
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın, TOBB’un yenilenen Akreditasyon Sistemi’nde en yüksek seviye olan 7 yıldızlı akreditasyonu almaya hak kazanması, Bursa iş dünyası açısından önemli bir başarı.
Bunu yalnızca BTSO’nun duvarına asılacak yeni bir belge olarak görmemek gerekiyor.
Çünkü bu sonuç, bir kurumun hizmet kalitesinin yanında, yıllar içerisinde oluşturduğu çalışma kültürünün ve Bursa iş dünyasını geleceğe hazırlama çabasının da tescili anlamına geliyor.
Üstelik bu başarı, BTSO başkanlık seçimleri öncesinde hareketliliğin arttığı bir dönemde geldi. Dolayısıyla akreditasyonun seçim tartışmalarının gölgesinde değerlendirilmesi de kaçınılmaz görünüyor.
Seçim dönemlerinde farklı görüşlerin ortaya çıkması doğaldır. Eleştiri de yapılır, yeni hedefler de açıklanır, mevcut yönetimin eksikleri de tartışılır. Zaten seçim dediğimiz süreç biraz da bunun için vardır.
Ancak eleştiri yaparken ortaya konulan somut başarıları yok saymamak gerekir.
BTSO’nun Türkiye’de 7 yıldız seviyesine ulaşan sayılı oda ve borsalar arasında yer alması, günlük bir seçim başarısı değildir. Bu derece, yıllara yayılan kurumsal dönüşümün bağımsız bir sistem tarafından kabul edilmesidir.
Bu nedenle meseleye yalnızca “seçimde kimin işine yarar?” sorusuyla bakmak eksik kalır.
Asıl soru şudur:
Bu başarı Bursa’ya ne kazandırıyor?
Bence değerlendirmeyi buradan yapmak daha doğru.
BTSO’nun bugün ulaştığı noktada, 2013 yılından bu yana Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdüren İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu vizyonun önemli bir payı var.
Burkay dönemini yalnızca bugünkü akreditasyon sonucu üzerinden değerlendirmek de doğru olmaz. Son 13 yılda Bursa iş dünyası adına ortaya konulan hedeflere, geliştirilen projelere ve kurulan yapılara birlikte bakmak gerekiyor.
Çünkü bir şehri geleceğe hazırlamak, bugünün gücünü korumaktan daha fazlasını ister.
****
Türkiye’de ticaret ve sanayi odaları uzun yıllar boyunca daha çok belge düzenleyen, üyelik işlemlerini yürüten ve resmi prosedürleri yerine getiren kurumlar olarak görüldü.
Fakat dünya ekonomisi değişti.
Bugün bir odanın görevi yalnızca evrak hazırlamak değil. Firmalara yeni pazarlar göstermek, ihracat bağlantıları kurmak, teknoloji yatırımlarını teşvik etmek, nitelikli iş gücü yetişmesine katkı sağlamak ve aynı sektörde faaliyet gösteren işletmeleri ortak hedeflerde buluşturmak da bu görevin bir parçası.
BTSO’nu son 13 yılda izlediği yolun temelinde de bu anlayış bulunuyor.
Amaç, Bursa’nın sadece üretim yapan bir şehir olarak kalmamasıydı. Teknoloji geliştiren, katma değer oluşturan ve dünya pazarlarında daha fazla söz sahibi olan bir Bursa hedeflendi.
Bu noktada özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin üzerinde durmak gerekiyor.
Büyük şirketlerin dünyaya açılması elbette daha kolay. Bu şirketlerin dış ticaret ekipleri, finansal güçleri, yabancı dil bilen çalışanları ve uluslararası tecrübeleri var.
Asıl zor olan, küçük bir üreticinin önüne yeni bir yol açabilmek.
Daha önce yurt dışına çıkmamış bir işletmeyi uluslararası alıcılarla buluşturmak, ihracata yeni başlayan bir firmaya rehberlik etmek veya yerel bir üreticiyi küresel tedarik zincirine dahil etmek, gerçek anlamda kalkınma hizmetidir.
Bir KOBİ’nin ihracata başlaması, yalnızca o işletmenin bilançosunu değiştirmez. Yeni istihdam oluşturur, yan sanayiyi büyütür ve şehrin ekonomik gücünü artırır.
BTSO’nun sektörel organizasyonları, dış ticaret programları, kümelenme çalışmaları ve firmaları dönüşüme hazırlayan projeleri bu nedenle değerli.
