
Belediyecilik denildiğinde akla ilk ne geliyor?
Yol.
Park.
Bina.
Asfalt.
Bir de açılış törenleri…
Oysa belediyeciliğin pek görünmeyen ama belki de en önemli tarafı başka:
Sistemi kurmak.
İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ı dinlerken benim dikkatimi çeken de tam olarak bu oldu.
Çünkü önümüze sadece “Şunu yaptık, bunu yapacağız” diye uzayıp giden klasik bir belediye faaliyet listesi konulmadı.
Başka bir iddia var:
Daha az kaynakla daha fazla iş üretmek.
***
Geçtiğimiz hafta gazeteci büyüklerim ve meslektaşlarımla birlikte İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın misafiri olduk.
Öyle kürsülerin kurulduğu, uzun uzun sunumların yapıldığı resmi bir toplantıdan söz etmiyorum.
Daha çok çayın, kahvenin ve samimi bir sohbetin olduğu dostane bir buluşmaydı.
Tabii gazeteciler bir masanın etrafında toplanır da siyaset konuşulmaz mı?
Söz dönüp dolaştı siyasete, Bursa’ya ve doğal olarak İnegöl’e geldi.
Sorularımız vardı, sorduk.
Meslektaşlarımız zaman zaman oldukça doğrudan sorular yöneltti. Başkan Alper Taban da soruların etrafından dolaşmadan açık ve net cevaplar vermeyi tercih etti.
Stadyum konuşuldu, kentsel dönüşüm konuşuldu, Büyükşehir Belediyesi ile ilişkiler konuşuldu…
İnegöl’ün bugünü de yarını da o masadaydı.
Ancak ben bütün bunları tek tek yeniden anlatmayacağım.
Çünkü toplantıya katılan meslektaşlarım konuşulanların büyük bölümünü kendi köşelerinde ayrıntılarıyla yazdı. Muhtemelen sizler de okudunuz.
Ben biraz başka bir yere bakacağım.
O akşam benim dikkatimi yapılan binalardan, açıklanan projelerden ve rakamlardan daha fazla çeken bir şey vardı:
İnegöl Belediyesi’nde kurulmaya çalışılan sistem.
Çünkü belediyecilik denildiğinde aklımıza genellikle asfalt gelir, park gelir, bina gelir.
Oysa bir belediyenin nasıl yönetildiğini anlamak için bazen görünen yapılardan çok, görünmeyen işleyişe bakmak gerekiyor.
Benim Alper Taban’ı dinlerken üzerinde durduğum nokta tam olarak buydu.
Çözüm Merkezi, e-Devlet ve e-Belediye hizmetleri, mobil uygulamalar, akıllı rota sistemleri, dijitalleşme ve Kaizen anlayışı…
Bunların her biri ayrı ayrı bakıldığında teknik işler gibi görülebilir.
Ama hepsini yan yana koyduğunuzda ortaya başka bir tablo çıkıyor:
İnsan kaynağını, zamanı ve kamu kaynağını daha verimli kullanmaya çalışan bir belediye modeli.
Başkan Taban’ın anlattığı personel sistemi de bunun en dikkat çekici örneklerinden biri.
Paylaşılan bilgilere göre İnegöl Belediyesi, şirket çalışanlarıyla birlikte yaklaşık 900 kişilik bir kadroyla hizmet veriyor ve Taban, kurulan sistem sayesinde çok daha yüksek personel sayısıyla yapılabilecek işlerin mevcut kadroyla yürütülebildiğini ifade ediyor. Personel ihtiyacının ise komisyonlar üzerinden değerlendirilerek ihtiyaç, liyakat ve beceri esasına göre ele alındığını anlatıyor.
Ben burada rakamdan çok anlayışa takıldım.
Çünkü kamuda en kolay şeylerden biri kadroyu büyütmektir.
Zor olan ise işi büyütürken kadroyu değil, verimliliği büyütebilmektir.
Bir belediyede vatandaşın işi ancak başkanı arayınca çözülüyorsa, orada başkanın çalışkanlığından önce sistemin neden işlemediğini sorgulamak gerekir.
