
İznik’e bir sabah vakti yolunuz düşerse…
Gölün üstüne çöken o ince sessizliği görürsünüz.
Surların dibinden geçerken insan ister istemez durur.
Çünkü burada taş bile boşuna durmaz.
Her köşe bir şey anlatır.
Her sokakta geçmişten kalma bir nefes vardır.
Bir yanda Osmanlı’nın ilk başkenti olmanın gururu…
Bir yanda medeniyetlerin iz bıraktığı kadim bir şehir…
Bir yanda inancın, kültürün, tarihin ve emeğin yoğurduğu koca bir miras…
Bakınca sadece bir ilçe görmezsiniz.
Bir tarih görürsünüz.
Bir hafıza görürsünüz.
Bir milletin yürüdüğü yolu görürsünüz.
Bir kapı gibidir.
Geçmişe açılır.
Medeniyetlere açılır.
İnanca, tarihe, taşa, toprağa, suya açılır.
İznik işte böyle bir şehir.
Roma’nın izini taşıyan…
Bizans’ın hatırasını saklayan…
Selçuklu’nun kokusunu duyuran…
Osmanlı’nın ilk başkenti olmanın vakarını omuzlarında taşıyan bir şehir.
Bir zamanlar imparatorların, kumandanların, alimlerin, ustaların, seyyahların gelip geçtiği yollar…
Bugün hala İznik’in sokaklarında konuşur.
Ayasofya’sı anlatır.
Surları anlatır.
Gölü anlatır.
Çinileri anlatır.
Ve bazen de bir kanyon anlatır.
Evet…
Bugün İznik’in doğasında yeni bir sayfa açılıyor.
Adı:
Sansarak Kanyonu.
Doğanın kendi eliyle işlediği, taşın suyla, yeşilin rüzgarla konuştuğu o özel yer…
Artık daha düzenli, daha ulaşılabilir, daha planlı bir anlayışla İznik’in doğa turizmine kazandırılacak.
Çünkü Sansarak Kanyonu Tabiat Parkı için süreç resmen başladı.

Doğa Koruma ve Milli Parklar 2. Bölge Müdürlüğü’nün sorumluluk alanındaki Sansarak Kanyonu’nun kullanım ve işletme hakkı, yapılan ihale sonucunda 20 yıllığına İznik Belediyesi’ne geçti.
Bu ne demek?
Şu demek:
Yaklaşık 98 hektarlık büyük bir alan, artık yalnızca gezilip görülen bir doğa parçası olmayacak.
Doğaya zarar vermeden…
Tabiatın ruhunu bozmadan…
İznik’e değer katacak bir yaşam alanına dönüşecek.
Kamp çadır alanları olacak.
Piknik masaları olacak.
Dinlenme noktaları olacak.
Büfe ve ihtiyaç alanları olacak.
Hizmet birimleri kurulacak.
Yöresel ürünlerin yer alacağı alanlar oluşturulacak.
Barbekü ve günübirlik kullanım imkanları planlanacak.
Ama en önemlisi şu:
Bütün bunlar yapılırken Sansarak’ın doğal kimliği korunacak.
Çünkü mesele sadece bir tesisleşme meselesi değil.
Mesele, bir doğa mirasını gelecek nesillere doğru şekilde aktarma meselesi.
İşte burada İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta ismi öne çıkıyor.
Başkan Usta, ikinci döneminde de makam koltuğunda oturan değil…
Sahada yürüyen…
Takip eden…
Uğraşan…
“İznik için ne gerekiyorsa” diyerek çalışan bir belediye başkanı profili çiziyor.
Bunu İznik’te görmek zor değil.
Çünkü Kağan Mehmet Usta’nın siyaseti sadece tabelalardan, sloganlardan, kürsülerden ibaret değil.
Onun asıl karşılığı sokakta.
Esnafta.
Mahallede.
Vatandaşın yüzündeki ifadede.
Hangi görüşten olursa olsun…
Hangi partiye oy vermiş olursa olsun…
İznik’te insanlara aynı mesafeden yaklaşan, aynı ilgiyi göstermeye çalışan bir başkan duruşu var.
Bu yüzden de halkın gönlünde sağlam bir yer edindiğini söylemek abartı olmaz.
