Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Faruk Başoğlu
Faruk Başoğlu

Yarın Son Günün Olsaydı, Bugün Yaptıklarını Yine Yapar Mıydın?

Sabah işe, akşam eve… Bir elimizde telefon ve telefonda farklı sanal bir dünya, diğerinde hayatın telaşı. Daha çok kazanmak, daha çok sahip olmak, daha çok takipçi, daha çok beğeni, daha çok “Ben de varım!” deme çabası…, daha çok tüketmek için durmadan koşuyoruz. Hatta; başkaları gibi olmaktan kendi hayatını yaşamayı unutup ahlak, edep bırakmadan nefsine köleleşenler sokaklarımızda çoğalmaya başladı.
Bazen de “Herkes böyle yapıyor.” diyerek anormallikleri kendince normalleştirme aldanışları…
Kimi zaman da asli vazifelerimizden biri olan ekmeğimizin peşinden koşuyoruz, yanlış da değil hani…
Ama hiç durup kendimize sormuyoruz: Bunca koşuşturmanın sonunda nereye varacağız?
Ve hayat, sadece yetişmekten mi ibaret?
BİRAZ DAHA İŞİM VAR, SONRA GEL
Peki bu daha çokların sonrası..?
Bir gün bütün bunlar devam ederken hayallerin ve çabaların belki de tam da ortasında ölüm gelip kapıyı çalarsa… Hem de “Biraz daha işim var, sonra gel.” deme fırsatı vermeden.
İşin garip tarafı şu: Ölümü biliyoruz ama sanki bize uğramayacakmış gibi yaşıyoruz.
Kendimizi kandırmayalım.
Mesele çalışmak çalışmamak değil. Müslüman elbette çalışacak, üretecek, kazanacak. Helalinden zengin olacaksa zengin de olsun. Kazansın ki versin, paylaşsın, faydalı olsun. İnancımızda veren el alan elden hayırlıdır. Sen eğer olabiliyorsan veren el ol.
Ama para kazanırken kendini kaybetmeden kazan. Dünyayı elinde tutmak başka, dünyanın seni elinde tutması başka. Dünya sana ayak bağı olmasın ve sen dünyanın telaşında boğulma.
ÇOĞALAN DÜNYALIK AZALANSA ÖMÜR
Sonra bir bakmışsın yıllar geçmiş. Bu geçen yılların içerisinde; belki mal çoğalmış, anılar, fotoğraflar çoğalmış, borçlar, işler çoğalmış. Amaa ömür azalmış. İşte geldik asıl meseleye; ne olacak şimdi? Ya da çoğalanların çoğalmasına bile fırsat olmadan ömür bataryası tükenivermişse… çünkü ölümün belli bir yaşı belli bir mekanı yok; her zaman ve her yerde mümkün ama biz o anı bilemeyiz o yüzden ansızın gelir.
Biz bu dünyaya sadece bir şeyler biriktirmeye mi geldik?
Çocuklarına mal bırakmak güzel. Aileni düşünmek ve onları başkalarına muhtaç bırakmamak ne kadar kıymetli ve güzel. Kazanmak keyifli, helalinden ise pek güzel. Hele bir de Allah yolunda harcarsan ne büyük bir bahtiyarlık.
Bunları yapmazsan bütün ömrünü mirasçılarına hazırlık yaparak geçirip kendi hesabını unutmak nasıl bir ticaret?
Sefası onların, hesabı senin. Peki sen bu dünyaya mirasçılarına mal biriktirmek için mi geldin mübarek! Ya da takipçilerini ve beğeni tıklamalarını çoğaltmaya mı geldin. O yüzden biraz dur, yaşantını bir resetle istersen.
Telefonu bırak, seni meşgul eden hayatın gürültülerinin sesini sustur ve kendine dürüstçe sor:
Yarın son günün olsaydı, bugün yaptıklarını yine yapar mıydın?
Bugün peşinden koştuklarının gerçekten peşinden koşmaya değer olduğunu düşünür müydün?
Rabbine ayırdığın vakit sana yeterli gelir miydi, kazancının helalliğinden emin olur muydun? Esas beğeninin Allah ve Rasülünün (s.a.v.) beğenisi olduğunu anlar mıydın?
Kırdığın insanları ya da üzerinde hakkı olanları ve onlara karşı vefasızlıklarını hatırladığında onlarla helalleşmek ister miydin?
Ve hayatının sonuna geldiğinde kendine: “İyi ki böyle yaşamışım.” diyebilir miydin?
Cevabın içini rahatsız ettiyse, belki de mesele yarının gelmesini beklemek değildir. Hayata çeki düzen vermektir. Çünkü ölümün ne zaman geleceğini bilmiyoruz. Ama bir gün geleceğini biliyoruz. O hâlde…
Keşke yapmasaydım diyeceklerini bırak iyi ki yapmışım diyeceklerini yap. Allah’ı gücendirecek işler yerine Allah’ı sevindirecek işler yap. Çünkü son pişmanlık fayda vermez.