
Demokrasisiyle, hukuk devleti anlayışıyla ve insan haklarına verdiği değerle dünyaya örnek gösterilen İsviçre’de bugün son derece tehlikeli bir tartışmanın kapısı aralanıyor.
Zürih ve Aargau kantonlarında okullarda başörtüsünün yasaklanmasına yönelik atılan siyasi adımlar, basit bir kıyafet düzenlemesi olarak görülemez. Başörtüsü, Müslümanlar açısından dini inancın bir parçasıdır. Dolayısıyla mesele bir kumaş parçası değil, inanç ve vicdan özgürlüğüdür.
Bugün başörtüsünü yasaklamaya kalkarsanız, yarın hangi inancın hangi sembolünün tartışmaya açılacağını kim garanti edebilir?
Daha da tehlikelisi, meselenin halkoylamasına taşınabilecek bir kampanyaya dönüşmesidir. Temel haklar ve inanç özgürlüğü, siyasi kampanyaların ve çoğunluk hesaplarının konusu haline getirilmemelidir. Çünkü demokrasi sadece çoğunluğun karar vermesi değildir; aynı zamanda azınlığın temel haklarını çoğunluğa karşı koruyabilmektir.
35 yılı aşkın süredir İsviçre’de yaşayan biri olarak söylüyorum: Biz bu ülkeyi farklı inançların, kültürlerin ve kimliklerin hukuk içerisinde birlikte yaşayabildiği bir ülke olarak tanıdık. İsviçre’nin gücü de tam olarak buradan gelmektedir.
Bu nedenle Zürih ve Aargau’da başlayan bu süreci kaygıyla takip ediyoruz.
Başörtüsüne yönelik bir yasak, Müslüman toplumunun inanç özgürlüğüne vurulacak ciddi bir darbe olacaktır.
İsviçre’ye yakışan yasakların öncüsü olmak değil, özgürlüklerin güvencesi olmaktır.
Bu yanlıştan henüz vakit varken dönülmelidir.
Suat Şahin
İsviçre Türk Toplumu Genel Başkanı
