
Dünya kolay bir dönemden geçmiyor.
Savaşlar, ekonomik dalgalanmalar, belirsizlikler, bölgesel gerilimler…
Böyle zamanlarda en kolay iş karamsarlık üretmektir.
“Olmaz.”
“Yürümez.”
“Zaten her şey kötüye gidiyor.”
Bunları söylemek kolay.
Zor olan ise başka bir şeydir.
Üretime devam etmek.
Yeni yol açmak.
Şehrin geleceği için proje ortaya koymak.
Uzun zamandır Bursa’da bu kadar kalabalık, bu kadar hazırlıklı ve bu kadar mesaj yüklü bir programa tanıklık etmemiştik.
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Hilton Otel’de düzenlenen lansmanda Bursa iş dünyasının uzun süredir beklediği bazı projeleri kamuoyuyla paylaştı.
Ama doğrusu şu:
Bu toplantı sadece bir proje tanıtımı değildi.
Bir yanıyla ekonomi vizyonuydu.
Bir yanıyla Bursa’nın yeni dönem sanayi ve ticaret haritasıydı.
Bir yanıyla da yaklaşan BTSO seçimleri öncesinde güçlü bir duruş gösterisiydi.
Salonun hali zaten bunu anlatıyordu.
Ayrılan alan yetmedi. Koridorlar doldu. Sigara içme bölümü bile adım atılamayacak hale geldi. Siyasetten iş dünyasına, basından oda çevrelerine kadar geniş bir katılım vardı.
Buradaki kalabalık aslında biraz da mesajdı.
“Ben buradayım, Bursa için çalışıyorum ve bu yürüyüşe devam etmeye niyetliyim” mesajı.
İbrahim Burkay’ın konuşması da tam olarak bu çerçevedeydi.
Önce geçmişi hatırlattı. BTSO’nun 2013 yılında “Bursa için hayalimiz var” diyerek çıktığı yolda bugün 60’tan fazla projeye ulaştığını söyledi. Ardından da Bursa’nın üretim, ticaret, teknoloji, lojistik ve dijital dönüşüm alanlarında yeni bir eşiğe geldiğini vurguladı.
Elbette bu tür konuşmalarda büyük rakamlar, büyük hedefler ve iddialı cümleler olur.
Ama burada dikkat çeken taraf, anlatılanların sadece temenni düzeyinde kalmamasıydı.
KOBİ OSB, Organize Ticaret Bölgesi, Gıda İhtisas OSB, lojistik depolama alanları, Data Center, Teknopark ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi gibi başlıklar, Bursa’nın önümüzdeki yıllarda hangi eksende büyümek istediğini gösteriyor.
Özellikle TEKNOSAB KOBİ OSB meselesi önemli.
Çünkü Bursa’da küçük ve orta ölçekli işletmelerin en temel sorunlarından biri yıllardır aynı:
Daha planlı, daha güçlü, daha ulaşılabilir üretim alanlarına ihtiyaç var.
Burkay, bu konuda kamu yararı onaylarının tamamlandığını, kamulaştırma sürecinin başladığını ve nihai taleplerin temmuz ağustos döneminde alınacağını açıkladı.
Bu, KOBİ’ler açısından sıradan bir duyuru değil.
Eğer süreç doğru yönetilirse, Bursa’daki birçok işletme için yeni bir büyüme kapısı açılabilir.
Ama burada bir parantez açmak gerekir.
Böylesine büyük projelerde sadece açıklama yapmak yetmez.
Takvim, maliyet, erişilebilirlik, adil dağılım ve şeffaf süreç de en az projenin kendisi kadar önemlidir.
Çünkü mesele sadece yeni alanlar oluşturmak değil.
O alanlara kimin, nasıl, hangi şartlarla ulaşacağıdır.
Bursa iş dünyasının asıl beklentisi de budur.
Lansmanda öne çıkan bir diğer başlık Organize Ticaret Bölgesi oldu.
Sanayi için planlı alan ne kadar önemliyse, ticaret için de aynı şey geçerli. Bursa artık sadece üretimle değil, ticaretin lojistik ve dijital altyapısıyla da rekabet etmek zorunda.
Bu nedenle TEKNOSAB içinde planlanan ticaret bölgesi, doğru kurgulanırsa şehrin ticaret hayatına yeni bir düzen getirebilir, ki anlaşılan o ki Burkay burada da bu düzeni kurmuş durumda
Aynı şekilde Gıda İhtisas OSB ve inşaat sektörü için düşünülen lojistik depolama alanları da sektörlerin dağınık yapısını toparlama iddiası taşıyor.
Bursa gibi üretim geleneği güçlü bir şehirde ihtisaslaşma artık tercih değil, zorunluluk.
Çünkü dünya başka bir yere gidiyor.
Artık sadece üretmek yetmiyor.
Verimli üretmek gerekiyor.
Dijital üretmek gerekiyor.
Lojistiği güçlü kurmak gerekiyor.
Veriyi, yapay zekayı, teknolojiyi işin merkezine almak gerekiyor.
Bu açıdan bakıldığında, Burkay’ın Data Center, TEKNOSAB Teknopark ve Yapay Zeka Dönüşüm Merkezi vurgusu önemli.
