Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
İsmail Tastan
İsmail Tastan

Bursa’nın Savunma Sanayii Eşiği: Üreten Şehirden Stratejik Güce

Bursa’da dikkat çekici bir buluşma gerçekleşti.

BTSO Haziran Ayı Meclis Toplantısı’nda ortaya çıkan tablo önemliydi.

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün Bursa iş dünyasıyla buluşması, aslında Bursa’nın önümüzdeki yıllarda hangi ligde yer almak istediğine dair önemli mesajlar taşıyordu.

Çünkü artık dünyada yalnızca çok üreten şehirler değil, stratejik üreten şehirler öne çıkıyor.

Sadece fabrikası olan değil, teknolojisi olan şehir kazanıyor.

Sadece parça yapan değil, sistemin içinde yer alan şehir fark oluşturuyor.

Sadece bugünü düşünen değil, yarının sektörlerine hazırlanan şehir gelecekte söz sahibi oluyor.

İşte Bursa açısından bu toplantının ruhu da tam burada aranmalı.

Prof. Dr. Haluk Görgün, konuşmasında dünyanın güvenlik anlayışının değiştiğini vurguladı. Özetle şunu söyledi:

Artık barıştan yana olmak yetmiyor. Barışı koruyabilmek için güçlü, hazırlıklı ve caydırıcı olmak gerekiyor.

Bu cümle, bugünün dünyasını anlamak için önemli.

Çünkü dünya öyle bir noktaya geldi ki ülkelerin gücü sadece ordusuyla değil, üretim kapasitesiyle, mühendislik kabiliyetiyle, tedarik zinciriyle, kritik teknolojilere erişimiyle ve sürdürülebilir sanayi altyapısıyla ölçülüyor.

Görgün’ün dikkat çektiği nokta buydu.

Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde yaşadığı dönüşümü anlatırken de aslında şu mesajı verdi:

Türkiye artık dışarıdan bekleyen, dışarıya bakan, dışarıdan gelecek parçaya, sisteme, teknolojiye göre pozisyon alan bir ülke olmaktan çıkıyor.

Kendi imkanıyla geliştiren, kendi mühendisliğiyle üreten, kendi savunma kabiliyetini büyüten bir ülke haline geliyor.

Bu elbette sıradan bir başarı hikayesi değil.

Bu mesele biraz da bağımsızlık meselesi.

Bir ülkenin savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaldıkça, karar alma gücü artar.

Bir ülke kritik teknolojilerde kendi ayakları üzerinde durdukça, diplomasi masasında da daha güçlü oturur.

Bakan Görgün’ün konuşmasının ana fikri buydu.

Ve bu ana fikir, Bursa için ayrı bir anlam taşıyor.

Çünkü Bursa, Türkiye’nin üretim hafızası güçlü şehirlerinden biri.

Otomotivde bir birikimi var.

Makinede bir tecrübesi var.

Tekstilde, kimyada, kompozitte, hassas imalatta yıllardan gelen bir sanayi kültürü var.

Bu şehir üretmeyi biliyor.

Bu şehir kaliteyi biliyor.

Bu şehir disiplinli çalışmayı biliyor.

Bugün savunma sanayiinin ihtiyaç duyduğu birçok kabiliyetin Bursa’da zaten hazır bir zemini bulunuyor.

Mesele bu zemini doğru okumak.

Mesele bu birikimi stratejik alanlara taşımak.

Mesele Bursa’yı sadece “Türkiye’nin sanayi şehri” olarak değil, Türkiye’nin stratejik üretim merkezlerinden biri olarak konumlandırmak.

BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın yıllardır üzerinde durduğu çizgi de tam olarak burada önem kazanıyor.

Burkay, toplantıda savunma sanayiini sadece bir sektör başlığı olarak değil, bağımsızlığın ve geleceğin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini ifade etti. Söylediklerinin özü şuydu:

Tam bağımsızlık, güçlü ekonomiyle mümkündür.

Bu cümle önemli.

Çünkü savunma sanayii dediğimiz alan sadece askeri teknoloji meselesi değildir.

Bu alan aynı zamanda ekonomi meselesidir.

İstihdam meselesidir.

Yüksek katma değer meselesidir.

Gençlerin geleceği meselesidir.

Şehirlerin küresel rekabette nerede duracağı meselesidir.

Başkan Burkay’ın Bursa için kurduğu vizyon da bu noktada belirginleşiyor.

Bursa’nın elindeki sanayi altyapısını yalnızca mevcut üretim düzeni içinde tutmak değil, onu daha ileri teknolojiye, daha stratejik işlere ve daha yüksek katma değerli alanlara taşımak istiyor.

Bunu söylerken kuru bir temenniden bahsetmiyoruz.

Ortada somut adımlar var.

BTSO çatısı altında kurulan Bursa Uzay Havacılık Savunma Kümelenmesi, yani BASDEC, bu adımların en önemlilerinden biri.

Bugün BASDEC’in 160’ı aşan üyesiyle Bursa’daki savunma, havacılık ve uzay potansiyelini kurumsal bir zemine taşıması dikkat çekici.

Bu şu anlama geliyor:

Bursa firmaları artık yalnızca kendi alanında üretim yapan şirketler olmaktan çıkıp, savunma sanayiinin büyük aktörleriyle aynı masaya oturan, aynı ekosisteme dahil olan, çözüm ortağı olmaya başlayan bir konuma ilerliyor.

