Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mehmet Yüce
Mehmet Yüce

Türk Dünyası Ekonomik Entegrasyonun Yükselen TDT İle Güçlenen Ve Yatırım İlişkileri

Prof. Dr. Mehmet Yüce

Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında son yıllarda hız kazanan ekonomik iş birlikleri, Türk dünyasında yeni bir bölgesel entegrasyon modelinin şekillendiğini göstermektedir. Özellikle Özbekistan’ın son dokuz yılda Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle geliştirdiği ticaret ve yatırım ilişkileri, sadece ekonomik büyüme açısından değil, aynı zamanda stratejik bölgesel dönüşüm bakımından da dikkat çekici bir tablo ortaya koymaktadır. Ekonomik Araştırma ve Reformlar Merkezi tarafından yayınlanan analiz dikkate alındığında, Özbekistan’ın Türk dünyasıyla ekonomik bütünleşme sürecinde giderek daha merkezi bir konuma yükseldiğini göstermektedir (https://review.uz/oz/post/infografika-torgovo-investicionnoe-sotrudnichestvo-uzbekistana-so-stranami-otg-2026).

2017-2025 döneminde Özbekistan’ın TDT ülkeleriyle olan ticaret hacminin 4 milyar dolardan 10,8 milyar dolara yükselmesi, yaklaşık 2,7 katlık güçlü bir büyümeye işaret etmektedir. Bu artış, sadece dış ticaret rakamlarının yükselmesi anlamına gelmemekte, aynı zamanda Türk devletleri arasında lojistik ağların, üretim zincirlerinin ve karşılıklı ekonomik bağımlılığın güçlendiğini ortaya koymaktadır. Özellikle son yıllarda Orta Asya’da ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi, gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması ve bölgesel ekonomik iş birliğinin siyasi düzeyde desteklenmesi, bu büyümenin temel dinamikleri arasında yer almaktadır.

İhracat rakamlarına bakıldığında Özbekistan’ın TDT ülkelerine yaptığı ihracatın 1,2 milyar dolardan 3,8 milyar dolara yükseldiği görülmektedir. Bu durum, Özbekistan’ın üretim kapasitesinin geliştiğini ve Türk dünyası pazarlarında daha rekabetçi hâle geldiğini göstermektedir. İthalatın ise 1,8 milyar dolardan 7 milyar dolara yükselmesi, bölgesel ekonomik entegrasyonun çift yönlü ilerlediğini ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle, Özbekistan yalnızca ürün satan bir ülke değil; aynı zamanda TDT ülkeleriyle karşılıklı üretim, tedarik ve sanayi bağlantıları geliştiren bir ekonomik merkez hâline gelmektedir.

2025 yılı itibarıyla ticaret hacmindeki en büyük payın 5 milyar dolar ve yüzde 46 ile Kazakistan’a ait olması, Orta Asya iç ticaretinin giderek derinleştiğini göstermektedir. Coğrafi yakınlık, ortak ulaşım hatları ve tarihsel bağlar, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin büyümesini destekleyen başlıca unsurlar arasında yer almaktadır. Kazakistan ile Özbekistan arasındaki ticaret hacminin bu seviyeye ulaşması, Orta Asya’nın kendi içinde güçlü bir ekonomik havza oluşturma potansiyeline sahip olduğunu da ortaya koymaktadır.

Ticarette ikinci sırada yer alan Türkiye ise 3 milyar dolarlık hacim ve yüzde 28’lik pay ile Özbekistan’ın en önemli stratejik ekonomik ortaklarından biri konumundadır. Türkiye’nin özellikle sanayi, enerji, inşaat, tekstil ve lojistik alanlarında Özbekistan ile geliştirdiği iş birlikleri, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin klasik ticaret boyutunun ötesine geçtiğini göstermektedir. Ankara-Taşkent hattında son yıllarda güçlenen siyasi ilişkiler, ekonomik alana da doğrudan yansımış, Türk şirketleri Özbekistan ekonomisinin modernleşme sürecinde önemli aktörler hâline gelmiştir.

Türkmenistan ve Kırgızistan’ın her birinin 1,2 milyar dolarlık ticaret hacmiyle yüzde 11,1 paya sahip olması da dikkat çekicidir. Bu durum, TDT içerisindeki ekonomik ilişkilerin yalnızca büyük ekonomiler arasında değil, bölgesel ölçekte çok taraflı bir yapıya doğru ilerlediğini göstermektedir. Buna karşılık Azerbaycan ve Macaristan’ın paylarının daha düşük seviyede kalması, bu ülkelerle ekonomik iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha fazla gelişme potansiyeli taşıdığına işaret etmektedir.

Özbekistan’ın ihracat yapısına bakıldığında sanayi ürünlerinin yüzde 28,2 ile ilk sırada yer alması, ülkenin yalnızca ham madde üreticisi olmaktan çıkıp katma değerli üretime yöneldiğini göstermektedir. Makine ve ulaşım ekipmanlarının yüzde 19’luk paya ulaşması da Özbekistan’ın sanayileşme sürecinde önemli bir aşama kaydettiğini ortaya koymaktadır. Gıda ürünleri, kimyasal ürünler ve hizmet sektöründeki artış ise ekonomik çeşitlenmenin güçlendiğine işaret etmektedir.

