Berlin merkezli Özgürlük Hakları Derneği tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, Almanya’da büyük yankı uyandırdı. Raporda, Almanya’daki popüler aşırı sağ partisi Alternatif Für Deutschland (AfD)’nin kullandığı ‘ırkçı söylemler ve siyasi rakiplerine yönelik baskıcı tutumunun’ Anayasal ilkeleri ihlal ettiği vurgulandı. AfD’nin ‘ethnic-cultural populist’ yaklaşımını benimseyerek göçmen kökenli bireyleri sistematik biçimde dışlaması ve toplumda farklı sosyal gruplar oluşturması, endişeleri artırdı.
Rapora göre, AfD, siyasi rakiplerini sindirmeyi amaçlayan sert ve kutuplaştırıcı bir dil kullanmakta. Bijan Moini, parti liderlerinin toplumun farklı kesimlerine yönelik yıkıcı ifadelerde bulunduğunu belirtti. Partinin iktidara gelmesi halinde, diğer partililerin yargılanacağı şeklinde açıkça dile getirilen söylemleri çıktı. Bu durum, demokratik yapıya zarar verme potansiyeli taşıyor.
Anayasa Mahkemesi’nde açılması planlanan kapatma davası hakkında ise raporda, ‘muhtemelen başarıyla sonuçlanacağı’ öngörüldü. Dernek yönetiminden Dana-Sophia Valentiner, bu hukuki süreç hakkında taraf olduklarını belirtmekle birlikte, siyasi bir tavır olarak asla kapatma talebinde bulunmadıklarını kaydetti. Ayrıca, Almanya’da popülerliği her geçen gün artan AfD’nin oy oranları yüzde 27 ile ilk sırada yer almakta.
Diğer yandan, iktidardaki CDU/CSU ittifakı yüzde 22 oy alırken, SPD yüzde 12, Yeşiller yüzde 15 ve Sol Parti yüzde 11 civarında destek buluyor. Katılımcıların yaklaşık dörtte biri ise kararsız veya oy kullanmayı düşünmüyor, böylece gelecek seçimlerin 2029’da yapılması planlanıyor. Daha önce de gündeme gelen kapatma tartışmaları, 2025’in ilk yarısında tekrar gündemi meşgul etti. O dönemde İçişleri Bakanlığı’nın raporları AfD’nin aşırı sağcı doğasını kabul ederek partiyi ‘kesin aşırı sağcı oluşum’ diye sınıflandırmıştı. Ancak mahkeme kararıyla sınıflandırmanın uygulanması geçici olarak durduruldu, yargı süreci ise devam ediyor.
