
Yıldırım, Bursa’nın en kolay ilçelerinden biri hiç olmadı.
Bunu sadece bugün söylemiyoruz.
Yıllardır bilinen bir gerçek bu.
Göç alan yapısı, yoğun nüfusu, düzensiz kentleşme sorunları, sosyal yaşam alanlarının sınırlı oluşu ve bazı bölgelerde biriken güvenlik kaygılarıyla Yıldırım, uzun süre Bursa’nın en fazla yük taşıyan ilçelerinden biri olarak anıldı.
Bir ilçeyi yönetmek zordur.
Ama Yıldırım gibi çok katmanlı sorunları olan bir ilçeyi yönetmek daha da zordur.
Çünkü Yıldırım da konu sadece yol yapmak, park açmak ya da bina yenilemek değildir.
Burada insanın yaşadığı yere olan aidiyetini güçlendirmek, mahalle kültürünü canlı tutmak, gençlere alan açmak, ailelere nefes alacak yerler kazandırmak ve yılların biriktirdiği şehirleşme sorunlarını adım adım azaltmaktır.
Yıldırım’ın geçmişine baktığımızda, geçmişte ilçenin uzun süre daha çok sorunlarıyla konuşulduğunu görmek mümkün.
Çarpık yapılaşma denildiğinde akla gelen yerlerden biriydi.
Sosyal alan eksikliği hissediliyordu.
Gençlerin önemli bir kısmı gezmek, oturmak, zaman geçirmek için başka ilçelere yöneliyordu.
Bazı mahallelerde kamusal alanların yetersizliği günlük hayatı doğrudan etkiliyordu.
Bu yüzden Yıldırım’da yapılan her çalışma, sadece bir belediye hizmeti olarak değil, aynı zamanda bir yaşam kalitesi müdahalesi olarak görülmeli.
Son iki dönemde Başkan Oktay Yılmaz yönetiminde ilçede gözle görülür bir değişim yaşandığı da ortada.
Bunu söylerken meseleyi abartmaya gerek yok.
Her şey bir anda değişmedi.
Tüm sorunlar bitmedi.
Yıldırım’ın hala çözüm bekleyen sorunları var.
Ama şunu da teslim etmek gerekir:
Yıldırım, bugün geçmişe göre daha düzenli, daha hareketli ve daha yaşanabilir bir ilçe görüntüsü vermeye başladı.
Uyumayan kütüphaneler, mesire alanları, çocuk parkları, spor tesisleri, sosyal yaşam alanları, kentsel dönüşüm adımları ve mahalle ölçeğinde yapılan düzenlemeler, bu değişimin parçaları olarak dikkat çekiyor.
Burada önemli olan sadece yapılan işlerin sayısı değil.
Önemli olan, bu işlerin ilçe halkının günlük hayatına ne kadar dokunduğudur.
Çünkü belediyecilikte asıl ölçü çok basittir:
Vatandaş evinden çıktığında daha güvenli hissediyor mu?
Çocuklar oynayacak alan bulabiliyor mu?
Gençler kendi ilçesinde vakit geçirebiliyor mu?
Mahalleler nefes alacak yeşil alanlara kavuşuyor mu?
İlçenin yıllardır sorun olarak gördüğü noktalar çözüm alanına dönüşüyor mu?
Yıldırım’daki dönüşüme bu sorular üzerinden bakmak daha doğru olur.
Bu noktada Deliçay’da yapılan çalışma da dikkat çekici bir örnek olarak karşımızda duruyor.
Yıllarca zaman zaman taşkınlarla, kötü görüntülerle ve çevresel sorunlarla anılan bir dere yatağının, bugün daha güvenli ve daha düzenli bir yaşam alanına dönüştürülmesi önemli adımlardan biri.
Şirinevler ve Demetevler mahalleleri arasında bulunan Deliçay Dere yatağında yapılan ıslah çalışması ve çevre düzenlemesiyle bölgenin çehresi değişti.
Derenin çevresi park alanlarıyla, yürüyüş ve bisiklet yollarıyla, çocuk oyun alanlarıyla, spor ve dinlenme noktalarıyla yeniden düzenlendi.
Ayrıca iki mahalle arasındaki yaya ulaşımını kolaylaştırmak için yeni köprülerin yapılması da projenin sadece görsel değil, işlevsel tarafını da güçlendirdi.
Bu tür projelerde asıl değer şurada ortaya çıkar:
Daha önce sorun olarak görülen bir alan, vatandaşın kullanabileceği ortak bir yaşam alanına dönüşüyorsa, orada doğru bir şehircilik adımı vardır.
Başkan Oktay Yılmaz’ın bu projeyle ilgili kullandığı ifadeler de belediyenin meseleye nasıl baktığını gösteriyor.
Yılmaz, Yıldırım’ın her noktasına yatırım yaparken halkın memnuniyetini esas aldıklarını belirtiyor ve ilçenin sadece bugününü değil, yarınını da planladıklarını söylüyor.
Bu sözler önemli.
Çünkü Yıldırım gibi ilçelerde bugünü kurtarmak yetmez.
Yarını da düşünmek gerekir.
Bugün yapılan bir park, yarının mahalle kültürünü etkiler.
Bugün yapılan bir kütüphane, yarının gençlerine yön verir.
Bugün düzenlenen bir dere yatağı, yarının güvenli yaşam alanına dönüşür.
