
Eski HDP Milletvekili Altan Tan’ın söylediklerini önce kısaca özetleyelim:
Tan diyor ki; Türkiye siyasetinde denge değişti. DEM Parti ile eski muhalefet arasındaki seçim ilişkisi artık eskisi gibi olmayacak. Olası bir erken seçim kararında ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde DEM Parti’nin Cumhur İttifakı’na doğrudan veya dolaylı destek verebileceğini düşünüyor.
Tan ayrıca Özgür Özel tarafının, Türk solunun ve bazı muhalif kesimlerin yeni siyasi tablo karşısında ciddi bir tedirginlik yaşadığını savunuyor.
Burada artık Özgür Özel meselesini de eski CHP denklemi üzerinden okumamak gerekiyor.
Özel, CHP’den ayrılarak Yeni Parti’yi kurdu ve 90 milletvekili de kendisiyle birlikte CHP’den ayrıldı. Yeni Parti, Özel dahil 91 milletvekilli yeni bir siyasi parti olarak Meclis’te yerini aldı.
Benim de Altan Tan’ın değerlendirmelerinden yola çıkarak değerlendirmeme gelecek olursak…
Bence bugün siyasette gözden kaçırılmaması gereken en önemli gerçek şu:
Oyunu kuran taraf görüntüsü giderek Cumhur İttifakı’nda.
Neden?
Çünkü Cumhur İttifakı sadece seçim hesabı yapan bir blok görüntüsü vermiyor.
Aynı zamanda Türkiye’nin yıllardır taşıdığı en ağır meselelerden biri üzerinden siyasi bir süreç yürütüyor.
“Terörsüz Türkiye” adı verilen süreç Meclis aşamasına kadar geldi ve Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun 10 Ağustos’ta 468 milletvekilinin oyuyla kabul edildi. Bu kadar geniş bir Meclis desteğinin ortaya çıkması, meselenin Cumhur İttifakı sınırlarını aşan bir mutabakata dönüştüğünü de gösteriyor.
İşte Cumhur İttifakı’nın elini güçlendiren taraf da burada.
Bir tarafta siyaset konuşuyor, diğer tarafta yıllardır çözülemeyen bir memleket meselesinde “sonuç üreten taraf benim” deme imkanı elde ediyor.
Elbette sürecin bütün sonuçlarının bugünden alındığını söylemek için erken.
Ama silah bırakma ve örgütün tasfiyesine ilişkin sürecin hukuki zemine taşınmış olması bile başlı başına önemli bir siyasi eşik. Yeni düzenleme de örgütün faaliyetlerinin sona erdiğinin ve silahların teslim edildiğinin devlet kurumlarınca tespit edilmesinden sonraki hukuki süreçleri düzenliyor.
Dolayısıyla mesele yalnızca:
“DEM Parti kimin yanında duracak?”
meselesi değil.
Bence asıl soru şu:
Bu süreci yöneten, Meclis’te yasasını çıkaran ve DEM Parti ile yeni bir siyasi zeminin oluşmasını sağlayan Cumhur İttifakı, bunun siyasi karşılığını sandıkta da alabilecek mi?
Altan Tan’ın sözleri tam da burada daha anlamlı hale geliyor.
Çünkü eğer DEM Parti ile Cumhur İttifakı arasındaki bu yeni siyasi zemin seçim dönemine kadar devam ederse, eski muhalefetin bütün matematiği değişir.
Ve bundan en fazla etkilenecek isimlerden biri de Özgür Özel olur.
Özel artık CHP’nin başında değil.
Yeni Parti’nin başında ve sıfırdan yeni bir siyasi merkez kurmaya çalışıyor.
Dolayısıyla Özel’in önünde iki ayrı mesele var:
Birincisi, CHP’den kopardığı siyasi tabanı Yeni Parti çatısı altında tutmak.
İkincisi ise geçmişte CHP etrafında oluşan Kürt seçmen, sol seçmen, merkez seçmen ve farklı muhalif kesimlerin desteğini yeniden bir araya getirmek.
Ama tam bu noktada Cumhur İttifakı oyunu değiştiriyor.
Çünkü DEM Parti’nin Cumhur İttifakı ile konuşabildiği, önemli bir devlet meselesinde aynı Meclis zemininde buluşabildiği ve somut bir yasal düzenlemenin ortaya çıktığı yeni bir dönem var.
Bu, Özgür Özel’in Yeni Parti’sinin önündeki işi daha da zorlaştırıyor.
Eskiden muhalefetin şöyle bir hesabı vardı:
“Seçim ikinci tura kalırsa DEM seçmeni zaten iktidarın karşısındaki adaya gider.”
Artık bu hesabın yanına kocaman bir soru işareti koymak gerekiyor.
Çünkü siyaset değişti.
Dengeler değişti.
Ve daha önemlisi…
Cumhur İttifakı sadece rakibinin hamlesine cevap veren değil, rakibinin nasıl pozisyon alacağını belirleyen bir siyasi merkez haline gelmeye çalışıyor.
Bence bugünkü tablonun en önemli tarafı da bu.
Özgür Özel yeni parti kurdu.
Muhalefetin eski düzeni parçalandı.
DEM Parti açısından yeni seçenekler ortaya çıktı.
Cumhur İttifakı ise “Terörsüz Türkiye” sürecini bir yasal aşamaya taşıdı ve çok geniş bir Meclis desteğinin oluştuğu bir sonuç ortaya çıkardı.
Bunun siyasi anlamını küçümsememek lazım.
Çünkü seçmenin önüne yalnızca vaatle değil, “Ben şu meseleyi çözüme götürdüm” diyerek çıkabilmek siyasette çok güçlü bir avantajdır.
Cumhur İttifakı da şimdi tam olarak bunu yapmaya çalışacaktır.
Benim Altan Tan’ın söylediklerinden çıkardığım sonuç şu:
Türkiye siyasetinde kartlar yeniden dağıtılmıyor sadece; kartları dağıtan el de değişiyor.
Bugün Cumhur İttifakı gündemi belirleyen, DEM Parti ile yeni bir zemin oluşturan ve yıllardır konuşulan önemli bir memleket meselesinde somut siyasi ve hukuki sonuç ortaya koyduğunu söyleyebilen taraf konumunda.
Özgür Özel’in Yeni Parti’si ise buna karşı yeni bir hikaye kurmak zorunda.
Çünkü bundan sonraki mücadele yalnızca:
“Kim daha fazla oy alacak?”
mücadelesi olmayacak.
Asıl mücadele:
“Türkiye’nin büyük meselelerinde kim oyun kuruyor, kim sonuç üretiyor?”
mücadelesi olacak.
Ve bana göre Cumhur İttifakı bugün bu yarışa rakiplerinden birkaç adım önde başlamış görünüyor.
