
Uzun süre stres yaşayan insanlar, fark etmeden “savaş ya da kaç” modunda yaşamaya başlayabilir. Her olaya hazırlıklı olmak, en kötü ihtimali düşünmek, sürekli tetikte hissetmek zamanla normalmiş gibi gelir.
Sonra hayatımızda bizi güvende hissettiren bir dönem başlar. Belki bir insan, belki çözülen bir sorun, belki de sadece zaman… İşte o zaman öfkenin azaldığını, daha az tartıştığını, eskisi kadar hırslanmadığını fark edebilirsin.
Bu durum bazen insanı şaşırtır:
“Ben mi değiştim?”
Aslında çoğu zaman değişen kişiliğimiz değil, sürekli alarm veren sinir sistemimizin nihayet dinlenmeye başlamasıdır.
Huzur; her şeyin mükemmel olması değildir. Kendini her an savunmak zorunda hissetmemektir.
İyileşme bazen büyük mutluluklarla değil, sessizleşen kaygılarla başlar. Daha sakin konuşmak, daha kolay gülümsemek, daha az öfkelenmek… Bunlar zayıflık değil, ruhun yeniden güvende hissetmeye başladığının işaretleri olabilir.
Kendinize şu soruyu sorun:
“Hayat gerçekten zorlaştığı için mi sürekli savaşıyorum, yoksa artık savaşmayı bırakabileceğim bir yerde miyim?”
Çünkü bazen en büyük değişim, artık savaşmak zorunda olmadığınızı hissettiğiniz anda başlar. Uzm. Psikolog Diğdem kural keskin
