
Türkiye’nin önünde bugün tarihi bir hedef var: Terörsüz Türkiye.
Yıllardır ülkemizin enerjisini tüketen, binlerce insanımızın hayatına mal olan ve toplumsal huzurumuzu hedef alan terörün tamamen sona ermesi, hepimizin ortak arzusu olmalıdır.
Ancak bu sürecin yalnızca Türkiye sınırları içerisinde yürütülmesi yeterli değildir. Çünkü terör örgütleri yıllar boyunca Avrupa’da propaganda, örgütlenme ve finansman imkânı bulmuş; özellikle genç kuşakları kendi ideolojik dünyalarına çekmeye çalışmıştır.
Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefi, Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımıza ve ilgili bütün kesimlere doğru, açık ve güçlü bir şekilde anlatılmalıdır.
Avrupa’da yaşayan bizler açısından bunun ayrı bir önemi vardır. Terörün gerçekten bitmesini istiyorsak, örgütlerin etki alanında bulunan insanları da bu sürecin dışında bırakmamalıyız. Şiddete bulaşmamış, ancak propaganda ve ideolojik söylemlerle örgüt çevresinde tutulmuş insanlara ulaşmanın yolları aranmalıdır.
Burada amaç suçluyu aklamak veya terörle mücadeleden taviz vermek değildir. Amaç, terör örgütlerinin insan kaynağını ve toplumsal zeminini kurutmaktır.
Özellikle Avrupa’daki gençlere ulaşılmalı; aileler, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve toplumun farklı kesimleriyle güçlü bir diyalog kurulmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir vatandaşını etnik kökeninden dolayı ötekileştirmediği; Türküyle, Kürdüyle, Alevisiyle, Sünnisiyle hepimizin ortak geleceğinin huzur ve kardeşlik olduğu anlatılmalıdır.
Çünkü terörün son bulması sadece silahların susması değildir.
Asıl başarı, terörü doğuran ve besleyen zeminin ortadan kaldırılmasıdır.
Avrupa da bu mücadelenin önemli alanlarından biridir. Avrupa ülkeleri de kendi topraklarının terör örgütlerinin propaganda, finansman ve insan devşirme alanına dönüşmesine müsaade etmemelidir.
Türkiye’de başlayan bu tarihi süreç, Avrupa’daki vatandaşlarımızla ve toplumun bütün kesimleriyle güçlü bir iletişim içerisinde yürütülürse çok daha sağlam bir zemine oturacaktır.
Bu noktada şahsen ben de bir sorumluluk hissediyorum. Avrupa’da uzun yıllardır sivil toplum çalışmalarının içerisinde bulunan biri olarak, Terörsüz Türkiye sürecinin Avrupa’daki vatandaşlarımıza doğru anlatılması, toplumsal diyaloğun güçlendirilmesi ve kardeşlik ortamının kalıcı hâle getirilmesi adına ihtiyaç duyulması hâlinde, hiçbir karşılık beklemeden gönüllü olarak her türlü desteği vermeye ve sorumluluk almaya hazırım.
Çünkü mesele şahısların ve makamların ötesindedir. Mesele Türkiye’nin geleceği, milletimizin huzuru ve gelecek nesillerimize bırakacağımız mirastır.
Artık çocuklarımıza terörün, acının ve ayrışmanın değil; kardeşliğin, huzurun ve ortak geleceğin Türkiye’sini bırakmalıyız.
Terörsüz Türkiye yalnızca bir devlet politikası değil; 85 milyonun ortak geleceği ve gelecek nesillere karşı hepimizin sorumluluğudur.
Suat Şahin
İsviçre Türk Toplumu Genel Başkanı
