12 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a
Bursa °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
ad826x90
İsmail TAŞTAN

İsmail TAŞTAN

10 Nisan 2021 Cumartesi

CHP’li başkandan hem itiraf hemde görülmemiş pişkinlik!

CHP’li başkandan hem itiraf hemde görülmemiş pişkinlik!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP’de taciz ve tecavüz skandallarına bir yenisi eklendi. 

Yasak Aşk!..

Skandallarla sallanan CHP’deki son skandal ‘Yasak Aşk’ oldu.

Şimdilik!..

CHP’li Gemlik Belediye Başkanı Uğur Sertaslan vaat ettiği projelerin, yaptığı hizmetlerin ve verdiği sözlerin değil ama;

CHP’yi sallayan, ‘Yasak Aşk’ skandalının baş aktörü olmuştu.

Yaşanan skandal, son günlerde yerel siyaset gündeminin de baş köşesine oturtulmuştu.

Skandal, yargıya taşınmış durumda. 

Süreç işliyor.

Üstelik ‘gizlilik kararı’da var.

Elbette, Aile kurumu kutsaldır’ alınan kararda doğrudur.

***

Ben yaşanan skandaldan daha ziyade, siyaseten bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum.

Çünkü, bu skandal CHP’deki siyasi tutum ve tercihleri daha önemli hale getiriyor.

Önce itiraftan başlayayım.

CHP’li Gemlik Belediye Başkanı Sertaslan, skandal ‘yasak aşk’ı itiraf ediyor. Üstelik bu itirafını basının karşısına geçerek yapıyor.

mehmet sertaslan
mehmet sertaslan

“İnsan kuldur, beşer-şaşar” diyor.

İstifa etmeyi aklının ucundan dahi geçirmiyor, düşünmüyor.

Sonra Gemlikli CHP’lilerden izin de istiyor.

“İzin verin yol yürümeye devam edeyim” diye.

Hiç kimse de ‘istifa et’ demiyor zaten. 

En azından şimdiye kadar duymadık.

Bu sessizlik belli ki kendisine cesaret veriyor.

CHP’de adeta gelenekselleşmiş diye düşünenler olabilir. 

Haksızda sayılmazlar.

Kendisi de bunu teyit edercesine, ‘Partim her zaman yanımda’ diyebiliyor.

Hatta, ‘Partim ve partililerim her zaman olduğundan daha çok sıkı şekilde yanımdalar’ cümlesini sarf etmekten de çekinmiyor.

Zira; birileri ‘Kaset Skandalı’ ile kendisine ‘tahsis edilen’ CHP Genel Başkanlık Koltuğuna oturmayı mübah görüyorsa, diyecek bir şey de kalmıyor.

Yaşanan taciz, tecavüz veya ‘yasak aşk’ skandallarının bunun yanında lafı edilmemeli.

Doğru, ahlaki sınırları zorlayan söz konusu skandal karşısında Partiden parti yönetimlerinden bu konuda çıt çıkmıyor.

CHP Bursa İl Başkanı İsmet Karaca ortalıkta görünmüyor. 

Kılıçdaroğlu konuyla alakalı tek bir kelime etmeyip. Katıldığı Tv. Programlarında  Bursa’nın içinde yara olduğunu söyleye dursun. Ki o içindeki yara önümüzdeki seçimlerde daha da çoğalacağa benziyor. 

kemal kilictaroglu mehmet sertaslan
kemal kilicdaroglu mehmet sertaslan

Parti yöneticileri başka konularla meşgul, 

Meclis üyeleri kendi aleminde

Milletvekilleri ‘aman biz karışmayalım’ modunda,

CHP Genel Merkezi, ‘dizi film izler’ misali seyreder durumda.

Kısacası; 

CHP’de en üst kademeden, en alt kademeye kadar yetki ve sorumluluk almış hemen herkes adeta ‘üç maymunu’ oynuyor.

Görmedim, duymadım, bilmiyorum.

CHP Bursa örgütünde bir tek istifa yaşandı.

CHP Gemlik İlçe Başkanı Cemil Acar, sosyal medya hesabından istifasını duyuruyor. Acar istifasında sağlık sorunlarını gerekçe gösterdi. (Yersen !)  Yakında Kokusu çıkar bu istifanın  o zaman  detaylarına değineceğiz.

*​*​*

Daha iki hafta önceydi.

Basın toplantısında, gazetecilerin kendisine seçim döneminde vaat ettiği proje ve hizmetleri sormuştu.

Çünkü; Yerel seçim öncesinde vatandaşlara onlarca proje sözü vermişti.

