintiye uğramaması gereken insan var.
Dolayısıyla kademeli geçiş doğru yöntemdir.
Gelelim beni asıl ilgilendiren meseleye…
İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’ne.
Bursalıların eski Asker Hastanesi olarak bildiği bu kurum, herhangi bir hastane değil.
Felç geçirdikten sonra yeniden ayağa kalkmaya çalışan insanların hastanesi.
Kolunu yeniden kullanabilmek için aylarca mücadele edenlerin hastanesi.
Nörolojik rehabilitasyondan ortopedik rehabilitasyona, el rehabilitasyonundan konuşma terapisine, robot destekli tedaviden denge çalışmalarına kadar çok geniş bir alanda hizmet veren ihtisaslaşmış bir merkez.
Yaklaşık 150 yataklık kapasitesi var.
Üstelik yalnızca Bursa’dan değil, çevre illerden de hasta kabul ediyor.
Bu nedenle meseleyi yalnızca “Bir bina boşalıyor, öteki binaya taşınıyor” şeklinde değerlendiremeyiz.
Buradaki temel soru şudur:
Taşınma sonunda Bursa’nın fizik tedavi ve rehabilitasyon kapasitesi artacak mı, azalacak mı?
Bütün mesele bu.
Kamuoyuna yansıyan planlamalarda Ali Osman Sönmez Hastanesi içerisinde fizik tedavi için yaklaşık 68 yataklık bir kapasiteden söz ediliyor.
Eğer bu rakam doğruysa…
Bugün 150 yataklı ihtisas hastanesinin verdiği hizmetin önemli bir bölümünün 68 yatakla karşılanması nasıl mümkün olacak?
İşte açıklığa kavuşturulması gereken konu budur.
Çünkü fizik tedavi öyle ertelenebilecek bir sağlık hizmeti değildir.
Özellikle inme geçirmiş bir hasta için…
“Bu hafta yer yok, iki ay sonra gelin” demek bazen yalnızca iki aylık gecikme anlamına gelmez.
Hastanın yeniden yürüyebilme ihtimalini, bağımsız yaşayabilme şansını, hatta hayatının bundan sonraki bütün düzenini etkileyebilir.
Dolayısıyla burada yatak hesabı yaparken yalnızca sayı saymıyoruz.
İnsanların yeniden hayata tutunma imkanını konuşuyoruz.
Fakat bugün Davut Gürkan’ın verdiği bir başka bilgi, bu konuda umut verici.
Çekirge Devlet Hastanesi’nin boşalmasının ardından mevcut binanın kısa vadede Esenlik Merkezi olarak değerlendirilmesi, sonraki aşamada ise 400-500 yataklı büyük bir fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezine dönüştürülmesi yönünde bir önerinin Ankara’ya Cumhurbaşkanlığına iletildiğini söyledi.
Eğer bu proje hayata geçerse…
İşte o zaman tablo tamamen değişir.
Bursa, fizik tedavide kapasite kaybeden değil, tam tersine bölgesel rehabilitasyon merkezi haline gelen bir şehir olabilir.
400-500 yataklı bir rehabilitasyon hastanesi Bursa için gerçekten çok önemli bir yatırım olur.
Ancak burada küçük ama önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:
Öneri başka şeydir, yatırım kararı başka şeydir.
Bu nedenle vatandaşın beklentisi son derece açık olmalı.
Proje netleşsin.
Yatak sayısı netleşsin.
İlker Çelikcan’ın geleceği netleşsin.
Hangi hizmetin nereye taşınacağı açıkça anlatılsın.
Bir noktayı da özellikle belirtelim.
Ali Osman Sönmez Hastanesi’nin açılması Bursa adına sevindirici bir gelişmedir.
Yıllardır beklenen yatırım nihayet hizmete giriyor.
Daha modern servisler, daha güçlü yoğun bakım kapasitesi, geniş acil alanları ve farklı branşların aynı sağlık kompleksi içinde toplanması şehir açısından önemli kazanımdır.
Emeği geçen kim varsa hakkını teslim etmek gerekir.
Bugün Davut Gürkan’ın açıkladığı takvim ve Çekirge için dile getirilen yeni rehabilitasyon merkezi hedefi de Bursa sağlık sistemi açısından olumlu haberlerdir.
Ama yeni olanı överken eski ve değerli olanı gözden çıkarmamak gerekir.
Bizim söylediğimiz bundan ibaret.
Ali Osman Sönmez Hastanesi açılsın.
Hem de bir an önce açılsın.
Çekirge Devlet Hastanesi taşınsın.
Yeni sağlık yatırımları yapılsın.
Ama İlker Çelikcan’ın bugün sunduğu fizik tedavi ve rehabilitasyon kapasitesi küçülmesin.
Mümkünse büyüsün.
Çünkü Bursa büyüyor.
Nüfus artıyor.
Yaşlı nüfus artıyor.
İnme, ortopedik rahatsızlıklar ve uzun süreli rehabilitasyon ihtiyacı ortadan kalkmıyor.
Tam tersine artıyor.
O halde hedef de çok açık olmalı:
Yeni hastane açarken eskisinden daha az sağlık hizmeti üretmek değil, daha fazlasını üretmek.
Eğer Çekirge’de gerçekten 400-500 yataklı büyük bir rehabilitasyon merkezi kurulacaksa bunu Bursa adına alkışlarız.
Ama o gün gelinceye kadar da İlker Çelikcan’ın birikimini, uzman kadrosunu ve mevcut kapasitesini korumak gerekir.
Çünkü hastanelerde binalar önemlidir.
Cihazlar önemlidir.
Yatak sayıları önemlidir.
Ama sonunda bütün hesabın merkezinde tek bir şey vardır:
Hasta.
Ve sağlıkta doğru planlama dediğiniz şey de tam olarak budur:
Yeni bir kapı açarken, ihtiyaç sahibinin yüzüne başka bir kapıyı kapatmamak.
Elbette gönlümüz, İlker Çelikcan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’nin mevcut yerinde hizmet vermeye devam etmesinden yana. Ancak taşınmayı zorunlu kılan teknik gerekçeler varsa, yapılması gereken mevcut kapasiteyi azaltmak değil; korumak ve mümkünse daha da büyütmektir.
Çünkü Bursa gibi nüfusu sürekli artan, çevre illerden de yoğun hasta kabul eden bir kentin ihtiyacı daha az rehabilitasyon hizmeti değil; daha fazla yatak, daha güçlü kapasite ve daha fazla hastaya ulaşan bir sağlık sistemidir.
Bursa’nın büyüyen sağlık ihtiyacına yakışan da budur.