Her çalışma kamuoyunda geniş yer bulmayabilir. Her yurt dışı görüşmesi manşete taşınmayabilir. Bir işletmenin bulduğu yeni müşteri belki yalnızca o firmanın çalışanları tarafından bilinir.
Fakat bütün bu küçük adımlar birleştiğinde Bursa’nın ihracat gücünü büyüten ciddi bir altyapı ortaya çıkar.
****
Bugün sanayinin önünde yeni ve zorlu bir dönem var.
Artık sadece çok üretmek yetmiyor.
Daha verimli, daha teknolojik ve çevreye karşı daha sorumlu üretmek gerekiyor. Avrupa’daki yeni standartlara uyum sağlayamayan, dijital dönüşümünü tamamlayamayan veya yüksek katma değerli üretime geçemeyen firmaların işi giderek zorlaşacak.
Yeşil dönüşüm, dijitalleşme, Ar-Ge ve sürdürülebilir üretim artık tercih değil, rekabetin temel şartlarıdır.
Burkay döneminin önemli taraflarından biri de Bursa iş dünyasını bu değişime hazırlama yönünde gösterilen irade oldu.
Elbette bütün sorunların çözüldüğünü söylemek mümkün değil. Bursa sanayisinin nitelikli iş gücü ihtiyacı devam ediyor. Küçük işletmelerin finansmana ve dönüşüm programlarına erişiminde hala sorunlar var. Şehrin ulaşım, çevre ve planlı sanayileşme konularında daha fazla çalışmaya ihtiyacı olduğu da açık.
Zaten 7 yıldızlı seviyeye ulaşmak, bundan sonra işlerin daha kolay olacağı anlamına gelmiyor.
Tam tersine, başarı büyüdükçe beklenti de büyür.
BTSO’dan bundan sonraki dönemde küçük işletmeleri ihracata daha güçlü biçimde hazırlaması, yeşil dönüşüm yatırımlarına daha fazla destek vermesi ve Bursa’yı yeni nesil sektörlerde öne çıkaracak projelere ağırlık vermesi beklenecektir.
Ve çalışmalar bu yünde de ilerleme kat etmiş durumda
****
Bursa sıradan bir sanayi şehri değil.
Otomotivden tekstile, makineden gıdaya kadar birçok sektörde Türkiye’nin üretim merkezlerinden biri. Bu nedenle Bursa’da yapılan her doğru yatırımın etkisi, şehir sınırlarının ötesine geçiyor.
Bursa’daki bir işletmenin büyümesi daha fazla üretim, yeni istihdam ve daha yüksek ihracat demek. Dolayısıyla Bursa iş dünyasının güçlenmesi, Türkiye ekonomisinin de güçlenmesi anlamına geliyor.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun sertifika töreninde oda ve borsaların şehirlerin markalaşmasına öncülük etmesi gerektiğini söylemesi bu bakımdan önemliydi.
Bir şehri marka yapmak yalnızca reklam kampanyalarıyla olmaz.
Güçlü sanayiye, iyi eğitim kurumlarına, teknoloji altyapısına, yaşanabilir bir çevreye ve ortak çalışma kültürüne ihtiyaç vardır. Ticaret ve sanayi odaları da kamu kurumları, üniversiteler, girişimciler ve sanayiciler arasında köprü kurarak bu sürecin merkezinde yer alabilir.
BTSO’nun aldığı 7 yıldızlı akreditasyon, Bursa’da yıllardır kurulmaya çalışılan bu yapının önemli bir göstergesidir.
Bu başarı elbette eleştiriyi ortadan kaldırmaz. Hiçbir kurum eleştirinin dışında değildir. Ancak eleştiri yapmak başka, yıllara yayılan emeği görmezden gelmek başkadır.
Bugün karşımızda yalnızca bir akreditasyon belgesi yok.
Büyük firmaların yanında KOBİ’leri de dünya pazarlarına taşımaya çalışan, Bursa sanayisini yeni rekabet şartlarına hazırlayan ve şehrin üretim gücünü Türkiye’nin kalkınmasıyla buluşturan 13 yıllık bir çalışma dönemi var.
BTSO’nun 7 yıldızlı başarısı, İbrahim Burkay döneminde ortaya konulan bu vizyonun tescilidir.
Eksikler konuşulur, yeni hedefler tartışılır, daha iyisi mutlaka istenir.
Ama hakkı da teslim etmek gerekir.
Çünkü Bursa için atılan her doğru adımın, sonunda Türkiye’nin büyüme yolculuğuna katkısı vardır.
