Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mehmet Yüce
Mehmet Yüce

TÜRKİYE–AZERBAYCAN KARDEŞLİĞİNE YÖNELİK SİNSİ OYUNLAR: İSRAİL EKSENİNDE BİR DEĞERLENDİRME

Prof. Dr. Mehmet YÜCE

“Ayrılır mı gönül candan, Türkiye – Azerbaycan”

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, tarihin, kültürün ve gönlün harmanıyla yoğrulmuş sarsılmaz bir bağdır. Ancak tarih boyunca her güçlü birlikteliğin karşısına çıkan engeller gibi, bu kardeşliği de zayıflatmak isteyen odaklar vardır. Bugün özellikle İsrail merkezli eksende gelişen politikaların, bu dayanışmayı gölgelemeye yönelik hamleler içerdiği gözlemlenmektedir. Azerbaycan’ın Karabağ zaferi sonrası artan gücü, Kafkasya’daki jeopolitik dengeleri değiştirmiştir. Türkiye’nin hem askeri-teknolojik katkısı hem de siyasi desteği, bu başarının en önemli dayanaklarından biri olmaktadır. Fakat bölgedeki bazı aktörler, Azerbaycan’ın enerji kaynakları ve stratejik konumunu kendi çıkarlarına yönlendirmek istemektedir. İsrail’in Bakü ile geliştirdiği savunma ve enerji iş birliği, çoğu zaman Türkiye–Azerbaycan kardeşliğini gölgelemek amacıyla istismar edilmekte; Ankara ile Bakü arasında “gizli bir mesafe” oluşturulmaya çalışılmaktadır. Oysa bu girişimler, köksüz bir rüzgâr gibidir. Çünkü Türkiye ile Azerbaycan’ın kardeşlik bağı ne yalnızca silahlarla ne de anlaşmalarla sınırlıdır. Bu bağ, Hüseyin Cavdin şiirlerinde, Ahmed cevad’ın “Çırpınırdı Karadeniz”in dizelerinde, Karabağ uğruna can veren yiğitlerin kanında, Çanakkale’de yatan Azerbaycanlı kahramanların sinesinde, Kafkas İslam Ordusunun zaferinde yaşamaktadır. Gönüllerle örülmüş bu bağ, örümcek ağı mesabesinde zayıf hiçbir hesapla yıkılamaz. 

İsrail eksenli stratejiler, Azerbaycan’ın İsrail’le iş birliğini bir “ayrılık zemini” olarak sunmak istese de, hakikat çok daha derindedir: Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri bir jeopolitik tercih değil, tarihî bir kaderdir. Dostlukların pazarlıkla kurulduğu bir dünyada, Türkiye ile Azerbaycan’ın kardeşliği pazarlıkla bozulamayacak kadar güçlüdür. Bugün bölgemizde kimin hangi çıkar için hangi oyunu kurduğunu görmek mümkündür. Ama unutulmamalıdır ki, “Bir millet, iki devlet” şiarı, herhangi bir siyasi projenin ürünü değil; bin yılların birikimidir. Bu nedenle İsrail eksenli hesaplar, kardeşlik yoluna gölge düşürse de, güneşin önünü uzun süre kapatamaz. Çünkü güneş, Hazar’ın üstünde doğar, Anadolu’da batarken aynı milletin duasını taşır. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle “Biz aynı bayrağın gölgesinde dua eden, aynı seccadede gözyaşı döken, aynı istiklal için can veren bir milletin iki devleti, tek yürek taşıyan evlatlarıyız.”