Neler yok ki; 2019’da seçim bölgesinde yaptığı çalışmalarda, hafif raylı sistem, Karsak Deresi projesi, modern balık hali, Gemlik marina, Tekne park, Kumla Karacaali ve Kurşunlu sahil projeleri ve Gemlik vapur seferleri gibi onlarca projeyi hazırlattığı slayt gösterileri eşliğinde sunmuş ve Gemliklilere söz vermişti. 

Vaatlerini birer birer sıralama marifetini gösteren ‘Bay Başkan’ vaat ettiği projelerin bir tanesini bile hayata geçiremedi. 

Yapılanlar ise Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin hediyesi oldu Gemliklilere.

İşte bu seçim vaatleri hatırlatılmıştı.

Cevap çok netti.

“Bu bizim işimiz değil

Peki bu vaatler kimin, bu projeler kimin işi, bu sözleri kim tutacak diye sorarsanız ‘Pişkinlik’ tavan yapar

Aldığınız cevap tam bir ‘pişkinlik’ heyülasıdır.

Büyükşehir Belediyesinin ve hükümetin işi”deyivermişti o zaman.

Bu diyaloglardan anladığımız, başkan Uğur Sertaslan’ın daha önemli-öncelikli işleri vardı anlaşılan.

Hem de çok önemli olsa gerek!..

Devamını Oku

Vesayetçi zihniyet, bildiri diye darbe çığırtkanlığı yapıyor!..

Vesayetçi zihniyet, bildiri diye darbe çığırtkanlığı yapıyor!..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Vesayetçi zihniyet, istikrarı, huzuru, 

güven ortamını istemiyor olmalı.

Zira, bildiri çıkışı ne yazık ki bunları düşünmemize vesile oldu.

Türkiye ne zaman ki, siyasi, ekonomik istikrar dönemi yaşarsa, yine toplumsal birlik ve beraberliğini tesis ederse, bir yerlerden karanlık güçler bir yerlerden işaret fişeğini ateşleyip, milletin huzur ve sükunetini bozmak için harekete geçmekte.

Bu karanlık güçlerin ve onların görevlendirdiği aktörlrin asli görevi; 

Kaos, kargaşa, karışıklık, huzur ve güveni yıpratmak!..

Bu konularda hem tecrübeli hem de oldukça mahir olduklarını söyleyebilirim.

Türkiye, Doğu Akdeniz’de büyük bir mücadele verirken, 104 emekli amiral zamansız ve mekansız bir bildiri yayımladı.

Sözde bildiride Kanal İstanbul ve Montrö tartışmalarını bahane edilmekte.

Bahanenin arkasında sakladıkları asıl hedef herkesin malumu olarak hükümettir.

AK Parti İktidarıdır.

Cumhurbaşkanımızdır.

Cumhurbaşkanımız, Millet İradenin tecellisi olarak 20 yıldır kesintisiz, istikrarlı iktidarın baş mimarıdır.

Art niyetli, vesayetçi ve darbe çığırtkanlığı yapanların karşısında her daim, ‘Dik ve Diri’ durmayı başaran bir liderdir.

Öncelikle şunu herkesin bilmesi ve kabul etmesinde fayda vardır.

Hiç kimse, ‘Darbe çığırtkanlığı’ yapmasın.

Hiç kimse, ‘Devletin Bekası’ veya ‘Demokrasi’kisvesine sarılarak ‘art niyetli’ amellerine bu iki alanı sığınak ve koruyucu kalkan olarak görmesin.

Hiç kimse ‘Vesayet’ özlemlerini yeniden hortlatmasın.

Asıl mesele, neye ve nereye neden baktığınızla ilgili bir sorundur bu.

Emekli olmuş, asli ve aktif görevlerini terk etmiş 103 emekli Amiral, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarına, AK Parti İktidarına ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) yönelik skandal bir bildiri yayımladı.

Skandal demek, asıl niyetin karşısında cılız ve aciz kalır.

Özü de, niyetlerde açıktır.

Kaldı ki, konunun uzmanları ve muhatapları çok net ve anlaşılır olarak değerlendirdiler.

O da şu;

“Darbe tehdidi seslendiren” art niyetli bildiri

“Cuntacılığa özenen bildiri,

“Vesayet  çığırtkanlığı” yapan bir bildiri.

Dahası da var elbette.

İktidarı, 20 yıldır devam eden istikrarı, toplumun her kesiminde sağlanan huzur ve güveni, baltalayan bildiri.

Bildiriyi hazırlayan ve yayınlayan 103 Emekli Amiral, Montrö Boğazlar Sözleşmesi gündemi üzerinden milli iradeyi hedef alıp, siyasilere sopa göstermeye kalkışmıştır.

