
Prof. Dr. Mehmet Yüce
Shavkat Mirziyoyev’in Semerkant’ta 4 Mayıs 2026tarihinde düzenlenen Asya Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Yıllık Toplantısı’nda oldukça kapsamlı bir konuşma yaptı. Söz konusu konuşma, rakamların ve kalkınma hedeflerinin ötesine geçen derin bir anlam taşımaktadır. Bu hitap, yalnızca ekonomik reformların anlatıldığı teknik bir metin değil, Yeni Özbekistan’ın kendisini dünyaya nasıl anlattığını, hangi tarihsel hafızadan güç aldığını ve dijital çağın sert jeopolitiğinde nasıl bir gelecek tasavvur ettiğini ortaya koyan siyasi ve medeniyet eksenli bir vizyon belgesidir. Özellikle dijitalleşme ve yapay zekâ konularında dile getirilen fikirler, Özbekistan’ın artık sadece yollar, enerji hatları ve fabrikalar üzerinden değil, veri merkezleri, teknoloji üretimi ve nitelikli insan sermayesi üzerinden yükselen yeni bir bölgesel güç olmayı hedeflediğini göstermektedir. Semerkant’ın kadim taşları arasında yükselen bu söylem, geçmişin İpek Yolu mirasıyla geleceğin dijital koridorlarını aynı ufukta buluşturan yeni bir devlet aklının ifadesi niteliğindedir.
Mirziyoyev’in konuşmasında dikkat çeken en önemli hususlardan biri, dijitalleşmenin sadece teknolojik bir dönüşüm olarak değil, aynı zamanda devlet kapasitesini yeniden şekillendiren medeniyet ölçekli bir değişim olarak ele alınmasıdır. Özbek lider, yapay zekânın artık yalnızca belirli sektörlere ait bir yenilik olmadığını, ticaretten eğitime, enerjiden güvenliğe kadar tüm alanları yeniden tanımlayan küresel bir paradigma olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu nedenle konuşmasında yapay zekâyı bir “gelecek teknolojisi” olarak değil, bugünün stratejik egemenlik alanı olarak değerlendirmektedir.
Özbekistan’ın “Beş Milyon Yapay Zekâ Lideri” yetiştirme hedefi, sıradan bir eğitim reformunun ötesinde okunmalıdır. Bu yaklaşım, Sovyet sonrası coğrafyada uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak hammadde, tarım ve düşük maliyetli iş gücü üzerinden şekillenen ekonomik modelin terk edilmek istendiğini göstermektedir. Mirziyoyev, Özbek gençliğini yalnızca tüketici değil, teknoloji üreten yeni bir sınıfa dönüştürmeyi hedeflemektedir. Bu yönüyle konuşma, insan kaynağını petrol ya da doğal gaz kadar stratejik gören yeni bir devlet aklının işaretlerini taşımaktadır.
Semerkant’taki konuşmanın en dikkat çekici boyutlarından biri de dijitalleşmenin jeopolitik bir araç olarak kurgulanmasıdır. Özbekistan, kendisini yalnızca Orta Asya’nın merkezinde bulunan bir ülke olarak değil, dijital çağın transit koridorlarından biri olarak konumlandırmaya çalışmaktadır. “Asya için Dijital Otoyol” girişimine katılım ve Taşkent’te bölgesel koordinasyon merkezi kurulması önerisi, bu bakımdan son derece anlamlıdır. Çünkü 21. yüzyılda yollar yalnızca demiryollarından, limanlardan ya da enerji hatlarından oluşmamaktadır. Veri akışları, fiber altyapılar, yapay zekâ merkezleri ve dijital lojistik sistemleri de yeni jeopolitik haritanın ana damarları hâline gelmiştir.
Mirziyoyev’in yaklaşımı, Çin’in dijital İpek Yolu vizyonu ile Körfez ülkelerinin teknoloji merkezli ekonomik dönüşüm projeleri arasında özgün bir denge kurmaya çalışmaktadır. Özbekistan, ne tamamen dışa bağımlı bir teknoloji pazarı olmak istemekte ne de içe kapanık bir dijital model tercih etmektedir. Bunun yerine açık yapay zekâ modelleri, uluslararası finans kuruluşlarıyla ortaklıklar ve bölgesel entegrasyon üzerinden hibrit bir kalkınma modeli geliştirmektedir.