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, tarih, kültür ve ortak kader üzerine inşa edilmiş sarsılmaz bir bağdır. Ancak son dönemde Azerbaycan – İsrail ilişkileri, bazı çevrelerce Türkiye–Azerbaycan ilişkilerini sorgulatmak ve kardeşliği gölgelemek amacıyla kullanılmaktadır. Enerji anlaşmaları, Filistin konusundaki hassasiyetler ve bölgesel güvenlik meseleleri, dış aktörler için manipülasyon ve algı yönetimi alanı sunmaktadır. Özellikle Türkiye’de yayılan bazı haberler, Azerbaycan’ın İsrail ile olan ilişkilerini çarpıtarak iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarını zayıflatmayı hedeflemektedir. Sosyal medyada, Azerbaycan’ın Gazze’ye destek vermediği veya “Siyonist rejimle iş birliği yaptığı” yönünde gerçek dışı iddialar hızla yayılmaktadır. Bu asılsız bilgilerin dolaşıma girmesi, hem kronik Arap karşıtı hesaplar hem de Türk adını kullanan bazı Yahudi hesapları ile bazı muhafazakâr televizyon kanalları tarafından desteklenmekte ve manipülasyonun etkisi artırılmaktadır. Bu dezenformasyon, kamuoyunda “Azerbaycan Türkiye’den uzaklaşıyor” algısı oluşturarak iki ülke arasındaki güven ortamını zedeleme potansiyeli taşımaktadır.

Bu manipülasyonların arkasında, hem İsrail hem de İran desteği söz konusu olabilir. . İsrail, Filistin’deki zulmünü Azerbaycan’ın desteğiyle meşrulaştırmaya çalışırken, İran ise “Siyonistlerle işbirliği yapan Azerbaycan” imajını oluşturarak, Azerbaycan’a karşı bir baskı unsuru yaratmak isteyebilir. O nedenle bu tür dezenformasyon kampanyalarına karşı dikkatli olunmalı ve iki ülke arasındaki kardeşlik bağları, stratejik iletişim ve şeffaflıkla korunmalıdır.Nitekim Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev, Türkiye’deki bazı medya organlarının Azerbaycan’ın İsrail ile yakın ilişkilerini eleştirmesini “adaletsiz” ve “zarar verici” olarak nitelendirerek, Azerbaycan’ın Filistin davasını desteklediğini belirterek, medyadaki tepkilerin kardeş Türkiye-Azerbaycan ilişkisine zarar verebileceğini vurgulamıştır. Bakü yönetimi, Türkiye ile stratejik ortaklığa verdiği önemi yinelerken, Türk medyasından hassas ve doğru haber yapılmasını talep etmekte ve yanlış anlaşılmaların kardeşlik ruhunu zedelememesi gerektiğini hatırlatmaktadır. 

Türkiye ve Azerbaycan stratejik ortaklıklarını korumak ve pekiştirmek için ortak iletişim stratejileri, şeffaf enerji projeleri, akademik ve medya iş birlikleri ile sessiz diplomasi, dış müdahalelere karşı dayanıklılığı artıracak somut adımlar atılmalıdır. Filistin konusunda eşgüdüm sağlamak ve kardeşlik hukukunu ön planda tutmak, kamuoyunun hassasiyetlerini yönetirken ilişkilerin duygusal ve stratejik boyutunu güçlendirecektir. Kısacası, İsrail eksenli riskler var olsa da, doğru politikalarla Türkiye- Azerbaycan kardeşliği hem korunabilir hem de daha sağlam bir zemine oturtulabilir.

Türkiye’de çıkan bazı feyk haberler, doğrudan Türkiye–Azerbaycan ilişkisini zedelemeyi veya araya kuşku sokmayı hedefleyen bilinçli bir stratejinin parçası olabilir. Özellikle sosyal medya ve bazı medya platformları üzerinden hızla yayılan bu içerikler, kamuoyunda duygusal tepkiler oluşturabilmekte ve stratejik işbirliği üzerinde gereksiz baskı oluşturabilmektedir. O nedenle öncellikle çoğu feyk haber teknik olarak denetlenebilir ve gerçeklikle doğrulanabilir. Bu adım oldukça kritik önem taşımaktadır. Diğer taraftan Türkiye ve Azerbaycan arasındaki resmi diplomatik kanallar ve şeffaf iletişim mekanizmaları, bu tür manipülasyonların etkisini sınırlayabilir. Yani feyk haberler kısa vadede algı yaratabilir, fakat uzun vadede doğru bilgilendirme ve stratejik koordinasyon sayesinde ilişkiler sağlam kalır. Her iki konuda da kardeş ülke resmi makamları gerekli adımları atmış olmaları kritik önem taşımaktadır. 

Unutmayalım ki, Türkiye’nin Azerbaycan’a, Azerbaycan’ın da Türkiye’ye ihtiyacı var.Hem de Tahmin bile edemeyeceğimiz kadar…