Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Suat Şahin
Suat Şahin

Çocuklarımızı Sosyal Medyadan Kim Koruyacak?

Beş torun sahibi bir dede olarak son zamanlarda kendime sık sık şu soruyu soruyorum:

Çocuklarımız ve torunlarımız, evimizin içinde gerçekten güvende mi?

Bizim çocukluğumuzda anne babalarımızın endişesi sokaktı. Nerede olduğumuz, kimlerle arkadaşlık yaptığımız önemliydi. Bugün ise çocuklarımız kendi odalarında otururken dünyanın öbür ucundaki insanlara ve içeriklere birkaç saniyede ulaşabiliyor.

Yani çocuk evde. Peki gerçekten güvende mi?

Sosyal medya çocuklarımız için artık sadece eğlence aracı değil. Arkadaşlık, iletişim, bilgi ve hatta eğitim hayatlarının bir parçası.

Bu nedenle çözümün sadece “Telefonu bırak!” veya “Sosyal medyayı yasaklayalım!” demek olduğunu düşünmüyorum.

Çocuklarımızı teknolojiden değil, teknolojinin içinde korumamız gerekiyor.

Elbette ailelere büyük görev düşüyor. Anne baba çocuğunun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu ve ekran karşısında ne kadar zaman geçirdiğini bilmelidir.

Biz büyükanne ve büyükbabaların da sorumluluğu var.

Ben kendi adıma beş torunum için bu sorumluluğu fazlasıyla hissediyorum.

Ancak bütün yükü ailelerin omuzlarına bırakmak da doğru değildir.

Bir video bitmeden diğerini önümüze getiren, çocuklarımızın saatlerce ekran başında kalmasını sağlayan sistemleri kim tasarlıyor?

Çocukların dikkati üzerinden milyarlar kazanan teknoloji şirketlerinin sorumluluğu nerede başlıyor?

Yetişkinlerin bile telefonu ellerinden bırakmakta zorlandığı bir dünyada 10 veya 12 yaşındaki bir çocuktan sınırsız irade bekleyebilir miyiz?

Çocuklarımız birer veri kaynağı değildir.
Reklam hedefi değildir.
Çocuklarımız geleceğimizdir.

Türkiye’nin 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımına yönelik attığı adımları bu nedenle önemli buluyorum. Ancak tek başına yasakların yeterli olacağı kanaatinde değilim.

İsviçre’de de benzer tartışmalar yapılıyor.

Asıl ihtiyacımız olan; devletlerin gerekli kuralları koyması, teknoloji şirketlerinin sorumluluk üstlenmesi, okulların dijital okuryazarlığı öğretmesi ve ailelerin çocuklarıyla güçlü bir iletişim kurmasıdır.

Biz İsviçre’de yaşayan Türk toplumu olarak da bu meseleyi daha fazla konuşmalıyız.

Çocuklarımız ve torunlarımız hem İsviçre’nin hem Türkiye’nin dijital dünyasının içerisindeler. Birkaç farklı dilde ve kültürde içeriğe aynı anda ulaşabiliyorlar.

Bu nedenle derneklerimizde ve ailelerimizde gençlere sadece “Telefonu bırak” demek yerine, telefonu nasıl doğru kullanacağını öğretmeliyiz.

Ve en önemlisi çocuklarımızla konuşmalıyız.

Çünkü çocuk, sosyal medyada başına kötü bir şey geldiğinde telefonunun elinden alınacağından korkarsa susabilir.

Ama ailesinin kendisini dinleyeceğini ve anlayacağını bilirse anlatır.

Bern’de de Ankara’da da mesele aslında aynı:

Çocuklarımızı sosyal medyadan kim koruyacak?

Cevabım açık:

Devlet koruyacak.
Şirketler sorumluluk alacak.
Okullar öğretecek.
Aileler ilgilenecek.

Ama en güçlü güvenlik duvarı yine sevgi, ilgi ve aile içindeki iletişim olacaktır.

Bir dede olarak beş torunum için istediğim şey aslında bütün çocuklarımız için istediğim şeydir:

Onların dünyasını küçültmeyelim.

O büyük dijital dünyada güvenle yürümeyi öğretelim.

Suat Şahin