İbrahim Tatlıses
MEGRİ MEGRİ
İBO’dan BARIŞ SÜRECİNE ÖZEL TÜRKÜ
BARIŞ İÇİN HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI
Söz ve bestesi anonim olan, İbrahim Tatlıses’in Türkçe sözlerle yeniden düzenlediği “Megri Megri”
“BARIŞ İÇİN HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI”
TÜRK Milleti
TÜRK Anası
TÜRK Babası
TÜRK Abisi
TÜRK Ablası
TÜRK Kardeşi
Velhasıl hepimiz birer parçamızı koyduk o taşın altına.
El ne ki?
Kimi gözyaşlarını
Kimi evladını
Kimi kardeşini
Kimi öğretmenini
Kimi polisini
Kimi askerini
Kimi doktorunu
Kimi eşini
Kimi canını
Kimi kanını
Kimi kundaktaki bebesini
Bir de 2 yaşında, ağzında emzikli olanını
Suçsuz.
Günahsız.
Ne olduğunu anlamadan o taşın altına konuldu elleri, ayakları.
Yarınlar için umutla atan yürekleri.
Kiminin “ah”ı…
Hayalleri vardı.
“Ah bir ateş ver, ciğaramı yakayım” dercesine
Gecenin ayazında donmuş el ve ayaklarını ısıtan aşk nöbetleri.
Kimi nişan yüzüğünü
Kimi evlilik alyansını
Kimi kavuştuğu aşkını
Kimi koklayamadığı yavrusunu
Kimisi oğlunun sünnet hayalini koydu o taşın altına.
Say say bitmiyor.
Cahilliğime verin lütfen…
Bir şehit anasının kalbine inmeyi beceremiyorum işte.
Ne zaman denesem,
O taş çıkıyor karşıma:
Doğum ve ölüm tarihli şehidimin taşı.
Velhasıl,
Her gün bir parçamızı koyduk bizler, TÜRK MİLLETİ olarak o kar beyazı taşın altına.
Üzerini de TÜRK BAYRAĞI ile örttük.
Ciğeri yanan analar
Ağıtlarıyla dağladı ciğerlerimizi.
Hele bir annemizin sözleri, tarihin taşına kazıldı:
“Ben size evladımı böyle emanet ettim.”
Benim bir can dostum vardı ve birkaç gün önce, şehitler için yazdığı şiirin videosunu yolladı bana.
Öyle içten okudu ki…
Tanımasam, evladını, torununu ya da yakınlarından birini şehit vermiş sanacaktım.
O derece içten ve yakın okumuş.
O da tutmuş barış güvercinin bir kanadında, hariçten gazel okuyunca kırıldı kalbim.
Muhteşem şiirler yazar ve okur.
Ve inanıyorum ki, barış elçisi için de yazacaktır bir gün.
Belli mi olur?
Tatlıses besteler verir, türkü, uzun hava olarak yanık yanık okur.
Artık kimin kalbine dokunursa…
Zatıâlileri, kadın bedenini gayet iyi anlar.
Kadını döven,
Kadına hakaret eden,
Kadına söven,
Kadına silah çeken,
Kadına şiddet uygulayan…
Şehit annelerinin yüreğine hitap eder diyecekken…
Haydi İNŞALLAH!
Halayı da, Horonu da, Zeybeği de aynı ateşin etrafında oynayacağımız günler yakın olsun.
Bir durakladım.
Şehit annelerinin yüreğindeki ateş düştü aklıma.
Evet, bir duraklamak lazım aslında.
Nerede ve ne zaman duracağımızı bilmek, adetlerimizdendir.
Terbiyemizdendir.
Ahlakımızdandır.
Örflerimiz vardır bizim.
Ananelerimiz bir de.
Sananelerimiz olmadı hiç bir zaman.
Olamaz da!
İster horon tep,
İster halay çek,
İster zeybek…
Bilir misiniz, büyüklerimizin bir sözü vardır:
“Kendin çal, kendin oyna…”
Zeybek öyle herkese yakışmaz.
Her topukluyu EFE zannetmeyin.
BAĞDAT yolcuları kalmasın…
Sofranda bal varsa Bağdat’tan atlı gelir.
Tezgâhın sağlam ise ipekler katlı gelir.
Ateş düştüğü yeri yakar demişler.
Ölü senin değilse, helvası tatlı gelir…
ŞEHİTLERİMİZİ rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.
Kalben dualımızı yolluyoruz her daim.
Tam anlamıyla kalbimi, gönlümü dökemediğim, beceremediğim için
ŞEHİTLERİMDEN ve yakınlarından özürler diliyorum.
Sizler benim CENNETTEKİ BARIŞ GÜVERCİNLERİMSİNİZ.
Sevgili okurlarım,
Eğer bu akşam başlarımızı yastığa rahatça koyabiliyorsak,
Evvel Allah, sonra da
ASKER VE POLİSLERİMİZE borçluyuz.
M& DEV
