Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
İsmail Tastan
İsmail Tastan

Aile Emeğinden Sektöre Yön Veren Bir Vizyona

Bir ailenin emeğiyle başlayan yolculuk…

Doğru bir vizyonla birleştiğinde,

zamanla yalnızca bir markayı büyütmez.

Bir sektörün geleceğine yön veren,

güçlü bir değere dönüşür.

Bir market açarsınız.

Raflara ürün koyarsınız.

Kasadan fiş geçer.

Müşteri gelir, müşteri gider.

Ama mesele gerçekten bu kadar mı?

Bence değil.

Çünkü Onur Market’in hikayesi, sadece bir perakende markasının büyüme hikayesi değildir. Aynı zamanda Bursa’ya, İstanbul’a, ülke ekonomisine, üreticiye, istihdama ve organize gıda perakendeciliğine değer katma hikayesidir.

Özen Grup’un yıllar içinde ortaya koyduğu yürüyüşe bakınca şunu görüyorsunuz:

Burada yalnızca mağaza sayısı artmamış.

Burada yalnızca raflar çoğalmamış.

Burada bir ticaret ahlakı, bir hizmet anlayışı, bir yerli marka inadı ve bir aile emeği büyümüş.

Özen Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Özen’in başarısını da tam burada okumak gerekir.

Her marka bir yönetim anlayışıyla büyür.

Ama her marka,

bulunduğu sektörde kalıcı bir etki bırakamaz.

Burada farkı oluşturan şey;

sadece ticari başarı değil,

vizyon, istikrar ve değer üretme iradesidir.

Cemal Özen’in farkı da tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Onur Market’i yalnızca bir satış noktası olarak değil; üreticiyi, tedarikçiyi, çalışanı, müşteriyi ve sektörü aynı zincirin güçlü halkaları olarak gören bir anlayışla büyütmesi, bugün geldiği noktayı daha anlamlı hale getiriyor.

Bursa açısından bakınca da tablo kıymetli.

Çünkü Bursa, üretimin, ticaretin, alın terinin ve girişimciliğin şehridir.

Bu şehirde büyüyen, bu şehre değer katan her marka aslında sadece kendi bilançosunu büyütmez.

Bursa’nın ticari hafızasına da iz bırakır.

Onur Market Özen Gross ve Özen Grup’un yaptığı da budur.

İstihdam üretmek…

Tedarik zincirini ayakta tutmak…

Yerel üreticiyle temas kurmak…

Gıda perakendesinde güven duygusunu büyütmek…

Ve bütün bunları yaparken, “biz bu ülkenin markasıyız” diyebilmektir mesele.

Cemal Özen’in MÜSİAD’daki görevi de bu bakımdan ayrıca önemli.

MÜSİAD Sektör Kurulları Komisyonu Başkanlığı, yalnızca bir unvan değildir.

Bu görev; sektörleri dinlemek, sorunları masaya taşımak, iş dünyası ile kamu, akademi ve reel sektör arasında köprü kurmak demektir.

Daha önce gıda, tarım ve hayvancılık alanında ortaya koyduğu çalışmalarla dikkat çeken Cemal Özen’in bugün daha geniş bir sektörel sorumluluk alanında yer alması, aslında iş dünyasında karşılık bulan tecrübenin doğal sonucudur.

Çünkü gıda meselesi artık sadece market rafı meselesi değil.

Gıda meselesi; tarım, üretim, lojistik, fiyat istikrarı, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve tüketici güveni meselesidir.

İşte bu yüzden İstanbul Ticaret Üniversitesi ile Onur Market arasında imzalanan iş birliği protokolü sıradan bir protokol değildir.

Bu işin adı yalnızca akademik destek değildir.

Bu işin adı, perakendenin geleceğine akıl katmaktır.

“Ekrem Özen Perakendeye Değer Katan Araştırmalar Ödülü” bu yönüyle çok kıymetli bir adımdır.

Çünkü sektörün sadece bugünkü sorunlarını konuşmak yetmez.

Yarının tüketicisini, yarının mağazasını, yarının tedarik zincirini, yarının gıda güvenliğini ve yarının perakende yönetimini de bugünden düşünmek gerekir.

Üniversite burada bilimsel aklı temsil ediyor.

Onur Market burada sahayı temsil ediyor.