İyi yönetim bana göre vatandaşın sürekli başkana ulaşabilmesi değil, vatandaşın işini çözmek için başkana ulaşmak zorunda kalmamasıdır.
İnegöl’de dikkatimi çeken taraflardan biri de bu oldu.
Sistemi kişiye bağımlı olmaktan çıkarıp kuruma bağlama çabası…
Mesela dijital belediyecilik.
Bir vatandaşın basit bir işlem için belediyeye gitmesi, sıra beklemesi, işinden izin alması artık övünülecek bir belediyecilik modeli değil.
Teknoloji bunun için var.
İnegöl Belediyesi’nin de dijitalleşmeyi kurumsal hedeflerinden biri olarak uzun süredir öne çıkardığı görülüyor.
Bana göre en iyi belediye hizmeti yeni bir şey eklemek değil, vatandaşın hayatından bir zahmeti çıkarmaktır.
Benim belediyeciliğe bakışım biraz böyle.
Elbette büyük yatırımlar önemlidir.
Stadyum yapılır, meydan yapılır, millet bahçesi yapılır, kentsel dönüşüm gerçekleştirilir…
Bunlar şehrin görünen yüzüdür.
Ama arka tarafta iyi çalışan bir sistem kuramazsanız, bir süre sonra o yatırımların sürdürülebilirliği de tartışılır hale gelir.
İnegöl’de üzerinde durulması gereken esas konu bence burada başlıyor.
Alper Taban’ın anlattıkları arasında benim için en kıymetli yatırım beton değil, yönetim kültürüydü.
Çünkü şehirler büyüyor.
İnegöl de büyüyor.
Nüfus artıyor, sanayi büyüyor, trafik yoğunlaşıyor, insanların belediyeden beklentileri değişiyor.
Dünkü yöntemlerle bugünün şehrini yönetebilmeniz mümkün olamıyor.
Her sorun için biraz daha personel almak, biraz daha para harcamak ve biraz daha bina yapmak da çözüm değil.
Yapılması gereken, mevcut işi daha akıllı yapmak.
Kaizen denilen anlayışın özü de zaten burada.
“Böyle gelmiş, böyle gider” dememek.
Bugün yapılan bir işi yarın nasıl daha hızlı, daha ekonomik ve daha doğru yapabileceğinizi sürekli sorgulamak.
Özel sektörde alışık olduğumuz bu anlayışın bir kamu kurumunda uygulanmaya çalışılması bu nedenle dikkat çekici.
O akşam Alper Taban’ı dinlerken bende kalan esas izlenim şu oldu:
İnegöl’de yalnızca yeni projeler yapılmaya çalışılmıyor.
Belediyenin çalışma biçimi de değiştirilmeye çalışılıyor.
İşin asıl önemli tarafı da bana göre burada.
Çünkü bir başkan gelir, bir gün gider.
Bir bina eskir.
Bir proje zaman içerisinde önemini kaybedebilir.
Ama doğru kurulmuş bir sistem, kurumun hafızasına yerleşirse yıllarca yaşamaya devam eder.
İşte bu nedenle benim o akşam İnegöl’den aldığım not, yapılan yatırımlar listesinden biraz farklıydı.
Bir belediye başkanının en kalıcı eseri yaptığı bina değil, kendisinden sonra da çalışabilecek bir sistem, bir düzen bırakabilmesidir.
Alper Taban’ın İnegöl’de kurduğu yapıya baktığımda benim gördüğüm de bu yönde.
Mesele sadece bugünü yönetmek değil; siz o koltuktan kalktıktan sonra da kurumun aynı ciddiyetle, aynı verimlilikle ve aynı disiplinle yoluna devam edebilmesini sağlamak.
Eğer kurulan bu düzen kişilere bağlı kalmadan işlemeye devam ederse, yıllar sonra Alper Taban dönemi anlatılırken yalnızca yapılan projeler değil, İnegöl Belediyesi’nde yerleşen yönetim anlayışı da hatırlanacaktır.
Bana göre bir belediye başkanının bırakabileceği en kıymetli miraslardan biri de budur.
“Bina eskir, asfalt yenilenir, meydan değişir; ama iyi kurulmuş bir sistem yıllarca yaşamaya devam eder.”
