Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Suat Şahin
Suat Şahin

Avrupa’daki Türkler Türkiye’yi Eleştiriyor mu, Sahip mi Çıkıyor?

Eleştirmek kolaydır…
Hele uzaktan.
Hele gecenin bir vakti, gurbet odalarında telefona bakarak.

Bizler Avrupa’da yaşarken,
Türkiye çoğu zaman bir haber bülteniyle,
bir sosyal medya paylaşımıyla,
bir tartışma programının sesiyle girer hayatımıza.

Oysa Türkiye bizim için sadece bir ülke değildir.
Türkiye;
çocukluğumuzun sokağıdır,
annemizin mutfağındaki ekmek kokusudur,
babamızın “vatan” derken gözlerinin dolmasıdır.

Zaman geçtikçe mesafe yalnızca kilometrelerle ölçülmez olur.
Kalpler de uzaklaşır bazen.

Avrupa’da yaşayan bazı Türkler için Türkiye,
üzerine rahatça konuşulan,
ama bedeline ortak olunmayan bir mesele hâline gelir.
Eleştiri çoğalır,
sorumluluk azalır.

Oysa eleştiri;
bilgi ister,
emek ister,
en çok da aidiyet ister.

Ve tam da burada durup düşünmek zorundayız:

Ama eleştirirken şunu bilmek zorundayız:
Kimin ağzıyla konuşuyoruz?

Çünkü bazı cümleler vardır;
Türkiye’yi düzeltmeye değil,
Türkiye’yle derdi olanları memnun etmeye yarar.

İşte o noktada eleştiri,
iyi niyetli bir uyarı olmaktan çıkar;
farkında olmadan başkasının gündemine hizmet etmeye başlar.

Türkiye’yi Batı’nın diliyle anlatmaya başladığınız gün,
kendi hikâyemizi başkalarının kelimeleriyle yazmaya başlarız.
Ve o gün,
kendimizden biraz daha uzaklaşırız.

Bu ülkeyi sevmek,
her şeye alkış tutmak değildir.
Yanlışı söylemek haktır.
Ama eleştirinin yönü kadar,
niyeti ve dili de önemlidir.

Asıl soru şudur:
Biz Türkiye’yi daha iyi olsun diye mi konuşuyoruz,
yoksa uzaktan konuşmanın rahatlığına mı sığınıyoruz?

Gurbet zor iştir.
Bayramlarda eksik kalan sandalyedir.
Cenazede yetişilemeyen son vedadır.
“Memleket” denince boğazda düğümlenen histir.

Ve şunu da bilmek gerekir:
Yük taşımayan ellerin eleştirisi,
taşıyanın omzuna her zaman ağır gelir.

Aşk karşılıklı olursa güzeldir.
Ama vatan söz konusuysa,
aşk karşılıksız da olsa aşktır.

Çünkü vatan;
uzakta olsan da vazgeçemediklerindir.
Eleştirsen de terk edemediklerindir.
Kalbin neredeyse,
asıl memleket orasıdır.

Vesselam.