Hadlerini aşan emekli amiraller sözde bildirilerinde “Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir” ifadeleriyle aslında niyetlerinin arkasında gizlemeye çalıştıkları askeri vesayetçiliği ve o vesayetçiliğin yaşayan son temsilcileri olduklarını gözler önüne sermişlerdir.

Tehdit ve darbe imalarıyla dolu söz konusu cunta bildirisi, doğal olarak Türkiye’yi ayağa kaldırdı.

İşte asıl beka ve demokrasi sorunu bu bildirinin bizzat kendisi olmuştur.

Asıl, beka ve demokrasi sorunu bildiriye imza atan 103 Emekli Amiral’in bizzat kendileri olarak görülmektedir.

Bildiri, Zamansız’ ve aynı minvalde de ‘Mekansızolmuştur.

Bildiri zamansız yayımlanmıştır.

Zamansızdır çünkü;  Bildiri gece yarısı yayımlanmıştır.

Belli ki gündüz vakti yayımlamaya cesaretleri olmamıştır.

Belki de asıl niyetlerinin gün ışığında deşifre olmasından korktular.

Bildiri mekansız yayımlanmıştır.

Mekansızdır zira;

Bildiri bir makamda, bir mekanda, hatta bir meydanda kamuoyuna bizzat ve katılım sağlanarak yapmaktan mahrumdur.

açıklama yapma cesaretleri yok

Şimdi haklı olarak, hakkımız olarak bildiri sahibi 103 Emekli Amiral’e sormamız gerekmez mi?

Niyetiniz neydi, Neden geceyarısı, niye sosyal medya?

Bu sorular aslında milletin sorduğu sorular.

Cevap alma hakları da var.

Yok eğer siyaset yapmak isteniyorsa, bu kez de şunu sormak lazım.

Bildiri yayımlamayı ‘Beka’ ve ya ‘Demokrasi’yi gerekçe gösteriyorlarsa

Ülkemizde siyasi parti zenginlği var. 

Görüşlerine çok güveniyorlarsa;

Memleketteki yüz partiden birine girip siyaset yapsınlar.

Bii zahmet.

Bildiride bizzat Milli İradeye ‘parmak Sallarcasına’aksi halde

denildiği üzere;

 Herkes, hakkını da haddini de bilecek.

Devamını Oku

Muhtar olmak öyle kolay değil!…

Muhtar olmak öyle kolay değil!…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bilindiği üzere geçtiğimiz hafta içinde, (26 Mart Cuma günü) Bursa’ya gelmişti.

Belki de geldiğine bin pişman oldu!..

İl Başkanlığı kendisi için bir program hazırlamıştı.

Kentteki temasları kapsamında, partili belediye başkanlarının görevde olduğu, Nilüfer, Mudanya ve Gemlik ilçelerini ziyaret etti, açılışlar yaptı.

Program dahilinde ayrıca;

STK’lar ile bir araya geldi. 

Yol güzergahında bazen de vatandaşlarla sohbet etti.

Esnaf ziyaretinde bulundu.

‘Bulunmaz olaydı’ dedirtecek bir ‘şok’ yaşadı.

Yaşadığı şok ne ilk nede son olanıydı.

Siyasete katılması da zaten ‘garipsenecek’ bir serüvenle başlamadı mı!..

Başlangıçta, ‘Gandi Kemal’di.

‘Bay Kemal’ ise tam anlamıyla siyaseten yakasına yapıştı. Bu tanımlama cuk diye oturmuş ve tutmuştu çünkü.

Bir diğer tanımlama ise siyaseten adeta konumunu özetlemişti.

‘Adamcağız’ 

Beğenenler kadar, beğenmeyenlerde oldu ama yine de büyük bir kabul görmüştü.

Elbette, siyasete atılmadan bir mesleği vardı.

O, aslında ‘Hesap Uzmanı’ idi.

Hesap uzmanlığı siyasi serüveninde ‘Arş-ı Aleme’yayıldı. Duymayan kalmadı.  

Ve… Muhtar olamazsın’ denildi.

Üstelik bu, sade bir vatandaş tarafından söylendi.

Vatandaş da böyle derse, vay haline o siyasetçinin.

Bu kısa özetten sonra konumuza devam edelim. 

VATANDAŞ BİLE ‘MUHTAR OLAMAZSIN’ DEDİ

Bu durumun detaylarına gelince, oldukça düşündürücü buldum. 

Aktaracağım.

Kemal Kılıçdaroğlu, Bursa’da esnafın tepkisiyle karşılaştı.

Sohbet esnasında yanlarına yaklaşan bir vatandaşın Kılıçdaroğlu’na “Muhtar bile olamazsın” sözleriyle tepki gösterdi.

