DOLAR

32,6460$% -0.11

EURO

35,4037% -0.15

GRAM ALTIN

2.511,04%0,02

ÇEYREK ALTIN

4.049,00%1,37

TAM ALTIN

16.220,00%1,37

BİST100

10.851,78%-0,19

BİTCOİN

฿%

LİTECOİN

Ł%

ETHEREUM

Ξ%

RİPPLE

%

a
  • Haberyum
  • Gündem
  • Türkiye’nin Şangay İşbirliği Teşkilatıyla Giderek Yükselen İlişkisinin Düşündürdükleri

Türkiye’nin Şangay İşbirliği Teşkilatıyla Giderek Yükselen İlişkisinin Düşündürdükleri

https://haberyum.com/wp-content/uploads/2023/08/masal-bahçe.png https://haberyum.com/wp-content/uploads/2023/10/134X550.jpg

Prof. Dr. Mehmet YÜCE

3-4 Temmuz tarihlerin Şangay İşbirliği Örgütünün (ŞİÖ)  Devlet Başkanları Konseyi 24. Zirvesi, örgütün dönem başkanı Kazakistan’ın ev sahipliğinde başkent Astana’da “ŞİÖ +” formatında gerçekleşti. Zirveye, 16 ülkenin devlet ve hükümet başkanları katıldı. Üye ülkeler Kazakistan, Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, İran, Hindistan ve Pakistan’dan devlet ile hükümet başkanlarının katıldığı zirveye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve müttefik kardeş ülke Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de katıldılar. Zirveye gözlemci ve diyalog ortağı olarak Belarus, Moğolistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkmenistan liderleri de iştirak ettiler. Zirveye Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres yer katıldı.

Doğu’nun NATO’su olarak da bilinen ŞİÖ, 1996’da Rusya ile Çin sınırında istikrarın sağlanması amacıyla anlaşma imzalamak üzere ilk kez Çin’in Şanghay kentinde bir araya gelen Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan liderleri tarafından “Şanghay Beşlisi” adıyla atıldı. 2001’de Özbekistan’ın da aralarında yer almasıyla “Şanghay Beşlisi”, Şanghay İşbirliği Örgütü olarak yeniden yapılandırıldı. 2017’de Hindistan ve Pakistan, sonrasında ise İran de bu örgüte dahil oldu. Hali hazırda Belarus, Moğolistan ve Afganistan’ın gözlemci olduğu ŞİÖ’nde Türkiye, Azerbaycan, Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar, Ermenistan, Kamboçya, Kuveyt, Maldivler, Myanmar, Nepal ve Sri Lanka ise diyalog ortağı olarak bulunuyor.

Bilindiği üzere Türkiye, 2012 yılında ŞİÖ’nün  “diyalog ortağı” statüsü almıştır. Bu statü, Türkiye’nin örgütle işbirliğini artırmasına ve bölgesel güvenlik, ekonomi, ticaret, enerji ve ulaştırma gibi alanlarda işbirliği fırsatlarını değerlendirmesine imkan tanımaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında NATO üyesi Türkiye’nin ŞİÖ zirve toplantısına en üst düzeyde katılım sağlaması dünyanın ve özellikle Batı’nın yoğun ilgisi çekmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ŞİÖ zirve toplantısı ardında toplanan NATO toplantısına katılması Rus-Ukrayna savaşı sonrası kopma eşiğine gelen Batı ile Rusya arasında diyolag aracı olarak görüp olumlu değerlendiren kesimler olduğu gibi bir NATO üyesinin halihazırda NATO’nun tehdit olarak gördüğü Rusya ve Çin ile yakın diyalog içinde olmasını sakıncalı görüp eleştiren kesimler de bulunmaktadır.