Özen Grup burada tecrübeyi temsil ediyor.

Ve bu üçü aynı masada buluşunca ortaya sadece bir ödül programı çıkmıyor.

Ortaya sektörün geleceğine bırakılacak kalıcı bir iz çıkıyor.

“Organize Gıda Perakende Yönetiminde Yeni Paradigmalar” adıyla yayımlanması hedeflenen kitap da bu açıdan önemli.

Çünkü söz uçar.

Toplantılar biter.

Protokoller arşive kalkar.

Ama yazılı bilgi kalır.

Akademik çalışma kalır.

Sektöre yol gösterecek fikir kalır.

Bugün perakende sektörü çok hızlı değişiyor.

Tüketici değişiyor.

Alışkanlıklar değişiyor.

Dijitalleşme değiştiriyor.

Maliyetler değiştiriyor.

Rekabet değiştiriyor.

Böyle bir dönemde sahadan gelen tecrübeyle üniversitenin bilimsel birikimini buluşturmak, sadece doğru değil; zorunlu bir adımdır.

Bu nedenle Onur Market’in attığı bu adım, kendi markasının ötesinde okunmalıdır.

Bu adım, organize gıda perakendeciliğine yapılmış stratejik bir katkıdır.

Bu adım, Ekrem Özen’in adını yalnızca hatırlatmakla kalmıyor; o ismi bilgiyle, emekle, akademik üretimle ve sektörün geleceğiyle buluşturuyor.

En kıymetlisi de bu.

Çünkü bazı isimler vardır; sadece tabelalarda yaşatılmaz.

Üretilen işte, açılan yolda, yetişen insanda, desteklenen fikirde yaşatılır.

Ekrem Özen isminin böyle bir araştırma ödülüyle anılması, Özen ailesinin ticarete bakışındaki derinliği de gösteriyor.

Bir yanda market rafı.

Bir yanda üniversite kürsüsü.

Bir yanda sektörün gerçek sorunları.

Bir yanda genç akademisyenlerin yeni bakış açıları.

Bunları aynı cümlede buluşturabilmek, vizyon işidir.

Bugün Cemal Özen’in başarısını konuşurken sadece büyüyen bir markadan söz etmiyoruz.

Bir aile emeğinin kurumsal akla dönüşmesinden söz ediyoruz.

Sadece Onur Market’ten söz etmiyoruz.

Türkiye’de yerli perakendenin kendine güvenen yürüyüşünden söz ediyoruz.

Sadece bir protokolden söz etmiyoruz.

Akademi ile reel sektörün aynı masada buluştuğu, geleceğe dönük ciddi bir adımdan söz ediyoruz.

O yüzden bu iş birliğini hafife almamak lazım.

Çünkü bir imza, sadece bir protokolün altına atılmaz.

Bir imza, bir sektörün geleceğine atılır.

İstanbul Ticaret Üniversitesi ile Onur Market arasında atılan bu imza da bana göre tam olarak budur.

Bilgiyle sahayı, akademiyle ticareti, geçmişin emeğiyle geleceğin fikrini buluşturan güçlü bir adımdır.

Ve bu adımın merkezinde de şu gerçek duruyor:

Onur Market, Özen Gross ve Özen Grup, sadece ticaret yapan değil; bulunduğu şehre, ülkesine ve sektörüne değer katmayı dert edinen bir yapıdır.

Bugün asıl mesele budur.

Çünkü perakendede rafı herkes doldurabilir.

Ama sektöre fikir kazandırmak…

Genç akademisyenleri teşvik etmek…

Üreticiyle tüketici arasında güven köprüsü kurmak…

Ve bunu bir aile değerinden ülke değerine dönüştürmek…

İşte o, her markanın yapabileceği bir iş değildir.

Onur Market’in hikayesini farklı kılan da tam olarak budur.

Bu vesileyle;

emeğiyle,

duruşuyla

ve geride bıraktığı değerlerle

bu yolculuğa iz bırakan Ekrem Özen’i

rahmet ve saygıyla anıyoruz.

Bugün atılan bu anlamlı adım,

aynı zamanda Ekrem Özen’in emekle, değerle ve vizyonla anılan mirasına

duyulan güçlü bir vefa ifadesi olarak da okunmalıdır.