Yorgancılık: Geleneksel Türk El Sanatlarının Yaşayan Bir Mirası
Geleneksel Türk el sanatları arasında önemli bir yere sahip olan yorgancılık, ustalarının el emeğiyle günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Bursa’da faaliyet gösteren 12 yorgancıdan biri olan Hikmet Çubukçu (75), bu unutulmaya yüz tutmuş mesleği 63 yıldır başarıyla sürdürmektedir. Sipariş usulü çalışan Çubukçu, bir günde yorgan dikebilme yeteneğine sahip. Ancak, ne yazık ki, çırak yetiştirme konusunda zorluklar yaşadıklarını dile getiriyor.
Türk kültüründe yüzyıllardır önemli bir yere sahip olan yorgan, göçebe yaşam tarzının izlerini taşıyan bir gelenektir. Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bu tarihsel miras, Uygur Yazıtları’nda ‘Yourgan’ olarak geçmekte ve zamanla Anadolu’da bir gelenek haline gelmiştir. Yorgan, doğanın renkleri, çiçekleri ve çeşitli doğal motiflerle ustaların maharetli ellerinde şekil bulmaktadır.
Çeyiz sandıklarından çıkıp gelin odalarındaki yüklüklerde sıralanan yorganlar, rengarenk satenler üzerine işlenmiş motiflerle bezenmekte. Ancak, ilerleyen teknolojiyle birlikte, bu geleneksel ürünler yerini uyku setleri, nevresim takımları ve elyaf ya da silikon dolgulu fabrikasyon alternatiflere bırakmaya başlamıştır.
Osmanlı Dönemi’nde padişahların seferleri ve şehzadelerin sünnetleri gibi önemli etkinliklerde yer alan yorgancılar, sarayları altın ya da gümüş tellerle süslemekteydi. Bu ustalar, geleneksel Türk el sanatına attıkları düğümlerle zamanla yarışmaktadır. Hikmet Çubukçu da bu ustalardan biridir ve 63 yıllık tecrübesiyle yorgancılığın vazgeçilmez isimlerinden biri olmuştur.
Ustalık ve Sabır Gerektiren Bir Meslek
Yorgancı babasına çırak olarak başlayan Hikmet Çubukçu, bu mesleği severek sürdürdüğünü ifade ediyor. Hallaç edip ayrıştırdığı pamuğu, çarşafa doldurup dikerken, renkler, çiçekler ve motifler ustanın ellerinde yeniden hayat buluyor. İlkokulu bitirdikten sonra mesleğe başlayan Çubukçu, yalnızca askerlik döneminde 2 yıl ara vermiştir. Sipariş usulü çalıştığı yorganları tek kişilik 1500, çift kişilik ise 3 bin liradan satışa sunmaktadır.
40 yıldır Bursa’nın Osmangazi ilçesindeki Nalbantoğlu Mahallesi’nde aynı dükkanda çalışan Hikmet Çubukçu, mesleğinin sabır gerektiren bir iş olduğunu belirtiyor. “Bu meslek, göz nuru, el emeği ve sabır isteyen bir alandır. Yorganların en güzeli yün ve pamukla yapılanlardır. Diğer yorganlar pek sağlıklı değildir. Yorgan, yazın serin, kışın ise sıcak tutar” diye ekliyor.
Motiflerin Anlamı ve Zorluğu
Yorgancılıkta kullanılan tavus kuşu, karanfil, lale ve kırlangıç gibi motifler, saten ya da pamuk kumaş üzerine işlenerek hazır hale getirilmektedir. Eski kış gecelerinin vazgeçilmezi olan bu yorganlar, özel günlerde, çeyizlerde ve sünnet düğünlerinde hala yer bulmaya devam etmektedir. Ancak, saten kumaş temini konusunda sıkıntılar yaşandığını belirten Çubukçu, “Saten kumaş üzerine 200’e yakın motif ve model bulunmaktadır. Ancak saten kumaşın bulunmasındaki zorluk nedeniyle daha çok yünlü yorganlar yapılıyor. Günde bir tane yorgan yapabiliyoruz” şeklinde konuşuyor.
Mesleğin Son Demleri
Yorgancılık mesleğinin geleceği hakkında endişelerini dile getiren Hikmet Çubukçu, “Bursa’da şu an 12 yorgancı var. Bunların sadece 4’ü Bursalı. Bu meslekte yetişen kimse yok. Biz de bu mesleğin son demlerini yaşıyoruz. Elimizden geldiği kadar bu geleneği sürdürmeye çalışıyoruz” diyerek duygularını ifade ediyor.
