Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
İsmail Tastan
İsmail Tastan

Bir Şehrin Su Sınavı

Bursa’da dün sıradan bir meclis toplantısı yapılmadı.

Aslında uzun zamandır vatandaşın içinde büyüyen bir rahatsızlık masaya yatırıldı.

Çünkü son aylarda Bursa’da insanların en çok konuştuğu meselelerden biri artık su faturalarıydı.

Ve kabul edelim…

Gerçekten can yakıyordu.

Dün gerçekleştirilen BUSKİ Genel Kurulu’nda alınan kararla birlikte su tarifelerinde indirime gidildi. Kademe sistemi değişti, bakım bedelleri kaldırıldı, evsel katı atık bedelleri faturadan çıkarıldı.

Sonuç?

Vatandaş biraz olsun nefes aldı.

Ama burada önemli bir detay var.

Bu düzenleme öyle kendiliğinden ortaya çıkmış bir süreç değil.

Aylar boyunca yüksek faturalar nedeniyle oluşan toplumsal tepkiyi özellikle AK Parti ve Cumhur İttifakı meclis üyeleri hemen her toplantıda gündeme taşıdı.

Vatandaşın sesini meclise taşıdılar.

“Bu yük artık taşınamıyor” dediler.

Ve sonunda dün o baskının sonucu ortaya çıktı.

Özellikle Şahin Biba yönetimindeki süreç dikkat çekiciydi.

Göreve geldiği günden bu yana daha sakin, daha çözüm odaklı bir yönetim anlayışı ortaya koymaya çalışan Biba’nın, vatandaşın su faturaları konusundaki tepkisini dikkate aldığı net şekilde görüldü.

Mecliste yaptığı konuşmada vatandaşın serzenişlerini haklı bulması önemliydi.

Çünkü bazen vatandaş en çok şunu görmek ister:

“Benim derdimle dertlenen beni anlayan biri var mı?”

Dünkü tablo biraz da buydu.

Bakın…

Bazen belediyecilik dev projeler yapmak değildir.

Bazen vatandaşın mutfağındaki yangını görebilmektir.

Çünkü insanlar artık faturaya sadece rakam olarak bakmıyor.

Aynı zamanda hayat pahalılığının ağırlığını görüyor.

İşte Bursa’da oluşan tablo buydu.

Özellikle dar gelirli vatandaş için su faturası artık sıradan bir ödeme olmaktan çıkmıştı.

Tam bu süreçte Bursa, alışık olmadığı başka bir gerçekle daha yüzleşti.

Su kesintileri…

Üstelik kısa süreli arızalar değil…

Planlı…

Bölgesel…

Günlere yayılan kesintiler…

Bursa gibi bir şehir için bu ciddi bir kırılmaydı.

Elbette kuraklığın etkisi vardı.

Ama yalnızca kuraklık demek de meseleyi eksik anlatmak olur.

Çünkü geçmiş dönemde Alinur Aktaş yönetiminin, Bursa’nın gelecekte susuz kalmaması adına başlattığı Çınarcık Baraj hattı çalışması gerçekten çok kıymetliydi.

Şehrin uzun yıllar su ihtiyacını karşılayabilecek bu proje ciddi şekilde ilerliyordu.

Ancak Mustafa Bozbey göreve geldikten sonra, projeyle ilgili bazı ihalelerde şaibe ve usulsüzlük iddiaları gündeme getirildi.

Ardından bazı çalışmalar durduruldu…

Bazıları ise yavaşladı.

İşte Bursa’nın susuzlukla yüzleşmeye başladığı kırılma noktası biraz da burada oluştu.

Elbette varsa bir usulsüzlük araştırılmalıydı.

Kimsenin buna itirazı olamaz.

Ama böylesine hayati bir su projesinde süreç tamamen yavaşlatılmadan da denetim yapılabilirdi.

Çünkü konu sıradan bir yatırım değildi.

Konu doğrudan Bursa’nın suyuydu.

Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu net görüyoruz:

Altyapı meseleleri siyasi tartışmaların değil, şehir aklının konusu olmak zorundadır.

Çünkü konu doğrudan Bursa’nın geleceğiydi.

Bugün barajlar dolmuş olabilir.

Yağmurlar rahatlatmış olabilir.

Ama bu bize rehavet hakkı vermez.

Çünkü artık dünya başka bir döneme giriyor.

İklim değişiyor.

Kuraklık büyüyor.

Ve su artık sıradan bir tüketim meselesi olmaktan çıkıyor.

Tam aksine…

Hayati bir güvenlik meselesine dönüşüyor.

İşte bu yüzden dün alınan indirim kararını kıymetli buluyorum.

Vatandaşın yükünü hafifleten her adım değerlidir.

Ama asıl mesele bundan sonra Bursa’nın yeniden aynı krizi yaşamamasıdır.

Bunun yolu da günü kurtaran tartışmalardan değil…

Güçlü altyapı yatırımlarından…

Uzun vadeli planlamadan…

Ve suyun kıymetini bilen bir şehir anlayışından geçiyor.

Çünkü artık musluktan akan sadece su değil…

Bir şehrin geleceği akıyor.