Uludağ Üniversitesi Hastanesi’ne yolu düşmeyen kaldı mı?
Yani Bursa’da yaşıyorsanız, en az bir kez gitmişsinizdir oraya.
Ya hasta olmuşsunuzdur, ya bir yakınınızı götürmüşsünüzdür.
Ama o anlarda, hastaneye ulaşmak kadar…
Park yeri bulmak daha büyük bir sorun.
Bir bakıyorsunuz koca otopark dolmuş taşmış.
Ama garip bir durum var.
Park eden araçların önemli bir kısmı hastaneye falan gelmemiş.
Ne hasta ne refakatçı ne hasta yakını…
Bu yaşanan olay geçmişten bir benzetmeyi hatırlatıyor.
Şöyleki…
Eski Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Aldepe’nin döneminde bir slogan vardı Burbak’ın kulandığı Park et devam et. Şimdi maalesef kampüste yaşanan sorun tamda bu hale gelmiş.
Bursa’nın dört bir yanından gelen ve özelikle kampüs bölgesinde oturan vatandaş, arabasını kampüs içinde bir yere park ediyor…
Sonra da metroyla şehre iniyor. Park etiği araç gün boyu orda kalıyor ücret ödemeden hemde.
Akşam olunca da hop, metrodan çıkıp arabasına binip evine dönüyor.
Yani kampüs, bir nevi bedava aktarma istasyonu olmuş durumda.
Ee haliyle…
Gerçekten hastası olan, acil işi olan insanlar arabalarını nereye koyacaklarını şaşırıyorlar.
Bu hem büyük bir haksızlık hem ciddi bir sorun.
İşte tam da bu noktada…
Uludağ Üniversitesi yönetimi “Yeter artık” dedi.
Rektör Feridun Yılmaz ve ekibi, bir yıldan fazladır üzerinde çalıştıkları bir sistemi hayata geçirdi:
HGS Park sistemi.
Amaç sadece para toplamak değil.
Kampüsü kampüs yapmak.
Yani orayı mahalle havasına sokulmasından çıkarıp, kontrollü, güvenli, sistemli bir alan haline getirmek.
Çünkü düşünsenize…
Burası üniversite.
Ders var.
Öğrenci var.
Hasta var.
Personel var.
Ama giren çıkan belli değil.
Kim nereden geliyor, kim ne yapıyor belli değil.
Bir de kampüs içinde yaşanan tatsız meseleler de var.
Zengin kendini bilmezler altına aldığı lüks araçlarla akşam saatlerinde kampüs içinde yaptığı “fink atan” araçlar,
özellikle yurtlarının çevresinde rahatsız edici bakışlara, tavırlara maruz kalıyor.
kız öğrencilere yönelik taciz iddiaları
ve kimliği belirsiz kişilerin kafeterya ile ortak alanlarda rahatça dolaşması…
Tüm bunlar, ciddi bir güvenlik zafiyeti oluşturuyordu.
Ve ayrıca…
Bu HGS sistemi sadece otopark değil, güvenlik açısından da önemli bir adım.
Artık herkes kolunu sallayarak kampüse giremeyecek.
Girerse de plaka kaydı alınacağı için daha güvenli hale gelecek.
Biraz caydırıcı olur mu?
Bence olur.
Tabii bu işin bir maliyeti var.
Üniversite yönetimi bu sistemi devlet desteği olmadan, kendi imkanlarıyla kurmaya çalışıyor.
Rektör Yılmaz açık açık söylüyor:
“Ne kadar ödenek gelirse o kadarını yaparız.”
Yani bu, bir çırpıda bitecek bir proje değil biraz zaman alabilir ama önemli olan ilk adımının atılmış olması.
Ama buradan siyasilere de bir çağrı yapmak lazım:
Bursa’daki tüm milletvekilleri hangi partiden olursa olsun bu meseleye el atsınlar.
Meclis’te gündeme getirilsin.
Kampüsün bir “üniversite alanı” gibi yönetilmesi için maddi destek sağlansın.
Ayrıca bir güzel detay daha var:
Kampüs içindeki otoparklardan elde edilecek gelir,
ihtiyaç sahibi öğrencilere burs
ve araştırma altyapısının geliştirilmesi için kullanılacakmış.
Yani hem trafik düzene giriyor,
hem güvenlik artıyor,
hem de öğrenciye destek çıkılıyor.
Bu ülkenin her şehrine, her kampüsüne lazım böyle bir sistem.
Çünkü kampüs dediğin yer;
bir durup nefes alacağın,
öğrenmenin, gelişmenin, üretmenin merkezi olmalı.
Üniversite yönetimi bu hamleyle sadece akademik başarıyı değil,
aynı zamanda sosyal destek, çevre duyarlılığı gibi konuları da merkeze alan bir kampüs hayatı hedeflemiş oluyor.
Yani mesele artık sadece ders değil,
yaşanabilir bir kampüs kurma meselesi.
Kampüs bir geçiş noktası değil; geleceğin kurulduğu yerdir.
Bu vesileyle, başta Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Feridun Yılmaz olmak üzere emeği geçen tüm ekibini kutluyor, projenin eksiksiz tamamlanması için başarılar diliyorum.
