Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Faruk Başoğlu
Faruk Başoğlu

İyilikler Ertelenmez

Kimine göre rüzgar gibi, kimine gere koşarak, kimine göre göz açıp kapayıncaya kadar çarçabuk geçiveren hayat.. Yolun başında hayatın baharında olanlara ise sanki hep aynı kalacakmış gibi bitmeyecek uzun bir hayat. Ama hepimizin bilmesine rağmen kendi üstümüze konduramadığımız, üstümüze alınmadığımız ve hep başkaları yaşıyor gibi algıladığımız bir hayatın gerçeği var; ölüm. Oysa ne ölümün yaşı var ne de mezarlıkta hep yaşlı var.
“Her canlı ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmrân185) “Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar” (Nisâ Suresi – 78) diye bizi yaratan yüce Allah bizleri uyarırken rehberimiz, Peygamberimiz (s.a.v.) bizim bir şeyi hep hatırda tutmamızı istiyor: “Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın.”
YAPARIZ BAKALIM
  Hal böyleyken her yönden pek çok bahane ve mazeretlerle savrulduğumuz bu hayatımızı ölmeden önce kim sorgulayıp ta çeki düzen verecek? Hem; benim hayatım, benim bedenim, benim özelim diye diye bireyselleştirdiğimiz, bencilleştirdiğimiz, yalnızlaştırdığımız hayatımıza kim bize nasıl yardım eder? Yine böyle olsak ta aslında her şeyin farkındayız ve kandıramadığımız vicdanımızı hep bir şeyle teselli ediyoruz; “yaparız bakalım…”  Hepimiz fıtratımız gereği iyilik istiyoruz ve Rabbimiz bizi sevsin, bizden razı olsun istiyoruz. Ne güzel. İnşaAllah ta olur; lakin Allah arpa ekene buğday vermez. Bizi sevmesi için yanlışlardan dönmemiz lazım. Evet, Allah affedicidir, merhamet sahibidir ama aynı zaman da Allahın gazabı da elem verici azabı da vardır; cenneti de cehennemi de vardır. Eğer bizi sevmesini ve merhametle yaklaşmasını istiyorsak; affetmesi için günahlara veda edip tövbe tokmağını af kapısına vurmamız lazım.Bunun da farkındayız ama yine erteliyoruz; “yaparız bakalım…”
Bize bugün lazım. Niye derseniz; yapacaklarımızı ancak bugün yapabiliriz de ondan. Dün geçti ve yarının garantisi yok belki yarın…? Bir yanılgı olarak bazen dini hatırlatan her sözü “cami vaazı” olarak görme alışkanlığımız var. Oysa iyiliğe, güzelliğe, hayra ve hakikate çağıran sözlerin sadece camide duyulması gereken sözler olduğunu düşünmek başlı başına bir yanılgıdır. Keşke hayra çağıran sesler hayatımızın her alanında daha fazla duyulsa…
Keşke sosyal medyanın, televizyonun, sokakların ve günlük hayatın gürültüsü arasında iyiliğin sesi daha fazla duyulsa.
 
EL NE DER?  
Hayra çağıran seslere kulaklarımızı tıkarsak hayatımızdaki yanlışların her birine bir mazeret üretirsek kendimizi haklı olmasak ta haklı gibi görmeye başlarız. En basitinden çocuk doğar sünnet yapılacak çağa gelir, adı Peygamber (s.a.v.) sünneti olmasına rağmen her yönüyle şeytanı sevindiren şekilde sünnet düğünü yaparız ve mazeret te bellidir; “el ne der, herkes böyle yapıyor.” Yetişkin olur düğünü olur, yine aynı. Ev alacak olur, araba alacak olur, ticaret kuracak olur hayattaki tüm ihtiyaç ve girişimlerin planında faizsiz bir hesap yapmaz ve hayatı hep harama bularız, haram sarmalı sarar durur. Sonuçta ne olur bilir misiniz; şimdiki yaşadıklarımız olur ve haram bedel ödetmeye devam eder, huzur diye bir şey bırakmaz. 
FAYDASI OLMAYAN “KEŞKE”LER
Kur’an-ı Kerim, insanın ölüm karşısındaki pişmanlığını çok çarpıcı bir şekilde anlatır:
“O gün insan, yaptıklarını hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona ne faydası var? ‘Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım!’ der.” (Fecr suresi 22-24)
İşte mesele tam olarak budur. Keşke… Ama bazı “keşke”ler için artık zaman kalmamıştır. Eksiklerimizi tamamlamaya, yanlışlarımızı düzeltmeye ve yaparız bakalım dediklerimizi yapmaya bize ekstra ek bir hayat verilmeyecek. Bu hayat sınavının telafi sınavı yok. Ölüm geldiği anda perde iner ve hayata nokta konur. Ölüm geldiğinde perde iner ve hayat sona erer. Öyleyse iyiliği ertelemeyelim. Bir gönül alacaksak bugün alalım. Özür dileyeceksek bugün dileyelim. Helalleşeceksek bugün helalleşelim. Tövbe edeceksek bugün edelim. Bir hayıryapacaksak bugün yapalım.
Çünkü iyiliklerin ertelenmeye değil, yapılmaya ihtiyacı vardır.Onun için ne olur hepimiz Rabbimi razı edecek şekilde önden göndereceklerimizi çoğaltalım, ömür heybesine doldurabildiğimiz kadar güzellikleri dolduralım ve bunda acele edelim. Acelesi olan oyalanmaz ve yapacaklarını yarına bırakmaz. HEM YARIN VAR MIDIR, VARSA BİLE BİZ YARINDA VAR MIYIZ?