a

İnsanlık tarihinin kara lekesi: Hocalı Soykırımı

Hocali Karabağ’da bulunan Laçın, Kelbecer, Ağdam, Hocavend ve Şuşa bölgeleriyle komşu

Hocali Karabağ’da bulunan Laçın, Kelbecer, Ağdam, Hocavend ve Şuşa bölgeleriyle komşu
olan bir ildir. Hocalı iliyle Bakü arasındaki mesafe 375 kilometre mesafededir. Ancak Hocali
denildiğinde Azerbaycan Türkü’nün yirminci yüzyılda karşılaştığı korkunç trajedilerinden
birisi de Hocalı soykırımı akla gelmektedir. Hocalı soykırımı Ermeni çeteleri tarafından
gerçekleştirilen insanlık tarihine mal olmuş kanlı olaydır. Peki, Hocalı soykırımında ne
olmuştur?
30 yıl önce 1992 yılının 25 Şubat’ı 26 Şubata bağlayan gece Dağlık Karabağ bölgesinde bulunan Hocalı şehrinde Ermenistan birlikleri tarafından Azerbaycan Türklerine karşı insanlık tarihinin en feci katliamlarından birisi gerçekleştirilmiştir. O kanlı gecede, sırf Azerbaycanlı oldukları için 106 kadın, 83 çocuk, 70 yaşlı olmak üzere toplam 613 kişi öldürülmüş, 1275 kişi esir alınmış (bu esirlerin akıbeti hala bilinmemektedir) ve 150 kişi kaybolmuştur. Katledilen ya da sürgüne maruz bırakılan bu insanların suçu neydi? Terörist mi idiler, isyan mı etmişlerdi, asi mi idiler? Aslından bunlarda hiçbiri değildirler. Hepsi sade ve masum insanlar idi. Ellerinde silahları yoktu. Korumasız idiler. Hiçbirinin suç ve kabahatleri yoktu. Kadı ki katledilen 83 çocuğun ne suçu olabilir ki…O zaman insanın aklına şöyle bir soru gelir? Peki, o zaman neden bu insanlar vahşice katledildi? İnsanlık dışı işkenceye maruz kaldır? İnsan onuruna bağdaşmayan bir muamele maruz bırakıldı? Sözde medeni dünya ve insan hakları havarileri neredeydi? Bu insanların tek bir suçu vardı…..Türk ve Müslüman olmak. Bunun dışında başka hiçbir suçları yoktu. Ermeni çeteleri için bu masum insanların işkenceye maruz kalmaları ve katliama uğramaları için bu yeterli bir gerekçeydi. Aynı gerekçe medeni dünya (!) için yeterli gerekçe olacak ki, kimse gıkını çıkarmadı. Bu vahşet ve insanlık suçu 20.yüzyılda medeni dünyanın gözü önünde gerçekleşti. Ermenistan’ın eski Devlet Başkanına göre bu katliam Azerbaycan’a ders olsun diye yapılmış. İngiliz araştırmacı yazar Thomas de Waalın,
Ermenistan’ın eski “Devlet Başkanı” Serj Sarkisyan`la yaptığı röportajda “Azerbaycanlılar
Ermenilerin sivil halka karşı katliam yapmayacağını düşünmekteydiler. Biz bunu
Azerbaycanlılara şaka yapmadığımızı göstermek amacıyla ibret olsun diye yaptık” diyor. Bu
beyanatı veren kişi herhangi bir mahkemede yargılanmıyor…Utanç abidesi bu katiller ellini
kolunu salarak geziyor. Burada sözün bittiği yerdir. İster istemez Mehmet Akif Ersoy’un şu
sözleri akla geliyor:
Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle beden!
Nice başlar, nice kollar ki, cüdâ cisminden!
Beşiğinden alınıp parçalanan mahlûkât;
Sonra nâmusuna kurban edilen bunca hayat!
Bembeyaz saçları katranlara batmış dedeler!
Göğsü baltayla kırılmış memesiz vâlideler!
Teki binlerce kesik gözdeye âid kümeler:
Saç, kulak, el, çene, parmak Bütün enkaz-ı beşer!
Bakalım, yavrusu uğrar mı, deyip, karnından

