Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gülfer Tek
Gülfer Tek

İlk Seansta Ne Olur?

Bir psikoloğun odasına ilk kez girmek, çoğu insan için yalnızca bir randevuya gitmek değildir.

Bazen uzun zamandır ertelenen bir yüzleşmedir.
Bazen “Ben bunu tek başıma çözemiyorum” demenin sessiz hâlidir.
Bazen de insanın kendisine ilk kez gerçekten kulak vermeye karar vermesidir.

İlk seans öncesinde akıldan pek çok soru geçer:

“Ne anlatacağım?”
“Beni yargılar mı?”
“Nereden başlamalıyım?”
“Ya konuşamazsam?”
“İlk seansta her şeyi anlatmam gerekir mi?”

Aslında ilk seansın amacı, bütün hayatınızı bir saat içinde anlatmanız değildir.

İlk seans, birbirinizi tanıma ve güvenli bir çalışma alanı oluşturma sürecidir.

Psikolog sizi dinlerken yalnızca anlattığınız olaylara değil; bu olayların sizde bıraktığı etkiye, duygularınıza, düşüncelerinize ve yaşamınızı nasıl etkilediğine de dikkat eder.

Neden destek almaya ihtiyaç duyduğunuz, son zamanlarda sizi zorlayan durumlar, geçmiş deneyimleriniz, ilişkileriniz, günlük yaşamınız ve beklentileriniz konuşulabilir.

Ancak bu konuşmanın kesin ve değişmez bir sırası yoktur.

Nereden başlayacağınızı bilmemeniz son derece doğaldır.

Bazen kişi odaya girer ve uzun uzun konuşur.
Bazen birkaç cümleden sonra susar.
Bazen gözyaşları gelir.
Bazen de bütün seans boyunca duygularını ifade etmekte zorlanır.

Bunların hiçbiri yanlış değildir.

Çünkü terapi, güzel cümleler kurma yeri değildir.
Terapi, insanın olduğu hâliyle bulunabildiği bir alandır.

İlk görüşmede psikolog, çalışma biçimi hakkında da bilgi verebilir. Seansların süresi, görüşme sıklığı, gizlilik ilkesi, iptal koşulları ve süreçte izlenecek yol konuşulabilir.

Özellikle gizlilik konusu önemlidir.

Terapide konuşulanlar, etik ilkeler ve yasal sınırlar çerçevesinde gizli tutulur.

Bu güven duygusu, kişinin zamanla kendisini daha açık ifade edebilmesini sağlar. Fakat güven çoğu zaman ilk dakikada oluşmaz. Adım adım gelişir.

Bu nedenle ilk seanstan çıktığınızda her şeyin çözülmesini beklemek gerçekçi değildir.

İlk görüşme bazen rahatlama getirir.
Bazen kafanızda yeni sorular oluşturur.
Bazen de uzun zamandır bastırdığınız duyguların farkına varmanıza neden olur.

Terapi bir anda değişmek değil, kendinizi anlamaya başlamaktır.

Psikolog size hazır reçeteler sunmaz. Hayatınızla ilgili kararları sizin adınıza vermez. Size ne yapmanız gerektiğini sürekli söyleyen biri de değildir.

Psikolojik destek sürecinde amaç, kişinin kendi duygularını, ihtiyaçlarını, sınırlarını ve davranışlarını daha iyi fark etmesini sağlamaktır.

Psikolog bu yolda eşlik eder.
Sorular sorar.
Bazı tekrarları görünür hâle getirir.
Kaçındığınız noktaları fark etmenize yardımcı olur.

Ama değişimin merkezinde her zaman siz bulunursunuz.

İlk seans sonunda kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

“Bu kişinin yanında kendimi zamanla daha güvende hissedebilir miyim?”

Çünkü terapi ilişkisinde en önemli unsurlardan biri, danışan ile psikolog arasında kurulan güven ve uyumdur.

Her psikolog, her danışan için doğru kişi olmayabilir. Bu durum terapinin işe yaramadığı anlamına gelmez. Bazen doğru uzmanı bulmak da sürecin bir parçasıdır.

Şunu unutmamak gerekir:

İlk seansa gitmek, zayıflığın değil; kendine karşı sorumluluk almanın göstergesidir.

İnsan bazen başkalarına güçlü görünmeye çalışırken kendi içindeki yorgunluğu görmezden gelir.

Oysa yardım istemek, insanın kendisine verebileceği en dürüst cevaplardan biridir.

İlk seansta mucizeler gerçekleşmez.

Fakat bazen yalnızca ilk kez anlaşılmaya çalışıldığınızı hissetmek bile önemli bir başlangıçtır.

Çünkü bazı değişimler büyük kararlarla değil, kapısı sessizce açılan bir odada söylenen şu cümleyle başlar:

“Nereden başlayacağımı bilmiyorum ama artık böyle devam etmek istemiyorum.”