
Prof. Dr. Mehmet YÜCE
XXI. yüzyılda şehirleri yalnızca insanların yaşadığı mekânlar olarak görmek sığ bir bakış açısıdır. Zira günümüzde modern şehirler artık ekonomik kalkınmanın, kültürel kimliğin, çevresel sürdürülebilirliğin, teknolojik dönüşümün ve küresel siyasetin şekillendiği stratejik merkezler hâline gelmiştir. Bu bağlamda Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen Dünya Şehircilik Forumu’nun (World Urban Forum – WUF13) Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilmesi hem ülke hem de Türk Dünyası için büyük önem arz etmektedir. Çünkü bu forum sadece teknik bir şehircilik organizasyonundan ibaret değildir. Söz konusu Forum aynı zamanda Azerbaycan’ın küresel ölçekte yükselen siyasi, ekonomik ve diplomatik konumunun güçlü bir göstergesi olarak görmek ve okumak gerekir. Azerbaycan’ın başta COP29 olmak üzere bu tür büyük ölçekli uluslararası forumlara sık sık ev sahipliği yapması, ülkenin yalnızca organizasyon kapasitesini ve diplomatik etkinliğini değil, aynı zamanda küresel meselelerde giderek artan siyasi ağırlığını, çok taraflı iş birliğine verdiği önemi ve uluslararası toplum nezdinde yükselen güvenilirliğini de ortaya koymaktadır. Forum boyunca yapılan konuşmalar, özellikle Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in değerlendirmeleri, Azerbaycan’ın şehircilik vizyonunu, tarihî mirasa yaklaşımını ve Karabağ’ın yeniden inşa sürecini uluslararası kamuoyuna anlatma bakımından büyük önem taşımıştır.
WUF13’ün Azerbaycan açısından en önemli yönlerinden biri, ülkenin uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapma kapasitesini bir kez daha göstermesidir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de ifade ettiği üzere, 182 ülkeden 45 binden fazla kayıtlı katılımcının yer aldığı forum, COP29’dan sonra Azerbaycan’da düzenlenen en büyük ikinci uluslararası etkinlik olmuştur. Bu durum, Bakü’nün artık yalnızca bölgesel bir merkez değil, küresel diplomatik toplantıların gerçekleştirildiği önemli bir uluslararası şehir hâline geldiğini göstermektedir. Azerbaycan, enerji diplomasisinden sonra artık şehircilik, sürdürülebilir kalkınma ve çevre politikaları alanlarında da uluslararası gündemin önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Forumun Azerbaycan açısından taşıdığı bir diğer önemli boyut ise, ülkenin tarihî ve kültürel mirasının modern şehircilik anlayışıyla birlikte sunulmuş olmasıdır. İlham Aliyev konuşmasında Bakü’nün “kadim ile modernin birleştiği şehir” olduğunu vurgulamış,İçerişehir’in tarihî dokusundan modern bulvarlara, Avrupa mimarisinden çağdaş şehir planlamasına kadar uzanan geniş bir perspektif ortaya koymuştur. Bu yaklaşım, Azerbaycan’ın şehircilik anlayışının yalnızca betonlaşma ve altyapı projeleriyle sınırlı olmadığını, tarihî kimliğin korunmasını da merkeze alan bütüncül bir kalkınma vizyonuna sahip olduğunu göstermektedir.
Azerbaycan’ın Şamahı, Nahçıvan, Gence, Şeki ve Lahıc gibi tarihî şehirlerine yapılan vurgu da bu bağlamda önemlidir. Özellikle Şamahı’daki VIII. yüzyıla ait cami, Nahçıvan’daki Mömine Hatun Türbesi ve Şeki yakınlarındaki kadim Kiş Kilisesi örnekleri, Azerbaycan’ın yalnızca modern şehircilik projeleriyle değil, aynı zamanda medeniyet mirasıyla da dünya şehircilik tarihine katkı sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum, WUF13’ün Azerbaycan için bir “medeniyet vitrini” işlevi gördüğünü açıkça göstermektedir.
Forumun en dikkat çekici boyutlarından biri ise Karabağ ve Doğu Zengezur’un yeniden imarı meselesi olmuştur. İlham Aliyev konuşmasında, yaklaşık 30 yıl boyunca işgal altında kalan bölgelerin tamamen tahrip edildiğini vurgulamış ve Ağdam’ın “Kafkasya’nın Hiroşiması” olarak anıldığını hatırlatmıştır. Bu söylem, Azerbaycan’ın yeniden inşa faaliyetlerini yalnızca altyapı çalışmaları olarak değil, aynı zamanda tarihî adaletin yeniden tesisi olarak gördüğünü göstermektedir.
