fbpx
a
reklam
  • Haberyum
  • Ekonomi
  • Yetiştirici balık türleri doğal balık türleri kadar faydalı

Yetiştirici balık türleri doğal balık türleri kadar faydalı

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (EİB) tarafından 24 Kasım tarihinde gerçekleştirilen toplantıda, su ürünleri ihracatında öne çıkan levrek, çipura, Karadeniz somonu ve alabalık türleri için yapılan besin değerlerini analiz edildi. Analiz sonrasında ‘Yetiştirici balığının, doğal balık kadar yüksek besin değerleri içerdiği, doğal ile yetiştiricilik türleri arasında çok büyük farkların olmadığı hatta yetiştiricilikte mineral, vitamin ve protein oranlarının çok daha yüksek olduğunun tespit edildiği açıklandı.

Türkiye’ye 2021 yılının Ocak – Ekim döneminde 1 milyar 97 milyon dolar döviz kazandıran su ürünleri sektörü, ihracat rakamlarını daha yukarı taşımak için üniversite-ihracat iş birliğine yeni bir halka ekliyor. Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 70’ten fazlasını tek başına gerçekleştiren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’yle iş birliğinde, su ürünleri ihracatında öne çıkan levrek, çipura, Karadeniz somonu ve alabalık türleri için besin değerlerini analiz etti. Levrek, çipura, Karadeniz somonu ve alabalıktaki besin değerleriyle ilgili analiz sonuçlarında, doğal ile yetiştiricilik arasında çok büyük farkların olmadığı hatta yetiştiricilikte mineral, vitamin ve protein oranlarının çok daha yüksek olduğu belirtildi. Ege İhracatçı Birlikleri’nde (EİB) düzenlenen toplantıda, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, İzmir Su Ürünleri Yetiştiricileri ve Üreticileri Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Sunlu ve Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tolga Dinçer’in katılımıyla analiz sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı.

Yetiştiricilikte mineral, vitamin ve protein oranlarının çok daha yüksek

Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tolga Dinçer, analiz sonuçlarını paylaştı. Akredite analiz teknikleri kullanılarak hizmet alım ile gerçekleştirilen analizlerde doğa ile yetiştiricilik arasında çok büyük farkların olmadığı hatta yetiştiricilikte mineral, vitamin ve protein oranlarının çok daha yüksek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mehmet Tolga Dinçer, “Çipurada protein içerikleri doğada ve yetiştiricilikte yüzde 22 olurken ham yağ oranı doğada 4.3, avcılıkta 6.8,kalori oranı ise doğada 139, yetiştiricilik 169 kalori olarak tespit edildi. Omega 3 oranları yetiştiricilikte doğadan 3 kat fazla olduğu tespit edildi. Balığın omega 3 miktarı yetiştiricilikte yükseltildi. Doğru bir şekilde yem ile bu artırılabiliyor. 100 gram balık etinde bir doğa çipurasında 0.5, yetiştiricilikte 2.01 omega 3 var. Vitamin içerikleri yetiştiren balıklarda eş düzeyde ya da yüksek olduğu görüldü. Mineral içeriğine bakıldığın her ikisinde ağır metal yok. Doğa ve yetiştiricilikte selenyum eşdeğerken diğerlerinde yetiştiricilik daha yüksek oldu. Levreğe bakıldığında ise ham protein doğada 19,6 yetiştiricilikte 21,6; 100 gramlık balıketinde yapılan hesaplama doğrultusunda doğa levreğinde 0,45 gr, yetiştiricilikte 1,76 gram omega 3 olduğu görüldü. Vitamin içeriklerine bakıldığında yetiştiricilik balığında A vitamini 3 katı durumunda. Mineral madde içeriklerinde risk tespit edilmedi. Yetiştiricilikte çok daha yüksek mineral içerikleri olduğu tespit edildi. Atlantik somonu ile Türk somonu karşılaştığında protein içerikleri Atlantik somonunda yüzde 19.3, Türk somonunda 20,8. kalorisine bakıldığında Atlantik somonu 213 kalori iken, Türk somonu 244 kaloridir. 100 gram somon balığında yapılan hesaplamada Atlantik somonu 1,88 omega 3, Türk somonunda 2,62 omega 3 vardır. Birbirine yakın hale gelmiştir. Neredeyse aynı değerle yakalamış durumundayız. Yem faktörü bunda önemli bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Vitamin içeriklerinde Türk somununda yakın veya yüksek veriler ortaya çıkması sevindirici. Mineral madde içerikleri çok yakın. Burada çok farklı bir değer olmadığını tespit ettik” dedi.

