Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BU DÜNYADAN BİR RECEP TAYYİP ERDOĞAN GEÇİYOR

Beyler, farkında mısınız? Bu dünyadan bir Recep Tayyip Erdoğan geçiyor.

Beyler, farkında mısınız? Bu dünyadan bir Recep Tayyip Erdoğan geçiyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden 16’ncı kez dünyaya seslendi.

Fakat mesele sadece kaçıncı kez o kürsüye çıktığı değildir. Asıl mesele, o kürsüden neyi söylediği, kimi hatırlattığı ve hangi yaraya dikkat çektiğidir.

Dünyanın güçlü devletlerinin kendi çıkarlarını konuştuğu bir zeminde Erdoğan; Filistin’i, Gazze’yi, savaşların ve çatışmaların ortasında kalan insanları, uluslararası sistemdeki adaletsizlikleri yeniden dünya gündemine taşıdı.

Bugün Gazze’de yaşanan insani dram karşısında uluslararası sistemin ne kadar etkisiz kaldığını hep birlikte görüyoruz. Çocukların, kadınların ve masum sivillerin hayatlarını kaybettiği bir dünyada sadece diplomatik cümleler kurmak yetmiyor. Vicdanın da güçlü bir sese ihtiyacı var.

Erdoğan’ın yıllardır dile getirdiği “Dünya beşten büyüktür” sözü de tam burada anlam kazanıyor.

Bu söz yalnızca beş ülkeye yönelik bir itiraz değildir. Bana göre, mevcut dünya düzeninin adalet anlayışının sorgulanmasıdır. 190’dan fazla ülkenin kaderini ilgilendiren meselelerde beş daimi üyenin sahip olduğu belirleyici gücün yeniden tartışılması gerektiğini söylemektir.

Nitekim Erdoğan, bu yılki BM konuşmasında da uluslararası barış ve güvenliği korumak için kurulan Birleşmiş Milletler’in bugün bu görevini yerine getirmekte zorlandığını açık biçimde ifade etti.

Filistin yalnız bırakılmamalı

Benim için Erdoğan’ın siyasetinde en dikkat çekici başlıklardan biri Filistin meselesindeki ısrarıdır.

Filistin meselesini yalnızca bölgesel veya siyasi bir problem olarak değil, bir insanlık ve adalet meselesi olarak dünya kamuoyunun önünde tutmaya devam ediyor.

Çünkü mazlumun dini, dili, ırkı sorulmaz.

Bir çocuk ağlıyorsa, bir anne evladını kaybediyorsa, insanlar açlığa ve çaresizliğe mahkûm ediliyorsa orada önce insanlık konuşmalıdır.

Türkiye’nin de tarihinden ve medeniyetinden gelen sorumluluğunun tam burada başladığına inanıyorum.

Liderlik bazen itiraz edebilmektir

Dünya siyasetinde güçlülerle aynı cümleyi kurmak kolaydır.

Zor olan, bedeli olabileceğini bilerek farklı bir söz söyleyebilmektir.

Erdoğan’ın BM kürsüsünden yıllardır sürdürdüğü itirazın özü de burada aranmalıdır: Daha adil bir uluslararası sistem mümkün müdür? Güçlü olanın hukuku yerine hukukun gücü hâkim olabilir mi? Filistinli bir çocuğun hayatı dünyanın başka bir ülkesindeki çocuğun hayatı kadar değerli kabul edilebilir mi?

Bunlar yalnız Türkiye’nin değil, bütün insanlığın cevap vermesi gereken sorulardır.

Ben, 35 yılı aşkın süredir Avrupa’da yaşayan bir Türk olarak dünyadaki gelişmeleri Avrupa’dan da takip ediyorum. Türkiye’nin sesinin uluslararası platformlarda güçlü biçimde duyulmasını, mazlumların ve haksızlığa uğrayanların meselelerinin gündeme taşınmasını son derece önemli buluyorum.

Recep Tayyip Erdoğan’ın BM kürsüsündeki 16’ncı hitabına da bu açıdan bakıyorum.

Makamlar geçer, dönemler kapanır, siyasi tartışmalar zamanla tarihin sayfalarında yerini alır. Fakat liderlerin geride bıraktığı sözler, mücadeleler ve dünya siyasetinde açtıkları tartışmalar daha uzun süre konuşulur.

“Dünya beşten büyüktür” sözü de şimdiden bu tartışmalardan birinin adı olmuştur.

Ve yıllar sonra bugüne dönüp baktığımızda belki de şu cümleyi daha iyi anlayacağız:

Bu dünyadan bir Recep Tayyip Erdoğan geçti.

Allah kendisine sağlık ve uzun ömür versin.

Suat Şahin
İsviçre Türk Toplumu Genel Başkanı