Karabağ’ın yeniden inşası bugün Azerbaycan devletinin en büyük stratejik projelerinden biridir. Forum kapsamında paylaşılan veriler, yeniden inşa sürecinin ne denli büyük bir ölçekte yürütüldüğünü ortaya koymaktadır. Beş yıl içerisinde 70 kilometre uzunluğunda tünellerin inşa edilmesi, yüzlerce köprünün yapılması, havaalanlarının kurulması, demiryollarının döşenmesi, yeni şehir planlarının hazırlanması ve on binlerce insanın yeniden bölgeye dönüşü, bu süreci dünya şehircilik tarihinde dikkat çeken örneklerden biri hâline getirmiştir. WUF13 sayesinde Azerbaycan, Karabağ’daki yeniden inşa modelini uluslararası topluma tanıtma fırsatı bulmuştur.
Bu süreç aynı zamanda Azerbaycan’ın “Büyük Dönüş” politikası açısından da önemlidir. Çünkü şehircilik burada sadece fiziksel yapıların inşasından ibaret değildir. Aynı zamandainsanların yeniden kendi yurtlarında yaşamalarını sağlayacak sosyal, ekonomik ve kültürel ortamın oluşturulması anlamına gelmektedir. Okulların, hastanelerin, sanayi bölgelerinin ve ulaşım altyapısının eş zamanlı kurulması, Azerbaycan’ın şehircilik anlayışında insan merkezli bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir.
WUF13’ün Azerbaycan açısından önemli bir diğer boyutu da çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki mesajlardır. Bakü’nün uzun yıllar petrol üretiminin çevreye verdiği zararlarla mücadele ettiğini belirten İlham Aliyev, “Kara Şehir” bölgesinin modern “Ak Şehir” projesine dönüştürülmesini çevreci şehircilik açısından örnek göstermiştir. Bu dönüşüm, Azerbaycan’ın enerji üreticisi bir ülke olmasına rağmen sürdürülebilir şehircilik konusunda yeni bir paradigma geliştirmeye çalıştığını göstermektedir.
Forum sırasında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, BM Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock’un ve UN-Habitat yöneticilerinin mesajları da Azerbaycan’ın uluslararası şehircilik gündemindeki rolünü güçlendirmiştir. Özellikle konut krizinin, iklim değişikliğinin ve göç hareketlerinin küresel şehirler üzerindeki etkilerine yapılan vurgu, Azerbaycan’ın yalnızca ulusal meselelerle değil, küresel sorunlarla da ilgilenen sorumlu bir aktör olarak konumlandığını göstermektedir.
UN-Habitat Başkanı Nga Kor Ming’in Bakü’yü “dünyanın başkenti” olarak nitelendirmesi ve Azerbaycan’ın ev sahipliğini övgüyle anması da dikkat çekici olmuştur. Bu ifadeler, Azerbaycan’ın uluslararası kuruluşlarla kurduğu ilişkilerin güçlendiğini ve çok taraflı diplomasi alanında etkisini artırdığını göstermektedir.
Forumun sosyal boyutu da ayrıca önem taşımaktadır. Konut krizinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda insan hakları ve sosyal adalet meselesi olduğunun vurgulanması, Azerbaycan’ın şehircilik politikalarını sosyal refah, yaşam kalitesi ve insan güvenliği kavramlarıyla birlikte ele alma çabasını desteklemektedir. Bu bağlamda WUF13, Azerbaycan’ın şehircilik alanındaki ulusal vizyonunu küresel sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu hâle getirme sürecine katkı sunmuştur.
Sonuç olarak WUF13, Azerbaycan açısından yalnızca uluslararası bir forum değil, aynı zamanda siyasi meşruiyet, diplomatik görünürlük, şehircilik vizyonu ve ulusal kalkınma stratejisinin dünyaya sunulduğu önemli bir platform olmuştur. Azerbaycan bu forum aracılığıyla hem tarihî mirasını hem de modern şehircilik anlayışını küresel kamuoyuna tanıtmış, özellikle Karabağ’ın yeniden inşası konusunda uluslararası destek ve dikkat çekmeyi başarmıştır. Bakü’de gerçekleştirilen bu forum, Azerbaycan’ın gelecekte şehircilik, sürdürülebilir kalkınma ve uluslararası iş birliği alanlarında daha etkin bir rol oynayacağının güçlü bir işareti olarak değerlendirilmektedir.