Kişi başına düşen su ürünleri tüketimini arttırmayı hedefliyorlar

Yetiştirilen türler ve doğa türleri arasındaki besin değerlerinin yakın olduğunu ve kontrollü üretim şartlarında yetiştirici türlerden daha iyi değerler alındığını ifade eden Prof. Dr. Uğur Sunlu, Türkiye’de su ürünleri yetiştiriciliği sektörünün dünyada bir numaraya doğru ilerlediğini söyledi. Türk halkının yeteri kadar balık tüketmediğini vurgulayan Prof. Dr. Sunlu, “Kişi başına 6 kilo balık tüketiliyor. 6 kilo tüketimi 24 kilolara kadar geliştirmek en büyük amacımız. Balık tüketiminden istediğimiz rakamların son derece uzağındayız. Japonya’da su ürünleri tüketimi kişi başına 30 kilonun üzerinde iken bazı uzak doğu ülkelerinde 70 kiloya kadar çıkıyor. Amacımız halkımıza su ürünlerini doğru bir şekilde anlatabilmek ve önyargılarını değiştirmek bunu yaparken bilimsel dataları göz önünde bulundurmaktır” dedi.

“Kontrollü üretim ile yetiştiriciliğin gelişmesini sağlamayı amaçlıyoruz”

Dünyada su ürünleri yetiştiriciliği alanında ciddi bir büyüme olduğuna dikkati çeken Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, bu büyümenin Türkiye pazarına da yansıdığını dile getirdi. Girit, “Dünya genelinde su ürünleri yetiştiriciliği payı yüzde 50 düzeyinde. Bugün Türkiye’de bu oranın yüzde 47 sevilerine geldiğini görüyoruz. Burada amaç pazara yakın, kontrollü üretim ile yetiştiriciliğin gelişmesini sağlamak. Türkiye’de ticari balıkçılık üretiminde deniz balıkçılığı, kültür balıkçılığı, iç su balıkçılığı ve diğer deniz ürünleri olmak üzere 4 sektör buluyor. Deniz balıkçılığı, Türkiye’deki balık üretiminden en büyük payı almakta. Ege Denizi balıkçılığı üretim miktarı, üretim değeri ve istihdama katkısı ile Türkiye balıkçılığı içinde ayrı bir öneme sahip. Denizde yapılan yetiştiriciliğin tamamına yakın kısmı İzmir, Muğla ve Aydın olmak üzere Ege Bölgesi kıyılarında gerçekleştiriliyor. Türkiye hayvansal gıda sektörünün yüzde 42’si Ege’de ihraç edilmektedir” ifadelerini kullandı. Son dönemde Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Paris Anlaşması gibi çevreci politikalar oldukça gündemde olduğunu dile getiren Girit, Avrupa Yeşil Mutabakatı ile sera gazı emisyonlarının 2030 yılında yüzde 50’ye düşürülmesi, 2050 yılında ise iklim nötr olması hedeflendiğini aktardı. Bedri Girit, su ürünleri sektörünün karbon salınımını azaltmak konusunda projeler hayata geçirdiklerini ifade etti.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

“Sürdürülebilirliğin önemini erken kavradık”

HIZLI YORUM YAP