Canavarlar gibi şişlerde kızarmış nice can!
…….
Müslümanlıkları bîçârelerin öyle büyük
Bir cinâyet ki: Cezâlar ona nisbetle küçük!
Ey bu toprakta birer nâş-ı perişan bırakıp
Yükselen, mevkib-i ervâh! Sakın arza bakıp
………….
Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdarımıza!
Tükürün: Belki biraz duygu gelir ârımıza!
Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark’ın, tükürün!
Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!
Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!
Tükürün Ehl-i Salîb’in o hayasız yüzüne!
Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!
Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 22 Nisan 2010 tarihli kararında, Hocalı’da
yaşananlar, savaş suçları veya insanlık aleyhine suçlarla eşdeğer eylemler olarak
görülüyor. Bugüne kadar 15 ülkenin parlamentosu ve ABD’nin 16 eyaletinin meclisi
Hocalı’da yaşananları kınayan ve soykırım olarak gören kararları kabul etti. Peki, bu
soykırımın sorumluları cezalandırıldı mı? Hayır. Ermenistan’a bir yaptırım uygulandı mı?
Hayır. Mazlumları yakınlarına bir tazminat ödendi mi? Koca bir hayır. Ermenistan özür diledi
mi? Hayır. Ermenistan’ın eline fırsat geçince yine aynı eylemi gerçekleştirir mi? Evet.
Nitekim 2. Karabağ savaşında da dünyanın gözü önünde yine aynı şeyi yaptı. Sivil yerleşim
yerlerini füze ile vurdu. Bu karşı medeni dünya (!) ne yaptı? Hiçbir şey….Yine Ermenistan
Karabağ’da binlere tarihi eserleri yok etti mi? Yaktı mı? Talan etti mi? Evet. Medeni dünya
(!) ne yaptı? Hiçbir şey….Aynı şey Azerbaycan yapsaydı (ki yapmaz) yer yerinde oynardı.
Tüm dünya ayağa kalkardı… NEDEN? Sorunun cevabını size bırakıyorum.
Sonuç Hocalı’da yaşananların, 1949 Cenevre Sözleşmelerinin, Birleşmiş Milletlerin (BM)
Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Sivil ve Siyasi Haklar
Sözleşmesi, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya
Cezaya Karşı Sözleşme, Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi çok sayıda sözleşmenin ciddi ihlali
anlamına geldiği halde failleri hiçbir müeyyideye maruz kalmadan medeni dünyada
geziyorlar.
Peki, Hocali katliama Ermeniler tarafından yapılan tek katliam mı? Elbette hayır. Rusya’nın
İran 1828 yılında ile yaptığı ve Azerbaycan’ı ikiye bölen Türkmençay Antlaşması ve ardında
bir yıl sonra Osmanlı ile yaptığı Edirne Antlaşması ile Osmanlı ve İran’da yaşayan Ermenileri

Azerbaycan topraklarına göç ettirerek demografik yapıyı değiştirme çalışmasıyla birlikte bu
katliamlar başlamıştır. Çarlık Rusya da buna göz yummuş hata teşvik etmiştir. Zira Çarlık
Rusya’nın Güney Kafkasya politikası kapsamında Azerbaycan topraklarında Erivan merkezli
maşa bir Ermeni devleti oluşturmak istiyordu. O nedenle bu bölgede yaşayan Ermeni azınlığı
destekleyerek Azerbaycanlı Türkleri göçe zorlamak üzere Ermenilerin yaptığı katlama göz
yumuyordu. Rus destekli Ermeni katliamları 1905 ila 1920 yılları arasında hız kazanmıştır.
Nuri Paşa kumandasındaki Kafkas İslam Ordusunun Azerbaycan’a yardıma gelmesinin sebebi
de bu katliamların önüne geçmekti. Velhasıl-ı kelam Ermeniler tarafında Azerbaycanlı
Türklere yönelik katliamlar sistematik olarak hep devam etmiştir.
İşte tarihi gerçekler bu…Bu gerçekler yüzümüze haykırarak der ki: Gelin dostlar bir
olalım…Birlikte daha güçlüyüz…Kendi sorunlarımızı ancak güçlerimizi birleştirerek
çözebiliriz. Aksi takdirde çözüm Batılı devlet ve Kurumlardan beklersek, hiçbir sorunumuzun
çözülemeyeceği gibi mevcut sorunlarımıza yeni sorunlar da eklenecektir. Sorunlarımızın
çözümü için Türk Devletleri Teşkilatını daha da güçlendirmemiz gerekir…
Bu vesile ile Hocalı soykırımın 30. Yıldönümünde şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Allah bir
daha böyle olaylarla milletimizi yüzleştirmesin….

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Tatlı su solcuları sizi!