
Bursa’nın Osmangazi ilçesinde, şehir merkezinden çok da uzak olmayan; bugün resmi kayıtlarda “mahalle” diye geçen ama insanının hla sevgiyle “köyümüz” dediği bir yer var: Avdancık.
Avdancık öyle dün kurulmuş, birkaç hanenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış sıradan bir yerleşim de değil.
Yerel tarih araştırmalarında Avdancık’ın adına 15’inci yüzyıl kayıtlarında rastlanıyor. Köyün adı eski kayıtlarda Aldancık, Akdancık ve Bağlu gibi farklı biçimlerde de geçiyor. 1487 yılına ait tahrir kayıtlarında 9 hanenin bulunduğu, 1573 yılında ise hane sayısının 20’ye yükseldiği aktarılıyor. Yine eski kayıtlarda köy çevresinde bağların ve eski yerleşim izlerinin bulunduğundan, hatta bir dönem burada panayır kurulduğundan söz ediliyor.
Yani anlayacağınız, Avdancık’ın toprağında yalnızca incirin, şeftalinin, armudun kökü yok; tarihin de kökü var.
Bugün ise Avdancık, Bursa’nın üretmeye devam eden kırsal mahallelerinden biri.
Toprak verimli.
İnsan çalışkan.
Üretici sabahın ilk ışıklarıyla tarlasına, bahçesine gidiyor.
İncir yetiştiriyor, şeftali yetiştiriyor, armut yetiştiriyor, zeytin yetiştiriyor.
Üretiyor.
Bursa’ya kazandırıyor.
Türkiye’ye kazandırıyor.
O toprağın ürünü dünyanın sofrasına gidiyor
Özellikle Bursa’nın meşhur siyah incirinden söz etmeden Avdancık’ı anlatmak mümkün mü?
Tarım ve Orman Müdürlüğünün çalışmalarında Avdancık, Bursa Siyah İnciri yetiştiriciliğinin yapıldığı köyler arasında açıkça sayılıyor.
Üstelik bugün Bursa Siyah İnciri artık yalnız bizim bildiğimiz bir lezzet değil.
2024 yılında Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili alan Bursa Siyah İnciri, dünyanın dört bir yanındaki sofralara ulaşıyor. 2024 sezonunda 32 ülkeye ihracat yapılmıştı. 2026 yılı sektör raporlarında da Bursa Siyah İnciri’nin Avrupa’dan Uzak Doğu’ya ve Körfez ülkelerine kadar geniş bir pazarda Bursa’nın en önemli tarımsal markalarından biri olduğu özellikle vurgulanıyor.
Şimdi düşünün…
Avdancık’taki çiftçi sabah karanlığında kalkacak.
Bahçesine gidecek.
Ağacına gözü gibi bakacak.
Ürününü yetiştirecek.
Toplayacak.
Kasaya koyacak.
O incir belki Almanya’ya, Hollanda’ya, Fransa’ya, Uzak Doğu’ya kadar gidecek.
Bursa’nın adını dünyaya taşıyacak.
Ülkeye döviz kazandıracak.
Ama aynı üreticinin evinde hala doğal gaz olmayacak!
İşte insanın burada durup düşünmesi gerekiyor.
Her köye lazım bir muhtar: Ahmet Toparlak
Avdancık’ın bir de muhtarı var.
Adı Ahmet Toparlak.
Ben bugüne kadar çok muhtar gördüm.
Ama bazı insanlar vardır, görevini yalnızca bir unvan olarak taşımaz.
O görevin hakkını vermeye çalışır.
Ahmet Toparlak da bana göre onlardan biri.
Adamın işi gücü köy.
Sabah köy…
Akşam köy…
Bir vatandaşın işi mi var?
Muhtar orada.
Tarla yolunda problem mi çıktı?
Muhtar orada.
Arazi yolu mu açılacak?
Muhtar peşinde.
Köy yolunun bir ihtiyacı mı var?
İlgili kurumun kapısında.
Bir vatandaşın derdi mi var?
Çözüm bulabilmek için koşturuyor.
Bazen bakıyorum, kendi kendime;
“Bu adam muhtar mı, belediye başkanı mı, kaymakam mı?” diyorum.
Çünkü kolay iş değil.
Yerel yönetimlerin kapısını çalacaksınız, Büyükşehir Belediyesiyle görüşeceksiniz, Osmangazi Belediyesiyle görüşeceksiniz, kamu kurumlarının peşinden gideceksiniz…
Üstelik kapıya gidip fotoğraf çektirip dönmek de yok.