Tepki, Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyete tam anlamıyla bir şok etkisi yaptı.

Ortalık buz kesmişti. Kimseden ‘çıt çıkmadı’ adeta.

Yaşanan bu durum, gezinin bir anlamda finali gibi yorumlandı.

Bir siyasetçi adına o an yaşananlar çok ağır bir şoktu doğrusu.

Şok yaşatılan siyasetçi, ana muhalefetin lideri ve partisi CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olunca, söz konusu yaşanan şokun anlamı da büyük olur, ağırlığı da mutlaka ki çok daha ağır olmalı.

Zira; Yaşadığı ve kendisine yaşatılan şok öyle az-buz türünden değildi.

‘Şok’un hikayesi şöyle gelişti;

Esnaf ziyaretleri sırasında korumaları geçmeyi başaran bir vatandaş Kılıçdaroğlu ile görüşmek istediğini söyledi.

O vatandaş, “Yıllardır bugünü bekliyordum” diyerek Kılıçdaroğlu’nun yanına gidip, “Siz muhtar bile olamayacaksınız” dedi.

Bu sözler şokun ilk darbesi olmuştu.

Devamı da geldi.  

“İzlemiş olduğunuz yolları eleştiriyorum dedi vatandaş sonra da, “İşe yaramaz insanlardan kendinizi ayırmadığınız müddetçe gönüllerin başkanı olamadınız, olamayacaksınız”

CHP’nin başında başkan görmek isteyenlerin olduğunu da ilave eden vatandaş, Ama siz bu gidişle mahallemizdeki muhtar bile olamayacaksınız dedi.

Evet aynen öyle dedi.

“Muhtar bile olamayacaksınız”

Bu sözler ziyaretin akibetini de belirlemiş oldu.

Kılıçdaroğlu esnaf ziyaretlerini kısa kesmek zorunda kalmıştı.

PARTİSİNE KAYBETTİRİP, KENDİ KAZANAN LİDER: GANDİ KEMAL

Önce CHP lideri, Millet İttifakı’nın baş aktörü Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaset serüvenine başladığı günden bugüne bir yolculuk yapmak istedim.

CHP’nin başına nasıl geçti, nasıl baş aktör oldu.

Her şey bir ‘kaset skandalı’ ile başladı.

Daha önce, Türkiye onu, ‘Gandi Kemal’ olarak tanıdı. 

Kaset skandalını fırsat bilen CHP’nin siyaset mühendisleri, ‘Gandi Kemal’ ile hayali bir kahraman yaratmak istediler. 

Tutmadı.

Önce İstanbul Büyükşehir Başkanlığı’na aday oldu kaybetti. Bu da tutmadı

Son olarak da o malum kaset skandalı ile CHP Genel Başkanlığı’nın kapılarını açtılar.

Bilmem kaç kere ‘aday değilim’ demişti.

Ancak, ‘aday değilim’ dediği CHP’nin baş koltuğuna bir oturdu, bir daha da kalkmadı.

Bilimum türden 9 seçim kaybetti. 

Koltuğunu kaybetmedi.

Yaklaşık 10 yıldır, CHP Genel Başkanlığı için ‘tek aday olarak girdiği her seçimi kazandı!..’

Bu yönüyle tarihe geçti. 

Daha vahimi, tek aday girdiği başkanlık seçimlerini de kaybetseydi, her halde tarihe tersinden geçmiş olacaktı. 

Allah muhafaza…

Kendisi kazandı da bir tek, partisine seçim kazandıramadı.

Dolayısıyla siyasette en çok konuşulan isim olarak tarihe geçti dersek yanılmış olmayız.

VE… ‘BAY KEMAL’ SAHNEDE

Hatırlayalım; “Cumhurbaşkanı, Bay Kemal’e 5 koyun teslim edin, kaybeder” demişti ya cevap geldi.

Cevap aynen şöyleydi,

“… ‘Bay Kemal olmak kolay değildir. Her CHP’li bir ‘Bay Kemal’dir” dedi.

Doğru, Her CHP’li bir ‘Bay Kemal’ yapılmıştı.

Yoksa, 9 seçim kaybedip, hala o koltukta nasıl oturabilir bir insan.

Seni tek aday olarak seçenlerin hepsi Bay Kemal’ler oldu.

Bay Kemal olmayanlar ise türlü entrikalarla partiden uzaklaştırıldı. 

Küstürüldü, atıldı, ihraç edildi.

Şimdiler de ise ‘İnce’ bir yol buldular, akın akın o yola doğru gidiyorlar. 