Şahsi kanaatimce Batı’nın yaşadığı lidersizlik ya da siyasi miyopluğun insanlığı 3. Dünya Savaşı eşiğine getirdiği bir dönemde farklı kutuplar arasında asgari düzeyde de olsa bir diyalog zemininin kurulmasına katkı sağlayan Türkiye’nin bu politikası doğru olduğu kanaatindeyim. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya, tarihi misyonu, kökeni ve ekonomik coğrafyası Türkiye’nin diğer Batı ülkelerinden farklı olarak tek yönlü bir dış politika izlemesine imkân tanımamaktadır. Hali hazırda Türk Devletleri Teşkilatı üyesi olan Türk Devletleri dahil Türkiye’nin yakın diyalog içinde bulunduğu bölge (Asya) ülkelerin önemli bir kısmı ŞİÖ ile kurumsal bağı bulunmaktadır. Türkiye’nin Batı’da vazgeçmesi mümkün olmadığı gibi bu ülkelerden de vazgeçmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Türkiye coğrafi konumu gibi siyasi konumu itibarıyla da Doğu ile Batı arasında bir köprü rolünü üstlenmek zorundadır. Burada önemli olan ilişki düzeyinin dengelemesi konusudur. Zira Türkiye’nin hem NATO üyesi hem de ŞİÖ ile diyalog ortağı olarak kalması, diplomatik bir denge gerektirir. Bu dengenin kurulması halinde bu durum Türkiye’nin doğu ve batı arasında bir köprü olma rolünü güçlendirecektir. Bununla birlikte Türkiye’nin aynı zamanda bazı dış politika kararlarında hassas bir denge kurması gerekmektedir. Türkiye’nin ŞİÖ ile yakınlaşması, NATO müttefikleri arasında bazı endişelere yol açabilir. NATO, Batı’nın güvenlik ve savunma ittifakı olarak, üyelerinin başka büyük güçlerle olan ilişkilerini yakından takip etmektedir. Türkiye’nin ŞİÖ ile olan ilişkileri, NATO’nun stratejik çıkarları ve politikalarıyla uyumlu olup olmadığı konusunda tartışmaları beraberinde getirecektir.

NATO üyesi bir ülke olan Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ile ilişkileri, çeşitli stratejik ve diplomatik sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkilerini geliştirmesi suretiyle izlediği çok yönlü dış politika stratejisiyle Türkiye’nin Batı ile olan ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda Asya’daki büyük güçlerle de ilişkilerini derinleştirmek sonucunu doğuraraktır. Medeniyetler arasındaki etkileşim sonucunu da doğuracak bu durum Türkiye’ye uluslararası alanda daha fazla hareket alanı sağlamayacaktır. Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkileri, ülkenin Orta Asya, Kafkaslar ve Orta Doğu’daki etkisini artıracaktır. Bu bölgelerdeki ülkelerle olan ilişkilerini derinleştirmek, Türkiye’nin bölgesel liderlik rolünü pekiştirecek ve jeopolitik önemini artıracaktır. Diğer taraftan ŞİÖ üye ülkeleri, büyük enerji kaynaklarına sahip ve hızla büyüyen ekonomilere sahiptir. Türkiye’nin ŞİÖ ile olan ilişkileri, ticaret ve yatırım fırsatlarını artırabilir, enerji güvenliğini güçlendirebilir ve büyük altyapı projelerine katılımını sağlayabilir. Bu ekonomik fırsatlar, Türkiye’nin ekonomik büyümesine katkıda bulunabilir.

Sonuç olarak, NATO üyesi olan Türkiye’nin ŞİÖ ile ilişkileri, çok yönlü bir dış politika stratejisi izlemek, ekonomik ve güvenlik işbirliğini artırmak ve bölgesel etkisini güçlendirmek için önemli fırsatlar sunacaktır. Ancak, bu ilişkilerin NATO ile olan ilişkilerle uyumlu olması ve diplomatik bir denge içinde yürütülmesi kritik önem taşımaktadır.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Eğitimde Teknoloji Dijital Dönüşümün Ötesinde.