İthalat tarafında ise gıda ürünleri, mineral yakıtlar, sanayi ürünleri ve makine ekipmanlarının ağırlıkta olması, Özbekistan ekonomisinin üretim altyapısını geliştirmeye yönelik dış kaynak kullanımını sürdürdüğünü göstermektedir. Özellikle enerji ve sanayi alanlarında yapılan ithalat, ülkenin büyüyen üretim kapasitesini destekleyen stratejik bir unsur olarak değerlendirilmektedir.

Ekonomik Araştırma ve Reform Merkezi tarafından yapılan değerlendirmeler, Özbekistan’ın TDT ülkelerine ihracatını 2,7 milyar dolar daha artırabilecek önemli bir potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu potansiyelin en büyük kısmının Türkiye pazarıyla bağlantılı olması dikkat çekmektedir. Analize göre Özbekistan’ın Türkiye’ye ihracatını 1,8 milyar dolar artırma kapasitesi bulunuyor. Bu durum, Türkiye’nin Özbek ürünleri için büyüyen ve stratejik bir pazar hâline geldiğini göstermektedir. Tekstil, tarım ürünleri, kimya sanayi ve sanayi mamulleri bu büyümenin temel alanları arasında öne çıkmaktadır.

Kazakistan’a yönelik 500 milyon dolarlık ek ihracat potansiyeli ise Orta Asya iç pazarının büyümeye devam edeceğine işaret etmektedir. Ayrıca Macaristan ve Kırgızistan için öngörülen ihracat artışı, TDT içerisindeki ekonomik ilişkilerin daha dengeli ve çok yönlü bir yapıya dönüşebileceğini göstermektedir.

Ticaret kadar dikkat çeken bir diğer alan ise yatırım iş birliğidir. 2017-2025 döneminde TDT ülkelerinden Özbekistan ekonomisine çekilen toplam yatırım hacminin 11,5 milyar doları aşması, ülkenin bölgesel yatırım merkezi hâline geldiğini göstermektedir. Sadece 2025 yılında 3,8 milyar dolarlık yatırım çekilmiş olması, Özbekistan’ın reform politikalarının uluslararası yatırımcılar nezdinde güven oluşturduğunu ortaya koymaktadır.

Bu süreçte Türkiye’nin yatırım alanındaki rolü özellikle öne çıkmaktadır. 2025 yılında Özbekistan’a 2,4 milyar dolarlık yatırım yapan Türkiye, ülkenin en büyük yatırımcısı konumuna yükselmiştir. Türk yatırımlarının özellikle işleme sanayi, enerji ve tarım sektörlerinde yoğunlaşması, ekonomik iş birliğinin üretim odaklı bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Nisan 2026 itibarıyla Özbekistan’da TDT ülkeleri sermayesiyle faaliyet gösteren 4.500’den fazla işletmenin bulunması da bu entegrasyonun kurumsal boyutunu gözler önüne sermektedir.

Öte yandan Şubat 2025’te Azerbaycan’da gerçekleştirilen TDT İş Forumu’nda Türk Yatırım Fonu’nun sermayesinin 500 milyon dolardan 600 milyon dolara çıkarılması konusunda anlaşmaya varılması, Türk dünyasının ekonomik entegrasyon sürecinde yeni bir aşamaya geçildiğini göstermektedir. Özbekistan’ın bu fona 100 milyon dolarlık katkı sağlaması, Taşkent yönetiminin bölgesel ekonomik iş birliğine verdiği stratejik önemi açık biçimde ortaya koymaktadır.

Fon kaynaklarıyla finanse edilen ortak projelerin artması, önümüzdeki dönemde TDT ülkeleri arasındaki ticaret, sanayi, lojistik ve teknoloji iş birliklerini daha da güçlendirebilir. Özellikle ulaştırma koridorları, enerji projeleri, dijital dönüşüm ve ortak üretim ağları üzerinden şekillenecek yeni ekonomik model, Türk dünyasını yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte de daha etkili bir ekonomik aktör hâline getirme potansiyeline sahiptir.

Sonuç olarak Özbekistan’ın TDT ülkeleriyle geliştirdiği ticaret ve yatırım ilişkileri, Türk dünyasında yükselen ekonomik bütünleşmenin en somut örneklerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Artan ticaret hacmi, büyüyen yatırım akışı ve stratejik sektörlerde derinleşen iş birlikleri, Türk devletleri arasında sürdürülebilir ve çok boyutlu bir ekonomik ortaklığın temellerinin güçlendiğini göstermektedir. Bu süreç, yalnızca Özbekistan’ın ekonomik kalkınmasına değil, aynı zamanda Türk dünyasının küresel ekonomik sistemde daha güçlü bir konuma ulaşmasına da katkı sağlayacaktır.