CHP’nin içini boşaltıyorlar. 

CHP’ DE BİR ‘ADAMCAĞIZ’ DÖNEMİ 

Devletin ve siyasetin en yüksek makamından bir ses duyuldu. “CHP’de tek adamcağız siyaseti işliyor. 

Türkiye’nin ilk siyasi partisi CHP, tek bir adamcağıza ve onun stratejilerine mahkum” denildi.

Başka ne denilmişti?

Denilenler çok daha vahimdi. 

Partisini bu duruma düşüren zat kendisine karşı çıkanı susturarak diktatörlüğün alasını sürdürmektedir

‘HESAP UZMANI’ İŞ BAŞINDA!

Ekonomi denince hemen akla o meşhur ‘Hesap uzmanı’ Bay Kemal gelmeli.

Ekonomiyi nasıl düzlüge çıkaracağını ve ülkeyi nasıl yöneteceğini kendisinden öğrenelim.

Uyuşturucu ticareti yapan adamdan vergi alacaksın, organ ticareti yapan adamdan vergi alacaksın, kaçakçıdan, kara parayla devleti dolandıranlardan vergi alacaksın

Bak bu hiç kimsenin aklına gelmemişti. Müthiş bir çözüm.

“Ne dediğinin farkında mı?” dedirten bu açıklama yetmezmiş gibi, üstne üstlük, Hesap uzmanı Bay Kemal, ülkeyi yönetmeye hazırım diyor

Ne diyelim, dilin kemiği yok.

O zaman, birileri de kendisine diyor ki; “Bu beyin ve bu zihniyetle bırak ülkeyi yönetmeyi, bırak ekonomiyi düzlüğe çıkarmayı, 2 koyunu dahi güdemezsin dediğinde de kızmayacaksın.

Hak ediyorsun demektir.

Vatandaş haklı.


Muhtar olmak öyle kolay değil!…

Devamını Oku

Uludağ’ım gözlerimi kamaştıran güneşim!

Uludağ’ım gözlerimi kamaştıran güneşim!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bugün ki yazımı, doğal olarak AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresine tahsis ettim.

Dün, hem Başkent Ankara’da hem de yurdun her köşesinde büyük bir coşku vardı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan

7. Olağan Büyük Kongre’de 1428 geçerli oyun tamamını alarak 7. Kez AK Parti Genel Başkanlığına seçildi.

Geçerli oyların tamamını aldı. Ne bir eksik, ne bir fazla.

Oylarda eksikte yoktu, fazla da yoktu.

Ancak, kongrede Bursa adına, Türkiye adına, geleceğimiz adına, ‘birlik, dirlik, düzenlik’ adına çok daha fazla şeyler vardı.

Ve… hepsi birbirinden önemli, hepsi birbirinden değerli olanlardı.

Reis, konuşmasına başlarken, 81 ilden gelenleri ve tüm Türkiye’yi anlamlı sözlerle selamladı. Şehirleri, ünvanları ve tarihi değerleriyle süslenmiş sözlerle yaptığı karşılama Salondakileri kadar, televizyondan izleyenleri de duygulandırdı.

Mesela Bursa’yı selamlarken,

Uludağ’ım  gözlerimi kamaştıran güneşim Bursa, hoş geldin.

Bir şehri, o şehrin insanlarını kucaklamak ancak bu kadar samimi ve sıcak duygularla anlatılablirdi.

Bütün illeri tek tek alfabetik sırayla selamladı.

Birkaç örnekle paylaşayım.

Dünya durdukça yazılmaz bir daha  senin yazdığın destan Çanakkale, hoş geldin.

Fırat’ın türküsünü en güzel Gakkoş  söyler Elazığ. hoş geldin.”

Nağme olsam  tellerine, kurban olam yollarına Ardahan. hoş geldin. Senin gibi yari olan neyler  ayvayı narı Artvin, hoş geldin.”

Eteklerinden denizlerin, kubbelerinden göklerin öptüğü, dünyanın etrafında dönüp  durduğu bir semtini bile sevmeye bir ömrün yetmediği İstanbul, hoş geldin.

İstiklal Harbi’mizi yöneten, Cumhuriyetimizi kuran başkentim Akara hoş geldin.

*   *        *

Önce Bursa adına önemli bulduğum bir konuya değinmem gerektiğine inanıyorum.

AK Parti’nin 7. Olağan Büyük Kongresi’nde Merkez Karar ve Yönetim Kurulun’a (MKYK) Bursa’dan iki isim girmeyi başardı.

Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala

ve önceki dönem İl Başkanı Ayhan Salman.

