
Dün İnegöl’deydim.
Gastronomi Festivali’nin açılışı vardı.
Erken gittim. Protokolü değil, sokağı görmek istedim.
Alan düzenliydi. Stantlar yerli yerinde. Kalabalık az değildi.
Aileler gelmiş. Esnaf gelmiş. Gençler, yaşlılar, hepsi oradaydı.
Köfte var tabii. Ama sadece köfte değil. Yöresel yemek var, tatlı var, kadın emeği var.
Asıl işim başkaydı.
Gazeteci olduğumu söylemedim.
“İstanbul’dan geldim” dedim.
Vatandaşa sordum: “Belediye başkanı hakkında ne diyorsunuz?”
Tabii araya zehir de kattım. “Eleştirenler de var” dedim.
On kişiden sekizi sahip çıktı. Yatırımdan bahsetti, çalışkanlığından bahsetti.
Bir iki kişi de mesafeli durdu. Onu da not düşeyim.
İnegöl kolay yer değil. Sanayi var. Ticaret var. Şimdi buna gastronomi ekliyorlar. Şehir markası kurmaya çalışıyorlar.
Festival meselesine gelirsek:
İnegöl gastronomiyi marka yapmaya çalışıyor. Doğru bir hedef.
Ama bir festivalle bu iş bitmez.
Sürekli olacak mı, turizme dönecek mi, esnafa para girecek mi — asıl mesele bu.
Ben dün sokakta bir memnuniyet gördüm.
Bunu abartmadan söylüyorum.
Sonucu zaman gösterecek.

