
Bazen şehirler de insanlar gibidir.
Bir dönem kötü anılır, sonra emekle, sabırla ve doğru dokunuşlarla bambaşka bir kimliğe kavuşur.
Yıldırım bugün tam da bunu yaşıyor.
Oktay Yılmaz göreve geldiğinde Yıldırım, kamuoyunda neyle anılıyordu?
Çarpık yapılaşma, kavgalar, güvensizlik, umutsuzluk…
Ne yazık ki bu algı uzun yıllar Yıldırım’ın yakasına yapışmıştı.
Ama siyaset bazen algıyı yönetmek değil, algıyı boşa düşürmektir.
Yıldırım’da olan da bu.
****
Bugün Yıldırım’a baktığınızda şunu net görüyorsunuz:
Bu yapılanlar sadece bina yenilemek değil.
Bu bir şehir rehabilitasyonu.
Bir toplumsal onarım.
Daha düne kadar gençler Yıldırım’dan kaçıyordu.
Nilüfer’e, Özlüce’ye gidiliyor, kafeler oralarda dolup taşıyordu.
Şimdi tablo tersine döndü.
Kütüphanelerle, kültür merkezleriyle, sosyal alanlarla Yıldırım gençleri kendine çekiyor.
Hatta sadece Yıldırımlılar değil;
farklı ilçelerden gençlerin “kütüphaneye gidelim” deyince rotayı Yıldırım’a kırdığına şahit oluyoruz.
Bu detay küçümsenmesin.
Bir ilçenin gençler tarafından tercih edilmesi, geleceğinin de teminatıdır.
****
Bir başka güçlü dönüşüm de aile hayatında yaşanıyor.
Uludağ eteklerinde yapılan parklar,
yeşil alanlar,
çocuk oyun alanları…
Hafta sonu bu bölgelerde boş bank bulmak zor.
Bu ne demek?
Demek ki insanlar artık Yıldırım’da nefes alıyor.
Demek ki Yıldırım, “yaşanacak yer” algısını inşa etmiş durumda.
****
İşin en kritik boyutuna gelelim.
Yıldırım’ın kronik meselelerinden biri neydi?
Tapu sorunları.
İmar belirsizliği.
Doğalgaz girmeyen mahalleler.
Bugün bunların büyük bölümü tarih oldu.
Arabayatağı, Çınarönü, Ulus, Yavuzselim, Mevlâna ve Hacivat…
Bu mahallelerde yürütülen imar uygulamaları, Yıldırım’ın kaderini değiştiren adımlar oldu.
Binlerce tapu dağıtıldı.
Binlerce insan “yarın ne olacak” endişesinden kurtuldu.
Son olarak 300 hak sahibine daha tapuları teslim edildi.
Bu bir tören değil sadece;
bu, insanların hayata tutunmasıdır.
****
Şunu açık söylemek gerekir:
Türkiye’de kentsel dönüşüm çok konuşulur, az başarıya ulaşır.
Ama Yıldırım’da farklı olan şu:
İnsanlar bu dönüşüme inanıyor.
Çünkü masa başından değil, sahadan yönetiliyor.
Çünkü hak sahibini mağdur eden değil, sürece dahil eden bir model var.
Siyasette en zor şey nedir bilir misiniz?
Güven inşa etmek.
Yıldırım’da yapılan işlerin arkasındaki asıl başarı budur.
****
Bu dönüşüm bitmiş bir hikâye değil.
Devam eden bir süreç.
Yollar açılıyor,
yeşil alanlar büyüyor,
sosyal donatılar artıyor.
Ve en önemlisi:
Komşuluk kültürü yeniden kuruluyor.
Beton yükselirken, insan ilişkileri ezilmiyorsa…
İşte o zaman yapılan iş anlamlıdır.
Bugün Yıldırım’da olan tam olarak budur.
Velhasıl…
Kazanan sadece belediye değil, kazanan şehir, kazanan insan.
Ve Yıldırım, uzun yıllar sonra ilk kez geleceğe bu kadar umutla bakıyor.