Bursa medyasından bir çok meslektaşım kongreyi değerlendirirken, “Bursa Sürprizi’ veya daha net söylersek, ‘Ayhan Salman Sürpriz yaptı’ diye yazabilir.

Elbette bu önemli ve kayda değer durumdur.

Yine, Bursa Milletvekili Efkan Ala’nın Genel Başkan Yardımcısı olarak AK Parti MKYK’da yer alması elbette Bursa’mız adına çok daha önemlidir.

Bilgilerimiz çok tazedir ve güncelliğini korumaktadır.

Zira; AK Parti Bursa İl Kongresi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kongreye görüntülü bağlantıyla katılmış ve şu mesajı vermişti;

O Mesaj, yeniden aday olmayacağını kongre öncesi açıklayan Ahyan Salmn ile ilgiliydi.

Reis o mesajında, hatırlarsak, Ayhan Salman hakkında, “Bunda sonra da birlikte kendisiyle yol yürüyeceğiz” demişti.

Dün işte o yolculuk Reis tarafından yeniden başlatılmış oldu.

Efkan Ala ise zaten daha önce ‘Dış ilişkilerden Sorumlu’ olarak partideki aktif görevine başlamıştı.

Bu gelişmeleri sürpriz olarak görmemek lazımdır.

Sürpriz aranacaksa, başka isimlere bakmamız yeterli olacaktır.

Ya da olası bir kabine revizyonu durumunda bundan sonraki süreci izlememiz gerekir diye düşünüyorum.

Bu arada, Faruk Çelik, Hakan Çavuşoğlu gibi etkili isimlerin MKYK’ya girememesi belki sürpriz olarak değerlendirilebilir.

Geçmiş dönemin bu güçlü isimlerinin dışarıda bırakılması, doğal olarak bende, acaba, “AK Parti Bursa’da ağabeylik görevi el mi değiştirdi?”, sorusuna yönlendirdi.

Yani doğal olarak bundan böyle, AK Parti teşkilatları adına Bursa’da o ‘Abilik makamına’ Ayhan Salman mı davet edildi diye de düşünmeden edemedim.

*   *        *

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nde,”Türkiye’yi önce 2023 hedeflerine, ardından da 2053 vizyonuna Cumhur İttifakı ile kavuşturacağız” dedi.

Cumhur İttifakı’nın mimarı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘şer cephesi ittifakına yaptığı gönderme ise onların gerçek yüzünü açığa çıkarması bakımından da apayrı bir anlam taşımaktaydı.

‘Zillet ittifakı bir yerlere çekip çevirmeye çalışıyor ama boşuna uğraşıyorlar.

Bu Millet, Zillet-İllet ittifakına fırsat vermez, vermeyecektir’

Bu açıklamalar, kongre salonunu dolduran 10 binden fazla katılımcının ve dışarıda kongreyi dev ekranlardan izleyen binlerce partilinin, tezahürat , alkış tufanı ve sloganlarıyla inledi.

Dün Ankara’da tarif edilemez bir coşku, heyecan vardı.

Reis, “Yolumuz uzun, görevimiz zor, mesuliyetimiz ağırdır”

sözleri ardından tüm Türkiye’nin merakla beklediği ‘2023 manifestosunu’ açıkladı.

Manifestoyu, en çok da İllet Zillet ittifakı merakla bekliyordu.

Öyle iddialı, sürprizli konulardan daha ziyade, siz değerli okurlarımı da sıkmadan keyifli bir yazı olmasını arzuladım.

Bu vesileyle, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’ne birlikte bir gezi yapmak ve gözlemlerimi paylaşmak istedim.

*   *        *

Türkiye, dün bir siyasi partinin ‘muhteşem’ büyük kongresine tanıklık etti.

AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi “Türkiye için güven ve istikrar” ana sloganıyla dün Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştirildi.

Kongre, 81 il ve ilçelerinden, kasaba, belde, köy ve mahallelerden akın akın Ankara’da buluşan 84 milyon nüfusuyla Türkiye’yi kucaklayan bir kongre izlenimi verdi.

Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, güçlü kadrolarıyla 2002 yılında başladığı iktidar yolculuğunda, bir kez daha gönülleri fethetti. 

AK Parti bir kez daha Türkiye ile buluştu.

Salon muhteşemdi, delege coşkuluydu, vatandaşlar heyecanlıydı.

Bu coşku seli salona sığmadı, dışarıya kadar taştı.

Bunu salonda ve salon dışında kalan binlerce partili, partisiz vatandaşın coşkusundan anlıyoruz.

“Türkiye için inandığın yolda yürü”,

“AK Parti bir millet aşkı hikayesidir”

Salonda gördüğümüz afişler bu heyecan ve coşkuyu çok güzel anlatıyordu.

