İsviçre’de Müslümanların dinî yaşamını ilgilendiren tartışmaların ardı arkası kesilmiyor.
Daha dün okullarda başörtüsünün yasaklanmasını tartışıyorduk. Bugün ise Zürihli SVP Ulusal Meclis Üyesi Nina Fehr Düsel, uyuşturulmadan dinî usulle kesilen hayvanlardan elde edilen etlerin İsviçre’ye ithalatının yasaklanmasını gündeme taşıyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Bugün başörtüsü, yarın helal et… Peki sırada ne var?
Elbette hayvan refahı önemlidir. Bu konu bilimsel, hukuki ve etik zeminde tartışılabilir. Ancak mesele, insanların inançlarının gereğini yerine getirme özgürlüğünü sürekli yeni yasaklarla karşı karşıya bırakacak bir noktaya taşınmamalıdır.
İsviçre’de uyuşturulmadan hayvan kesimi zaten uzun yıllardır yasaktır. Buna karşılık Müslüman ve Yahudi toplumlarının dinî ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri amacıyla helal ve koşer etin belirli şartlar altında ithalatına imkân tanınmaktadır.
Şimdi bu imkânın da ortadan kaldırılmasının gündeme getirilmesi, yalnızca bir “et ithalatı” tartışması olarak görülemez. Bunun din ve vicdan özgürlüğü üzerindeki sonuçlarının da ciddi biçimde değerlendirilmesi gerekir.
İsviçre’yi güçlü kılan; farklı dinlerin, kültürlerin ve yaşam biçimlerinin hukuk devleti çatısı altında birlikte yaşayabilmesidir.
Biz Türkler ve Müslümanlar İsviçre toplumunun bir parçasıyız. Burada çalışıyor, üretiyor, vergi ödüyor, çocuklarımızı yetiştiriyor ve bu ülkenin geleceğine katkıda bulunuyoruz. Dolayısıyla inancımızın temel gereklerini özgürce yaşayabilmek istememiz bir ayrıcalık talebi değil, eşit vatandaşlık ve temel haklar çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir meseledir.
Bugün bir başörtüsü, yarın helal et üzerinden başlayan tartışmaların toplumdaki farklılıkları karşı karşıya getiren bir zemine dönüşmesine izin verilmemelidir.
Siyasetin görevi yeni ayrışmalar üretmek değil, birlikte yaşamanın hukukunu güçlendirmektir.
İsviçre’nin sokaklarında insanlar inançlarından, kıyafetlerinden veya sofralarındaki tercihlerinden dolayı kendilerini baskı altında hissetmemelidir.
Çünkü özgürlük yalnızca çoğunluğun özgürlüğü değildir.
İsviçre yasakların değil, özgürlüklerin güvencesi olmaya devam etmelidir.
Suat Şahin
İsviçre Türk Toplumu Genel Başkanı