Hele İznik gibi tarihi ağır, kültürü derin, beklentisi yüksek bir şehirde belediye başkanlığı yapmak kolay iş değildir.
Çünkü İznik sıradan bir ilçe değildir.
İznik, geçmişiyle büyük konuşan bir şehirdir.
İnanç tarihiyle…
Kültürel mirasıyla…
Doğal güzellikleriyle…
Çinileriyle…
Gölüyle…
Surlarıyla…
Ve şimdi Sansarak Kanyonu gibi doğa hazineleriyle dünyaya örnek olabilecek potansiyele sahiptir.
Başkan Kağan Mehmet Usta’nın bu noktada yaptığı çalışmalar da yalnızca bugünü değil, yarını da ilgilendiriyor.
Bir şehri yönetmek başka şeydir.
Bir şehrin ruhuna sahip çıkmak başka şey.
İznik’in ihtiyacı olan da tam olarak budur.
Tarihi korurken turizmi büyütmek.
Doğayı korurken insanı doğayla buluşturmak.
Kültürü anlatırken ekonomiye katkı sağlamak.
Ve bütün bunları yaparken samimiyeti elden bırakmamak.
Başkan Usta’nın halkta karşılık bulan taraflarından biri de bu zaten.
Dobra olması.
Açık sözlü olması.
Açık yürekli davranması.
Lafı dolandırmadan konuşması.
Ne yapacağını, ne yapmak istediğini, hangi noktada durduğunu net biçimde ortaya koyması.
Bu tavır, siyasette her zaman kolay değildir.
Ama vatandaş samimiyeti görür.
Görür ve not eder.

Bugün Sansarak Kanyonu için atılan imza da bu açıdan önemli.
Çünkü bu imza sadece kağıt üzerindeki bir devir işlemi değildir.
Bu imza, İznik’in doğa turizmi adına yeni bir iddiasıdır.
Bu imza, “Biz bu değere sahip çıkacağız” demektir.
Bu imza, “İznik sadece tarihiyle değil, doğasıyla da konuşulacak” demektir.
Ve açık söylemek gerekir:
İznik bunu hak ediyor.
Çünkü İznik’in anlatılacak çok hikayesi var.
Bir göl kıyısında sabahın ilk ışıklarıyla başlayan hikayeler…
Surların gölgesinde yürüyen tarih…
Çini atölyelerinde sabırla işlenen emek…
Köylerinde saklı doğa…
Ve Sansarak Kanyonu’nda yankılanan su sesi…
Bütün bunlar doğru planlama ile birleştiğinde İznik, yalnızca Bursa’nın değil, Türkiye’nin de en özel turizm merkezlerinden biri haline gelebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta ise belli:
Koruma-kullanma dengesi.
Yani doğayı boğmadan hizmet etmek.
Betona teslim etmeden düzen kurmak.
Vatandaşa imkan sağlarken tabiatın sesini kısmamak.
Sansarak Kanyonu’nu değerli kılan şey zaten doğallığıdır.
O yüzden yapılacak her adımın hassasiyetle atılması gerekir.
İznik Belediyesi’nin bu süreci doğru yönetmesi halinde Sansarak Kanyonu, hem bölge halkının nefes alacağı bir alan olacak hem de İznik ekonomisine katkı sağlayacak önemli bir doğa turizmi merkezi haline gelecektir.
Velhasıl…
İznik’in tarihi büyük.
Kültürü büyük.
Doğası büyük.
Beklentisi de büyük.
Ve bu büyük mirasa sahip çıkmak, ancak çalışarak, düşünerek, planlayarak ve en önemlisi samimiyetle mümkün.
Bugün Sansarak Kanyonu için başlayan süreç, bu açıdan sıradan bir gelişme değil.
İznik adına umut veren bir adımdır.
Çünkü bir şehir, yeni bir geleceğe sadece büyük projelerle değil…
Doğru zamanda atılmış doğru bir imzayla da yürür.
Sansarak Kanyonu için atılan bu imza, İznik’in doğayla kuracağı yeni ilişkinin başlangıcıdır.
Ve belli ki İznik, tarihinden aldığı güçle…
Doğasına sahip çıkarak…
Kültürünü büyüterek…
Yeni hikayesini yazmaya devam edecek.