“Güven ve istikrar içerisinde 2023, 2053 ve 2071’e yürüyoruz”,

Güven ve istikrar vurgusu ise 19 yıldır iktidarda olan AK Parti’nin güven ve iktidar yürüyüşüne devam etmesinin güçlü taahhüdü mesajını vermekteydi.

Zaten salonda, “Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik” afişi de Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 19 yıllık iktidar yolculuğunda, milletine verdiği sözünü teyit etmekteydi.

Bu anlamda, “AK Parti bir iddia değil ispattır” pankartı ise adeta son noktayı koymaktaydı.

Bitmedi elbette. O pankartlarla, önce bir tespite dikkat çekiliyordu.

 “Cumhur İttifakı bir masa başı ittifakı değil, gönül mutabakatıdır”

 Devamında ise gelecek hedefleri de vardı.

“Cumhur İttifakı’nın yeni bir zafer yılı olacaktır” 

*     *        *

Manifestoyu diyorsanız, elbette unutmadım.

Reis manifestoyu da çok güzel anlattı:

“Hiç kimseyi dışlamadan, hiç kimseyi ötekileştirmeden, hiçbir sebeple kimseyi ayırmadan, ayrıştırmadan 84 milyonun birlik ve beraberliği için bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldiğimizi tekrar ortaya koyacağız.” dedi.

Reis kısaca, yani anlayacağımız dilden dedi ki;

“Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız”

Dahası da var;

“Hep birlikte Türkiye olacağız”

Devamını Oku

Muharrem İnce CHP’yi inceltiyor mu ne!

Muharrem İnce CHP’yi inceltiyor mu ne!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP’den kaçan kaçana!..

CHP’nin içi boşalıyor.

Tabanı kayıyor.

Bu tablo, hem Genel Merkezli hem de il ve ilçelerinde açıkça gözleniyor. 

Kan kaybı bir türlü durdurulamıyor, durması da mümkün görünmüyor. 

Bu çok ilginç ve garip.

Anlaşılan, Muharrem İnce rüzgarı Kemal Kılıçdaroğlu’nu çarpmış.

Görünen o ki, Muharrem İnce CHP’yi inceltmeye devam ediyor!..

Velhasıl CHP lideri Kılıçdaroğlu sayesinde ‘İnce’ bir girdap sarmalına tutulmuş durumda.

Ana muhalefet partisi, CHP, oy kaybediyor’ bu anlaşılır durum değil. 

Söz konusu durum, ‘ilk ve tek’ olması bakımından çok önemli.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu kaybı resmi kayıt ve verilerle doğruladı. 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı,nın 2020 yılı ekim ayı verilerine göre Meclis’te Ana Muhalefet görevi verilen CHP’nin üye sayısı 1 Ekim 2020 tarihinde 1 milyon 253 bin 940 iken, bu sayı bin 35 kişi azalarak 1 milyon 252 bin 905 olarak kayıtlara geçti. 

Sormak lazımdır.

*​*​*

Sorumuza kısa bir ara verip, biraz yüzümüzü Bursa’ya çevirelim.

Muharrem İnce Bursa’da neler yaptırıyor,

Memleket Hareketi Bursa’da neler yapıyor?

Kime emanet edildi, kimler katıldı, katılacaklar ne bekliyor.

Kısaca bu sorular ışığında Bursa’da Memleket Hareketi’ne bir göz atmakta fayda var diyelm.

Muharrem İnce’nin başlattığı ve her an partileşmesi beklenen Memleket Hareketi’ Bursa’da iş insanı Timur Noyan’a emanet edilmiş durumda.

Timur Noyan’a emanet edilen Memleket Hareketi, partileşme sürecine Noyan’ın önderliğinde yürüyor.

Bursa’nın tanınmış iş insanı Timur  Noyan yönetimindeki, Memleket Hareket Bursa’daki il ve ilçelerinde teşkilatlanma ve partileşme çalışmalarını yoğun şekilde sürdürüyor.

Memleket Hareketi’nin tüm Türkiye’yi kucaklayan yeni bir oluşum olacağını iddia eden Noyan, önemli bir gerçeğe işaret ediyor.

“Cumhuriyet Halk Partisi artık ne yazık ki alternatif bir parti olmaktan uzaklaşmış ve çözüm üretemiyor”

Yoğun ilgi gördüklerini de belirten Noyan, daha iddialı bir ifade kullanıyor; “Şu anda bütün ilçelerde ilçe başkanlarımız yedekleri ile birlikte hazır

Bursa’da Memleket Hareketi CHP’den ayrılan, daha doğrusu kaçan ve özellikle iş dünyasından ciddi destek ve katılım görüyor.

