
Dürüstlük Maskesi Altında Menfaat Düzeni
Hırsız denildiğinde aklımıza hâlâ gece karanlığında bir eve giren, başkasının malını çalan insanlar geliyor.
Oysa günümüzde hırsızlığın da şekli değişti.
Artık bazıları kapıları kırarak değil, güven kazanarak içeri giriyor!
Aramızdalar… Tanıdığımız, bildiğimiz, aynı sofraya oturduğumuz, günlük hayatımızda karşılaştığımız insanlar.
Kimi kravatlı, kimi başörtülü, kimi son derece modern ve seküler görünümlü. Kimi camide ön safta, kimi çağdaşlık ve özgürlük söylemlerinin öncüsü!
Kimisi dinî değerlerden, kimisi laiklikten, demokrasiden, insan haklarından, milliyetçilikten veya dava bilincinden söz ediyor.
Konuşmalarını dinleseniz hepsini örnek insan zannedersiniz. Ama söyledikleriyle yaptıkları arasında dağlar kadar fark olabiliyor.
Çünkü bazıları değerleri yaşamak için değil, o değerlerin arkasına saklanmak için kullanıyor.
Toplumun hassasiyetlerini çok iyi biliyorlar. Kimi inanç üzerinden, kimi ideoloji üzerinden, kimi de çağdaşlık ve dürüstlük söylemleriyle güven kazanıyor.
Ardından bu güveni makama, nüfuza, ayrıcalığa ve kişisel menfaate dönüştürüyorlar.
İşte modern hırsızlık tam da burada başlıyor!
Üstelik bunun bedelini yalnızca mağdur ettikleri insanlar ödemiyor.
Kendilerine inanarak görev veren, güvenip sorumluluk yükleyen liderleri de zor durumda bırakıyor; temsil ettikleri kurumların, siyasi hareketlerin ve toplumsal değerlerin itibarına zarar veriyorlar.
Bir kişinin menfaati uğruna binlerce insanın güveni yara alıyor.
Oysa dürüstlüğün dindarı, laiki, sağcısı, solcusu olmaz.
Gerçekten iman eden insan kul hakkından korkar. Gerçekten insan haklarını savunan insan başkasının hakkını çiğnemez. Gerçekten adalete inanan insan kendisine ayrıcalık istemez.
Dürüstlük, insanın ne söylediğiyle değil, eline fırsat geçtiğinde ne yaptığıyla ölçülür.
Kamu malını kişisel çıkarına kullanan, makamını menfaat kapısına dönüştüren, insanların güvenini istismar eden kim olursa olsun, yaptıkları hukuk çerçevesinde araştırılmalı ve suç işlediği kanıtlananlar hesap vermelidir.
Çünkü hiçbir kimlik, hiçbir makam ve hiçbir ideoloji, insana başkasının hakkını yeme ayrıcalığı tanımaz.
Unutmayalım!
Hırsızlığın moderni, gelenekseli; dindarı, laiki; sağcısı, solcusu olmaz.
Ve en tehlikeli hırsızlık, insanın yalnızca malını değil, güvenini de çalmaktır.