Köyün ihtiyacını almadan o kapıdan ayrılmamaya çalışacaksınız.
Her köy böyle muhtar ister.
300 metre yerin altından su aramak kolay iş değil
Son yaptığı çalışmalardan biri de köyün su ihtiyacına yönelik.
Olası su kesintilerinde Avdancık halkı susuz kalmasın, köyün deposu desteklensin diye yaklaşık 300 metre derinliğe ulaşan bir sondaj çalışmasının peşine düşülmüş durumda.
Bunu küçümsemeyin.
Su bugün yalnız Avdancık’ın değil, Bursa’nın hatta bütün Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri.
Bir köyün geleceğini düşünmek demek yalnız bugünü kurtarmak değildir.
“Yarın su kesilirse bu insanlar ne yapacak?” diye bugünden düşünmek demektir.
İşte muhtarlık biraz da budur.
Sorun kapıya geldikten sonra çözüm aramak değil, sorun gelmeden tedbir almaktır.
Yıllardır doğru dürüst bir muhtarlık binasının bulunmaması da Avdancık’ın eksiklerinden biriydi.
O ihtiyaç için de çalışıldı ve köyün merkezine muhtarlık binası kazandırıldı.
Köyün yolu, suyu, arazisi, binası derken adam durmuyor.
Ben kendisine zaman zaman takılıyorum:
“Ahmet, tam belediye başkanı olacak adamsın.”
Bunu yalnız ben söylemiyorum.
Köyde aynı düşünceyi taşıyan az insan olmadığını da biliyorum.
Kim bilir…
Hayat bu.
Belki bir gün o da olur.
Ama bugün Ahmet Toparlak’ın önünde çok daha önemli bir mesele var.
Avdancık doğal gaz istiyor
Asıl konuya gelelim.
Avdancık’ın doğal gaza ihtiyacı var.
Köylü yıllardır bunu söylüyor.
Avdancıklıların anlattığına göre doğal gaz hattı yerleşimin çok yakınından, hatta köyün merkezinden geçen güzergahta bulunmasına rağmen Avdancık halkı doğal gazdan yararlanamıyor.
İnsan da doğal olarak soruyor:
Hat buradaysa, ev neden hala doğal gazsız?
Bunun teknik gerekçesi nedir?
Yatırım planına mı alınmadı?
Abone sayısı mı yeterli görülmüyor?
Altyapı maliyeti mi gerekçe gösteriliyor?
İmarla ilgili bir problem mi var?
Başka bir teknik engel mi bulunuyor?
Köylünün istediği aslında çok açık:
Aksa Doğalgaz gelsin, Avdancık’ta yerinde inceleme yapsın ve insanlara açık, anlaşılır bir cevap versin.
Dolayısıyla çağrımız bugün doğrudan Aksa Doğalgaz yetkililerine.
Sayın yetkililer…
Masanızın üzerindeki haritadan Avdancık’a bakmak başka şeydir.
Avdancık’a gidip o insanlarla konuşmak başka şeydir.
Gelin.
Bir gününüzü ayırın.
Avdancık’a çıkın.
Köyün meydanında aracınızı durdurun.
Üreticinin elini sıkın.
Bahçesine girin.
İncir ağacını görün.
Şeftalisini görün.
Sabahın köründe tarlaya giden insanı dinleyin.
Sonra sorun:
“Bu köy doğal gazı hak ediyor mu?”
Cevabı zaten kendiniz vereceksiniz.
Sayın Vali Erol Ayyıldız, bir çay da Avdancık’ta için
Buradan Bursa Valimiz Sayın Erol Ayyıldız’a da bir çağrım var.
Sayın Valim…
Avdancık büyük şeyler istemiyor.
Lüks istemiyor.
Gösterişli yatırımlar istemiyor.
Bu insanlar üretiyorlar.
Alın teri döküyorlar.
Ülke ekonomisine katkı sağlıyorlar.
Çocuklarını burada büyütüyorlar.
Atalarından kalan toprağı terk etmemek için direniyorlar.
İstedikleri şey, şehir merkezindeki vatandaşın yıllardır kullandığı temel bir hizmetten kendilerinin de yararlanabilmesi.
Bir gün Avdancık’a gidin.
Protokol masasını da istemiyoruz.
Uzun konuşmaları da…
Köyün meydanına gidin.
O çınarın gölgesine oturun.