Bursa bugüne kadar çoğunlukla sanayi gücüyle anıldı. Otomotiv, tekstil, makine, gıda, mobilya gibi alanlarda güçlü bir üretim kimliği oluştu. Fakat yeni dönemde şehirlerin rekabeti sadece fabrika sayısıyla ölçülmeyecek.
Veriyi kullanan, teknolojiyi üreten, yapay zekâyı sanayiyle buluşturan şehirler öne çıkacak.
Bursa’nın bu yarışta geride kalmaması için bu başlıkların ciddi biçimde takip edilmesi gerekiyor.
TEKNOSAB tarafında verilen rakamlar da dikkat çekiciydi.
Bugün üretimde olan fabrikalar, devam eden yatırımlar, 2027 ve 2030 hedefleri, toplam yatırım büyüklüğü…
Bunlar Bursa ekonomisi açısından büyük rakamlar.
Ancak yine aynı noktaya dönmek lazım:
Büyük rakamların gerçek karşılığı, sahadaki üreticiye, esnafa, ihracatçıya ve istihdama nasıl yansıdığıyla ölçülür. Sahaya bakıldığında Başkan Burkay bura dada ölçüyü en üst seviyeye çıkartmış olduğunu görmek mümkün.
Bir projenin büyüklüğü kadar, kapsayıcılığı da önemlidir.
Burkay’ın konuşmasında ortak akıl ve ortak yatırım vurgusu bu yüzden dikkat çekti.
Özellikle TEKNOSAB Lojistik Teknopark için verilen örnek, küçük yatırımcıdan sanayiciye kadar farklı kesimlerin aynı modelde buluşabildiğini göstermesi bakımından önemliydi.
650’den fazla yatırımcının dahil olduğu bir yapıdan söz edildi. Bu, Bursa iş dünyasının birlikte hareket etme kapasitesi açısından değerli bir örnek.
Bir başka dikkat çekici başlık ise Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi oldu.
Bursa’nın sanayi vizyonu kadar ticaret hafızası da önemli. Hanlar Bölgesi sadece dükkanlardan ibaret değil. Şehrin geçmişi, kültürü, ticaret terbiyesi ve kimliği orada duruyor.
Bu yüzden İç Fidan Han ve Kubbeli Hal çevresinde planlanan dönüşüm projesi, yalnızca fiziki bir düzenleme olarak görülmemeli.
Eğer doğru yapılırsa, ki buna şüpe yok, tarihi çarşıyı turizmle, esnafı dijitalleşmeyle, geleneksel ticareti yeni nesil pazarlama imkanlarıyla buluşturabilir.
Ama burada da hassas denge unutulmamalı.
Tarihi alanlarda dönüşüm yapılırken ruhu korumak, bina yapmaktan daha zordur.
Bursa’nın ihtiyacı tam da budur:
Hem yenilik.
Hem hafıza.
Hem yatırım.
Hem ölçü.
Gelelim işin siyasi ve oda seçimi boyutuna.
Bu lansmanı sadece teknik bir ekonomi toplantısı gibi okumak eksik olur.
İbrahim Burkay, salondaki katılım, hazırlık seviyesi, verdiği mesajlar ve açıkladığı projelerle aslında şunu da göstermiş oldu:
BTSO’da hala oyunun merkezinde kendisi var.
Elbette demokratik yapılarda adaylık doğaldır. Başka isimlerin çıkması da son derece normaldir. Rekabet kurumları canlı tutar. Alternatif arayışlar da iş dünyasının hakkıdır.
Ancak görünen şu ki Burkay, bugüne kadar biriktirdiği proje hafızası, Ankara bağlantıları, Bursa’daki karşılığı ve vizyon iddiasıyla güçlü bir pozisyonda duruyor.
Bu noktada hakkını teslim etmek gerekir.
Bursa gibi büyük, karmaşık ve beklentisi yüksek bir şehirde BTSO başkanlığı sadece temsil makamı değildir.
Bu görev; ekonomi okumayı, sektörleri tanımayı, merkezi idareyle ilişki kurmayı, kriz dönemlerinde üyeyi yalnız bırakmamayı ve aynı zamanda geleceğe dair büyük cümleler kurabilmeyi gerektirir.
Burkay bunu yapabildiğini göstermek istiyor.
Lansmandaki ana duygu da buydu.
Bir başarı anlatısı vardı.
Bir gelecek tasarımı vardı.
Bir seçim mesajı vardı.
Bir de Bursa’ya dönük güçlü bir sahiplenme vardı.
Velhasıl…
Hilton’daki toplantı sıradan bir lansman değildi.
Bursa iş dünyasının geleceğine dair kapsamlı bir yol haritası, aynı zamanda güçlü bir liderlik gösterisiydi.
İbrahim Burkay, kürsüye sadece yeni projeler anlatmak için çıkmadı.
Bursa’nın gelecek vizyonunda hâlâ belirleyici aktör olduğunu göstermek için de çıktı.
Bunu başardı mı?
Salonun kalabalığına, verilen mesajlara ve projelerin ağırlığına bakılırsa evet.
Ama asıl başarı, bundan sonra başlayacak.
Bursa’nın da artık buna ihtiyacı var.
Daha planlı üretime. Daha güçlü ticarete. Daha akıllı sanayiye. Daha cesur teknoloji hamlesine. Ve bütün bunları birlikte taşıyacak ortak akla.
Burkay’ın verdiği mesaj çok net:
“Bursa büyürse Türkiye büyür”
“Güçlü Bursa için yola devam.”