Bakan Prof. Dr. Haluk Görgün de konuşmasında Bursa’daki bu dönüşüme özellikle dikkat çekti. Bursalı şirketlerin artık sadece parça imalatıyla sınırlı kalmadığını, bitmiş ürüne ve stratejik tedarik kabiliyetine doğru ilerlediğini anlattı.

Bu da Bursa açısından küçük bir ayrıntı değil.

Çünkü savunma sanayiinde asıl değer, sadece üretmekte değil; güvenilir, sürdürülebilir, kaliteli ve stratejik tedarikçi olabilmekte yatıyor.

Bursa’nın otomotivden gelen kalite kültürü burada önemli bir avantaj sağlıyor.

Dünyada otomotiv altyapısına sahip şehirlerin savunma alanına yönelmesi, hibrit üretim modellerinin ortaya çıkması da Bursa için yeni bir fırsat penceresi açıyor.

Burada İbrahim Burkay’ın hakkını teslim etmek gerekir.

Çünkü Burkay’ın BTSO başkanlığı döneminde savunma, havacılık, uzay, fuarcılık, eğitim ve nitelikli üretim başlıklarında ortaya koyduğu çalışmalar Bursa adına önemli bir çizgi oluşturdu.

BASDEC’in güçlenmesi, büyük savunma sanayii kuruluşlarıyla yapılan tedarikçi buluşmaları, UR-GE projeleri, danışmanlık faaliyetleri, KFA Fuarcılık’ın uluslararası organizasyon kabiliyeti ve GUHEM gibi vizyon projeleri tek tek yan yana koyulduğunda ortaya çıkan tablo şudur:

Bursa, klasik sanayi kimliğini korurken aynı zamanda yeni nesil stratejik sektörlere hazırlanıyor.

Bu dönüşümün kolay olmadığını da kabul etmek lazım.

Çünkü Bursa gibi büyük bir sanayi şehrinde farklı sektörleri aynı hedefe yönlendirmek, firmaları savunma sanayiinin zorlu standartlarına hazırlamak, sertifikasyon süreçlerini güçlendirmek ve ana yüklenicilerle kalıcı iş birlikleri kurmak ciddi emek ister.

Bir günlük toplantıyla olacak iş değildir bu.

Bir manşetle, bir açıklamayla, bir iyi niyet cümlesiyle de olmaz.

Bu iş plan ister.

Takip ister.

Sabır ister.

Ortak akıl ister.

Burkay’ın burada öne çıkan tarafı da bu.

Sadece bugünün sorunlarını konuşan değil, Bursa’nın yarın hangi sektörlerde daha güçlü olabileceğine kafa yoran bir yaklaşım ortaya koyuyor.

Bu nedenle yaklaşan BTSO seçimleri açısından bakıldığında da sahadaki algının Burkay lehine güçlü olduğu görülüyor.

Elbette sandığın dili ayrıdır.

Elbette seçim günü üye ne derse belirleyici olan odur.

Ama şunu da görmek gerekir:

Bursa iş dünyası, ortaya konulan işi, kurulan ilişkiyi, açılan kapıyı ve geliştirilen vizyonu dikkate alır.

Başkan Burkay’ın Bursa için yürüttüğü temaslar, üyelerle kurduğu istişare zemini, savunma sanayii gibi stratejik alanlarda Bursa’yı öne çıkarma çabası ve kenti yalnızca yerel değil uluslararası ölçekte konumlandırma gayreti dikkat çekiyor.

Bu çabanın karşılıksız kalmayacağı da açık.

Baksan Prof. Dr. Haluk Görgün’ün Bursa’ya dair verdiği mesajlar ile İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu şehir vizyonu aynı noktada buluşuyor:

Bursa’nın potansiyeli var.

Bursa’nın üretim gücü var.

Bursa’nın insan kaynağı var.

Bursa’nın sanayi kültürü var.

Şimdi en önemlisi bu gücü daha organize, daha planlı ve daha stratejik biçimde geleceğe taşımak.

Ekim ayında yapılması planlanan yeni çalıştay da bu açıdan önemli.

Çünkü Bursa’nın savunma sanayiindeki yol haritası ne kadar somutlaşırsa, firmaların bu ekosistemdeki rolü de o kadar güçlenir.

Bursa’nın yıllardır biriktirdiği sanayi tecrübesi, artık savunma sanayii gibi ülkenin geleceğini doğrudan ilgilendiren alanlarla buluşuyor.

Bu buluşmanın tesadüf olmadığı ortada.

BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın Bursa adına ortaya koyduğu en önemli başarı da tam bu noktada kendini gösteriyor.

Burkay, Bursa’yı yalnızca bugünün güçlü üretim şehirlerinden biri olarak görmekle yetinmiyor; şehri yarının stratejik güç merkezlerinden biri haline getirecek bir vizyonun peşinden gidiyor.

Bu yüzden BTSO’da gerçekleşen bu toplantı, sıradan bir sektör buluşması değil, Bursa’nın gelecekte üstleneceği rol açısından önemli bir eşikti.

Artık Bursa’nın Türkiye’nin stratejik geleceğinde daha güçlü bir yer edinmeye başladığını görmek mümkün.

Ve görünen o ki Bursa, bu yeni rol için daha hazırlıklı, daha özgüvenli ve daha iddialı bir noktada duruyor.