Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Diğdem Kural Keskin

Bir İnsanı mı Özlüyoruz, Yoksa Onun Yanında Hissettiğimiz Kendimizi mi?

Bir danışanım seans sırasında uzun bir sessizliğin ardından şöyle dedi:

“Biliyor musunuz, galiba onu kaybetmekten çok… onun yanındayken olduğum kişiyi kaybetmekten korkuyorum.”

Bu cümle, birçok insanın fark etmeden yaşadığı derin bir duyguyu anlatıyordu.

Bazen hayatımıza giren biri, sadece bir kişi olarak kalmaz. Onun yanında kendimizi daha sakin, daha değerli, daha anlaşılmış ve daha güçlü hissedebiliriz. Uzun zamandır taşıdığımız yükler hafifler, içimizde unuttuğumuz bir taraf yeniden ortaya çıkar.

Ve sonra ayrılık ya da mesafe ihtimali geldiğinde sadece o kişiyi değil; onunla birlikte hissettiğimiz güveni, huzuru ve kendimizin o güzel halini de kaybetmekten korkarız.

Oysa psikolojik iyileşmenin önemli adımlarından biri şudur:

Bize iyi gelen duyguların tamamını karşımızdaki kişinin varlığına bağlamamak…

Çünkü bazen bir insan bize huzuru vermez; sadece içimizde zaten var olan huzura yeniden ulaşmamıza vesile olur.

Belki de en güçlü soru şudur:

“Ben onun yanında nasıl biriydim?” değil…

“Ben o kişiyken ortaya çıkan güzel yanlarımı kendi hayatımda nasıl koruyabilirim?”

Çünkü bazı insanlar hayatımıza kalıcı olmak için değil; bize kendimizi yeniden hatırlatmak için dokunur.