CHP’nin üye ve seçmen tabanından da dikkat çekici katılım olduğu gözleniyor.

Birkaç örnek isimle bu iddiaları, iddia olmaktan çıkaralım.

CHP Yıldırım eski İlçe Başkanı Güner Aklan, yerel seçim öncesi yönetimiyle birlikte görevlerinden istifa eden CHP Karacabey İlçe Başkanı Ayfer Şahin Çiftçi ve bazı yöneticiler de bu hareketin içerisinde. Yine CHP Yıldırım Belediyesi Meclis üyesi birkaç isim ise beklemede.

CHP eski milletvekilleri, eski ve mevcut ilçe yöneticilerinden önemli isimlerin olduğu da kulislerde konuşulmakta.

Nilüfer, Osmangazi ve Gemlik ile İznik’te kayda değer bir beklenti olduğu söylenmekte. Diğer ilçelerden de göz ardı edilemeyecek bir katılım olduğu dillendiriliyor.

STK’larda görev yapmış ve yapmakta olan çok sayıda ki CHP’lilerin Memleket Hareketi’ne katılmak için sıraya girdiği kulağımıza gelen haberler arasında.

Belki en can alıcı olan durum ise İş dünyasından katılımların fazla olması. 

Siyasi kimliği etkin, İş dünyasının seçkin ve güçlü isimlerin de harekete geçmek için ‘parti’nin kurulmasınıbeklediği de kulağıma gelen kulislerin en güçlü iddiaları arasında.

Teyit edilmediği için, elbette benimde açıklamam etik düşmez. 

O isimler teyit ederse veya bir yetkili tarafından açıklanırsa hep birlikte göreceğiz.

*​*​*

Şimdi başa dönelim ve sorumuzu soralım.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’si nereye koşuyor?..

Her defasında “İktidar olacağız” yalanıyla seçmenlerini kandıran CHP Genel Başkanı Bay Kemal’i şoke uğratan durumu en resmi kaynak açıkladı.

CHP kan kaybediyor.

Yargıtay tarafından açıklanan siyasi parti üyelerinin sayılarına göre, CHP kan kaybediyor.

Yargıtay’ın siyasi partilerin üye sayılarına ilişkin güncel bilgilerine göre CHP’de erime hız kazanarak devam ediyor. 

Binlerce kişi istifasını veriyor diyoruz ya, iddia değil. Resmi kaynak lar öyle diyor.

İktidardaki güçünü her geçen gün dahada artıran AK Parti ise 450 binin üzerinde yeni üye kazanarak 11 milyonu geçmiş durumda.

*​*​*

Yeniden soralım; Kılıçdaroğlu’nun CHP’si nereye koşuyor?..

Daha doğrusu nereye ‘düşüyor’ demek mi lazımdır bilemedim.

Yakın siyasi tarihimizde ilginç durumlar yaşanıyor.

İlginç olduğu kadar da garip.

İlginç ve garip olan şu; 

Ana muhalefetteki parti ‘Üye’ kaybediyor.

Doğal olarak da ‘Oy’ kaybediyor.

Bu kadarla da kalmıyor elbette.

Güven kaybediyor, seçmen kaybediyor. Seçim kaybediyor.

Yaklaşık 10 yıldır CHP’nin başında, girdiği 9 seçimi kaybediyor.

Siyasi tarihimize ‘kaset skandalı’ olarak geçen ‘operasyonla’ CHP koltuğuna oturan Kılıçdaroğlu, yüzde 29 oy oranıyla aldığı ana muhalefet Partisi CHP’yi yüzde 17-20 bandına kadar düşürmeyi başaran genel başkan olarak CHP tarihine çoktan geçmiş durumda.

“Yenilen Pehlivan güreşe doymaz” misali hep kaybediyor. 

Bir tek koltuğunu kaybetmiyor. 

Millet İttifakı’nın baş aktörü iddiasıyla siyasi arenada ‘varlığını’ daha doğrusu ‘koltuğunu’ koruma derdine düşen ‘Bay Kemal’ aslında böylece, siyasi literatürümüze de yeni argümanlar kazandırmaya devam ediyor.

Ana muhalefet partisi her siyasi iklimde ‘iktidar adayı’ kabul edilir.

Oysa ana muhalefet partisi CHP’nin başındaki ‘Bay Kemal’ tam tersi yönde icraatlere imza atmayı başarıyor dersek yanlış olmaz.

Kılıçdaroğlu’nu saran İnce korku 

Kılıçdaroğlu’nun CHP’sini inceltmeye devam ediyor!.

Devamını Oku