Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ŞİÖ Zirvesi Sonrası Türkiye’nin Gündemi ve Bölgesel Dinamikler

ŞİÖ Zirvesi sonrası Türkiye’nin gündemi ve bölgesel dinamikler: stratejiler, politika değişimleri ve kırılganlıklar, gelecek adımlarına dair analiz.

ŞİÖ Zirvesi sonrası Türkiye’nin gündemi ve bölgesel dinamikler: stratejiler, politika

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin’in Tianjin kentinde gerçekleştirilen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) 25’inci Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi sonrasında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin, teşkilatla ve Asya ülkeleriyle ilişkiler açısından önemine vurgu yapan Erdoğan, ŞİÖ’nün küresel ve bölgesel sorunların çözümünde rol üstlenme hedefini hatırlattı. Zirve dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Gazze’deki gelişmeleri gündeme taşıdığını belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Mahmud Abbas ve 80 Filistinli yetkilinin vizelerini iptal etmesi meselesiyle BM Genel Kurulu’na dair öngörüleri de paylaşan Erdoğan, bu kararın BM’nin varoluş amacıyla bağdaşmadığını söyledi. BM Genel Kurulu’nun dünya meselelerini tartışma ve çözümler üretme görevinin altını çizen Erdoğan, Filistin heyetinin Genel Kurul’da olmamasının İsrail’i memnun edeceğini ancak Filistinlilerin sesinin orada yankılanacağını ifade etti. Gazze’de 7 Ekim’den bu yana kayıpların sayısının 60 bini aştığını belirten Erdoğan, bebeklerin ve mazlum Filistinlilerin yaşamlarına dair tarihi adaletin savunulması gerektiğini belirtti. “Ellerinde tencerelerle, tabaklarla sıraya girip oradan bir miktar yemek almaya çalışan o yavruların halini gözü olup da görmeyenlere yuh olsun!” diyerek Batı’nın tutumunu eleştirdi. Filistin’in BM Genel Kurulu’ndaki temsiliyetine dair beklentiler hakkında ise şu sözleri paylaştı: Filistinli yetkililer toplantılara katılmasa dahi Filistinli mazlumların sesi Genel Kurul’da yankılanacaktır.

Emine Hanım’ın Gazze için yaptığı insani çağrıya verdiği yanıtında Erdoğan, annenin duyarlılığını öne çıkardı. “Anne kalbi hem narin hem güçlüdür” diyen Erdoğan, mektubun Gazze diplomasisine yeni bir boyut kattığını, resmi kanalların yanı sıra insani ve vicdani bir dilin uluslararası ilişkilerde etkili olabileceğini vurguladı. Batı’nın Ukrayna’daki tutumuyla Gazze’ye yönelik yaklaşım arasındaki farklara dikkat çekti ve bütün Batı’dan insani bir yaklaşım beklediğini söyledi.

“Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacak” şeklindeki sözler ve bu sözlerin İsrail’de yarattığı tedirginlik konusunda Erdoğan, Suriyelilerin yaşamını ve Suriye’nin istikrarını ön planda tutan bir politika izlediklerini belirtti. Komşu ülkede kaos çıkarılmasına karşı net duruş sergileyen Türkiye, Suriye’deki tüm etnik ve dini kesimlerin haklarını gözeterek barışın önceliklendiğini ifade etti.

Terörle mücadelede yeni aşama: Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu hakkında bilgi veren Erdoğan, komisyondaki yönetişim sürecinin geniş katılımla sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Terörle mücadeleye ayrılan kaynakların kalkınma, üretim, yatırım ve istihdam için kullanılacağını vurguladı ve 40 yıllık bir sorunun çözüme kavuşacağını öngördü.

Azerbaycan-Ermenistan barış süreci ve Güney Kafkasya görüşmeleriyle ilgili olarak Aliyev ve Paşinyan’ın aynı istikamette hareket ettiğini ifade eden Erdoğan, Zengezur Koridoru konusundaki ilerlemenin bölgedeki demiryolu ve kara trafiğini hareketlendireceğini belirtti. Amerika’daki görüşmenin bu süreçte belirleyici olduğunu söyledi.

Çin-Türkiye ilişkileri ve Doğu’daki rol hakkında konuşan Erdoğan, Çin’in Türkiye’nin bölgesel öneminin farkında olduğunu ve ilişkilerin geliştirileceğini vurguladı. “Daha adil bir dünya mümkün” söylemini yineleyen Erdoğan, dünyanın normalleşmesi hedefinde Türkiye’nin rolünü güçlendirmeyi amaçladıklarını ifade etti.

Rusya ve Ukrayna krizi başlığı altında Putin ile olan görüşmelerin öne çıkan konularını özetleyen Erdoğan, Ukrayna ve Rusya arasındaki barış için adil bir çözüm arayışlarını sürdürdüklerini belirtti. Ayrıca enerji alanında iş birliği konularını da görüştüklerini ifade etti.

Türkiye’nin savunma ve iç politikası üzerindeki yorumlarda Erdoğan, Sinop’ta gerçekleştirilen füze atışlarının Türkiye’nin savunma kapasitesinin bir göstergesi olduğunu vurguladı. Balıkçıların sorunlarına değinerek, balıkçılığın ülkenin genel ekonomik gelişimine katkı sağladığını ve karşıt açıklamaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Muhalefetin iç politikadaki konularına dair eleştirilerini sürdüren Erdoğan, ülkenin bağımsızlığı için atılan adımların önemine dikkat çekti.

Ekonomik göstergeler ve gelecek öngörüleri kapsamında son dönemdeki olumlu göstergelere işaret eden Erdoğan, büyüme, işsizlik, rezervler ve enflasyon konularında iyileşme kaydedildiğini belirtti. Dünya Bankası tanımına göre üst gelirli ülkeler arasına girme ihtimalinin güçlü olduğuna vurgu yaptı ve rezervlerin 178 milyar doların üzerine çıktığını açıkladı.