Köylünün demlediği çaydan bir bardak için.
İncir üreticisini dinleyin.
Yaşlısını dinleyin.
Kadınlarını dinleyin.
Gençlerini dinleyin.
Muhtar Ahmet Toparlak’ı yanınıza alın.
Sonra da doğal gazın Avdancık için lüks mü, ihtiyaç mı olduğuna siz karar verin.
Ben inanıyorum ki o masadan kalkarken siz de aynı şeyi söyleyeceksiniz:
“Bu mesele çözülmeli.”
Köylüyü toprakta tutmak istiyorsak, şehirdeki imkanı köye de götüreceğiz
Bugün herkes aynı şeyi konuşuyor.
Köyler boşalıyor.
Gençler tarımdan uzaklaşıyor.
Üretici toprağını bırakıyor.
Tarım maliyetleri yükseliyor.
Peki insanı köyünde nasıl tutacağız?
Sadece,
“Üretin.”
demekle olmaz.
“Toprağınıza sahip çıkın.”
demekle de olmaz.
İnsanları köyde tutmak istiyorsanız köydeki yaşam şartlarını iyileştireceksiniz.
Yolunu yapacaksınız.
Suyunu sağlayacaksınız.
İnternetini götüreceksiniz.
Enerji altyapısını kuracaksınız.
Doğal gazını ulaştıracaksınız.
Çünkü artık doğal gaz bir lüks değil.
Özellikle kış aylarında hem yaşam konforu hem ekonomik şartlar hem de yaşlı nüfus açısından ciddi bir ihtiyaç.
Şehir merkezinde yaşayan insan hangi temel hizmetlerden yararlanıyorsa üretim yapan kırsal mahalledeki vatandaşın da mümkün olan her yerde aynı hizmete ulaşması gerekir.
Sosyal devletin ve yerel yönetimin anlamı biraz da budur.
Aksa Doğalgaz’a açık çağrı: Avdancık’a gelin
Buradan bir kez daha çağrımızı yapalım.
Aksa Doğalgaz yetkilileri…
Avdancık’ın talebini dosyalardaki birkaç satır olarak görmeyin.
Bir keşif heyeti gönderin.
Mevcut hattı inceleyin.
Mesafeyi ölçün.
Abone potansiyelini çıkarın.
Teknik ve ekonomik şartları değerlendirin.
Varsa engeli açıkça anlatın.
Yoksa da artık yatırım takvimini oluşturun.
Valiliğimiz, Osmangazi Belediyesi, ilgili kamu kurumları ve doğal gaz dağıtım şirketi aynı masanın etrafında toplansın.
Çünkü bazı sorunlar yıllarca konuşulduğu için büyür.
Oysa bazen çözüm, doğru insanların aynı masaya oturması kadar yakındır.
Avdancık bunu hak ediyor.
Üreten insan bunu hak ediyor.
Sabahın karanlığında bahçeye giden çiftçi bunu hak ediyor.
Türkiye’nin dört bir yanına, dünyanın onlarca ülkesine ürün gönderen o eller bunu hak ediyor.
Son söz…
Bir köy düşünün…
Toprağı bereketli.
İnsanı çalışkan.
Ürünü dünya sofralarında.
Muhtarı gece gündüz kapı kapı hizmet peşinde.
İnciri Bursa’nın adını başka ülkelere taşıyor.
Ama akşam olduğunda köylü hala soruyor:
“Doğal gaz bizim evimize ne zaman gelecek?”
İşte bütün mesele bu kadar basit.
Avdancık kimseden ayrıcalık istemiyor.
Avdancık hakkı olan hizmeti istiyor.
Yetkililere düşen de o sesi duymaktır.
Çünkü bir memleket yalnız şehir merkezindeki ışıklı caddelerden ibaret değildir.
O memleket; dağın eteğinde sabah erkenden toprağına giden çiftçidir.
Bahçedeki incirdir.
Kasadaki şeftalidir.
Çınarın altında çay içen ihtiyardır.
Köyü için kapı kapı dolaşan muhtardır.
Ve unutmayalım:
Üreten köy yaşarsa şehir yaşar.
Köylü toprağında kalırsa memleket kazanır.
Avdancık’ın ocağı doğal gazla yanarsa, aslında yalnız bir ev değil; üretmeye devam eden bir köyün umudu ısınır.
Şimdi söz, yetkililerde…
Avdancık yıllardır sesleniyor.
Artık o sesi duymanın zamanı gelmedi mi?