Konuşmada yapay zekânın eğitim, sağlık, su yönetimi, çevre ve gıda güvenliği gibi alanlarda kullanılmasına özel vurgu yapılması da dikkat çekicidir. Bu yaklaşım, teknolojiyi yalnızca ekonomik büyümenin değil sosyal istikrarın da aracı olarak gören bir perspektife işaret etmektedir. Özellikle su krizinin giderek derinleştiği Orta Asya’da yapay zekâ destekli yönetim sistemleri, gelecekte devletlerin kapasitesini belirleyen temel unsurlardan biri hâline gelecektir. Mirziyoyev’in bu alanlara yaptığı vurgu, Özbekistan’ın dijitalleşmeyi elit bir teknoloji tartışması olmaktan çıkarıp doğrudan toplumun günlük yaşamına entegre etmeye çalıştığını göstermektedir.
Enerji başlığı ise konuşmanın dijitalleşme eksenindeki en stratejik bölümlerinden biridir. Mirziyoyev, veri merkezlerinin ve yapay zekâ sistemlerinin artan enerji ihtiyacına dikkat çekerek “ucuz, güvenilir ve yeşil enerji” sağlayabilen ülkelerin küresel rekabette öne çıkacağını ifade etmektedir. Bu yaklaşım son derece önemlidir. Çünkü geleceğin teknoloji merkezleri yalnızca yazılım geliştiren değil, aynı zamanda büyük enerji kapasitesi üretebilen ülkelerde yükselecektir. Özbekistan’ın yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırması, yalnızca çevresel kaygılarla değil, dijital ekonominin enerji altyapısını kurma hedefiyle de ilişkilidir.
Bu çerçevede Özbekistan’ın dijitalleşme vizyonu üç temel sütun üzerine inşa edilmektedir. Bunları insan sermayesi, enerji kapasitesi ve bölgesel bağlantısallık olarak sıralamak mümkündür. Bu üçlü yapı, ülkenin önümüzdeki yıllarda yalnızca Orta Asya’nın değil Avrasya’nın yeni teknoloji merkezlerinden biri olma iddiasını ortaya koymaktadır.
Konuşmanın siyasi dili de ayrıca dikkat çekmektedir. Mirziyoyev, dijitalleşmeyi ideolojik bir kutuplaşma üzerinden değil, pragmatik iş birlikleri üzerinden tanımlamaktadır. ABD, Çin, Japonya, Kore, Körfez ülkeleri ve uluslararası finans kuruluşlarıyla aynı anda iş birliği yapılması gerektiğini vurgulaması, Özbekistan’ın çok yönlü dış politika anlayışının teknoloji alanına da taşındığını göstermektedir. Bu yaklaşım, ülkenin büyük güç rekabetinde taraf olmadan maksimum ekonomik ve teknolojik kazanım elde etmeye çalıştığını göstermektedir.
Semerkant konuşması, aslında Yeni Özbekistan’ın kendisini dünyaya nasıl anlattığının güçlü bir özetidir. Bu anlatıda tarih ile gelecek iç içe geçmektedir. Bir tarafta İpek Yolu’nun mirası, İmam Buhari kompleksi ve medeniyet vurgusu yer alırken, diğer tarafta süper bilgisayarlar, veri merkezleri, yapay zekâ laboratuvarları ve dijital koridorlar bulunmaktadır. Mirziyoyev’in kurmaya çalıştığı siyasi anlatı tam da burada şekillenmektedir: Geçmişin medeniyet merkezi olan Semerkant, geleceğin dijital kavşaklarından biri hâline getirilmek istenmektedir.
Bugün dünya yeni bir teknolojik jeopolitik döneme girerken, Özbekistan bu dönüşümün dışında kalmak istememektedir. Mirziyoyev’in konuşması, yalnızca ekonomik hedeflerin değil; aynı zamanda yeni bir ulusal kimlik arayışının, yeni bir bölgesel rol tanımının ve dijital çağda bağımsız bir stratejik konum oluşturma çabasının ifadesidir. Semerkant’tan yükselen bu vizyon, Orta Asya’nın artık yalnızca enerji, güvenlik ve transit hatlarıyla değil; veri, yapay zekâ ve dijital altyapılar üzerinden de yeniden şekilleneceğini göstermektedir.