Bugün atılan bir kentsel dönüşüm adımı, yılların yapılaşma sorununu azaltır.
Bu nedenle Yıldırım’daki değişimi sadece açılışlar üzerinden değil, ilçenin uzun vadeli dönüşüm süreci üzerinden okunuyor olması da kıymetli.
Oktay Yılmaz’ın konuşmasında dikkat çeken bir başka nokta da şu yaklaşım:
“Sadece fiziki yatırımları değil, yaşamı, hareketi ve kentin ruhunu aynı anda tasarlıyoruz.”
Bu cümle, Yıldırım için önemli bir hedefi işaret ediyor.
Çünkü Yıldırım’ın en büyük ihtiyacı sadece yeni yapılar değil, aynı zamanda daha dengeli bir şehir hayatıydı.
İnsanların yaşadığı yerde vakit geçirebildiği, çocukların güvenli alanlarda oynayabildiği, gençlerin spor yapabildiği, ailelerin birlikte nefes alabildiği bir ilçe yapısı oluşturmak kolay bir hedef değil.
Ama bu hedefe doğru atılan her adım, ilçenin algısını da değiştiriyor.
Burada yine ölçülü olmakta fayda var.
Yıldırım’ın bütün sorunları çözüldü demek doğru olmaz.
Kentsel dönüşüm de onca dönüşümlerin yapılmasına rağmen hala en önemli başlıklardan biri.
Trafik, otopark, yoğun yapılaşma, sosyal donatı ihtiyacı ve bazı mahallelerde yaşam kalitesini artıracak yeni çalışmalara ihtiyaç devam ediyorken, ihtiyaçların giderilmesi için de hummalı bir çalışa olduğunu da görmek mümkün.
Fakat geçmişle bugün kıyaslandığında, ilçede bir yön değişimi olduğu da görmezden gelinemez.
Yıldırım artık sadece sorunlarıyla anılan bir ilçe olmaktan çıkıp, dönüşüm çabasıyla konuşulan bir ilçe haline gelmeye başladı.
Bu değişimin halkta karşılık bulmasının nedeni de sadece yapılan yatırımlar değil.
Başkan Oktay Yılmaz’ın sahada görünür olması, mahallelerle temas kurması ve farklı kesimlerin beklentilerini dikkate alan bir yönetim dili kurmaya çalışması da bu sürecin önemli parçalarından biri.
Bir belediye başkanı için en önemli sınavlardan biri budur.
Sadece kendi seçmenine değil, ilçenin tamamına temas edebilmek.
Parti ayrımı gözetmeden, mahalle mahalle hizmet üretmek.
Yıldırım gibi sosyolojik yapısı güçlü, farklı kesimlerin iç içe yaşadığı bir ilçede bu daha da önemlidir.
Çünkü burada belediyeciliğin dili ne kadar kapsayıcı olursa, hizmetlerin karşılığı da o kadar güçlü olur.
Deliçay Parkı özelinde de bu kapsayıcı anlayışın izlerini görmek mümkün.
Bu, tek başına bir park açılışı değil.
Bu, kamusal alanı yeniden halka kazandırma çabasıdır.
Başkan Yılmaz’ın “Burayı biz yaptık ancak koruyacak ve güzelleştirecek olan sizlersiniz” sözü de bu açıdan yerinde bir hatırlatma.
Çünkü belediye bir alanı yapar.
Ama o alanın yaşaması, korunması ve güzelleşmesi vatandaşın sahip çıkmasıyla mümkündür.
Kent kültürü dediğimiz şey biraz da budur.
Hizmet yapılacak.
Vatandaş kullanacak.
Vatandaş koruyacak.
Belediye takip edecek.
Mahalle sahip çıkacak.
Bu zincir kurulmadığında en güzel yatırımlar bile zamanla eski haline dönebilir.
O yüzden Yıldırım’da yapılan çalışmalar kadar, bu çalışmaların sürdürülebilirliği de önemli.
Deliçay örneği, Yıldırım’ın son yıllarda geçirdiği dönüşümü anlatmak için iyi bir örnek.
Çünkü burada bir sorun alanı, yaşam alanına çevrilmiş durumda.
Bugün gelinen noktada Yıldırım için şunu söylemek mümkün:
İlçe, eski alışkanlıklarını ve eski görüntüsünü geride bırakmak için ciddi bir çaba içinde.
Bu çabanın tamamen başarıya ulaşması için zaman, planlama, kaynak ve kararlı takip gerekiyor.
Ama görünen o ki, Yıldırım’da artık bir dönüşüm iradesi var.
Bu iradenin mahallelerin tamamına dengeli biçimde yayılması, sosyal alanların korunması, kentsel dönüşümün hızlanması ve vatandaşla iletişimin daha da güçlendirilmesi halinde Yıldırım, Bursa içinde daha farklı bir noktaya taşınabilir.
Velhasıl…
Deliçay’da yapılan çalışma, sadece bir çevre düzenlemesi olarak görülmemeli.
Bu proje, Yıldırım’ın geçmişten bugüne taşıdığı bazı sorunlara verilen somut cevaplardan biridir.
Ne abartmaya gerek var.
Ne de görmezden gelmeye.
Ortada görünen bir gerçek var:
Yıldırım, değişiyor.
Çünkü Yıldırım’da değişen sadece mekanlar değil; sorunlara bakış, geleceğe dair inanç ve ilçenin kendi kaderini yeniden yazma iradesidir.
