18 Haziran 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

a
Bursa °
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
İsmail TAŞTAN

İsmail TAŞTAN

17 Haziran 2021 Perşembe

Vahide Ayşit, anne yüreğiyle Sesleniyor,‘Bana ne sana ne demeyin’ kulak verin…

Vahide Ayşit, anne yüreğiyle Sesleniyor,‘Bana ne sana ne demeyin’ kulak verin…
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Kimileri ‘çağın vebası’ diyor.

Bazıları, ‘sosyal kanser’ diye adlandırıyor.

Bir başka kesim ise ‘toplumsal yara’ olarak değerlendiriyor.

Hatta, ‘ecelsiz ölüm celladı’ diyenlere dahi rastlamak mümkün.

Aslında uluslar arası kabul görmüş, terminolojik bir tanımı var.

İşte bu tanımların hepsini kapsayan ve sizlerinde katılacağınıza

inandığım, bir konudan söz edeceğim.

Çünkü, hepimizi ilgilendiren bir durum söz konusu.

‘Uyuşturucu’

Uyuşturucu; terminolojik olarak, kişisel zevk veya tıbbi amaçlı kullanılan psikoaktif maddelerin genel adı. 

Bütün bunlar bir yana, gelecek hafta büyük bir ihtimalle bu konuda önemli bir gündemi tartışacağız.

“Uyuşturucu ve madde bağımlılığı ile mücadele”

Zira, önümüzdeki hafta, 26 Haziran ‘Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Günü’

WhatsApp Image 2021 06 15 at 11.41.57

*            *          *

Vahide Ayşit Dünya Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği (DUMED) Genel Başkan Yardımcısı.

Gönüllülük esasına dayalı etkin çalışmalar yürüten dernek,

faaliyetlerinde, ‘elini taşın altına koyan’ bilinçli bir anne, örnek bir vatandaş, sosyal sorumluluk üstlenen duyarlı bir iş insanı.

DUMED yöneticisi Vahide Ayşit’e kulak vermenizi dilerim.

Çünkü Vahide Ayşit, çok önemli bilgiler verirken, bir o kadar da önemli uyarıları var.

Öncelikle, iki çocuk annesi anne olarak, ülkesini seven bir vatandaş olarak, topluma karşı sorumluluğu olan iş insanı olarak, önemli bilgilerini bizimle paylaşıyor, reddi mümkün olmayan uyarılarda bulunuyor.

Madem konumuz uyuşturucu. 

Ben de 2020 adli tıp kurumu verileri ile bir tablo paylaşayım.

2020 adli tıp kurumu verilerine göre

Madde bağımlılığına bağlı ölüm 239, Uyuşturucu kullanımı, satıcılığı vs 24 bin 782 kişiye tutuklama, ele geçirilen çeşitli uyuşturucu toplamı 13.783 kilogram. 

Vahide Ayşit, “Uyuşturucu kullanımı ve madde bağımlılığının 12-13 yaş sınırına kadar indiği”gerçeğini isyan edercesine yüzümüze haykırmakta.

Bu acı ve korkunç durumdan arınmanın önerilerini ve uyarılarını art arda sıralıyor.

Vahide Ayşit, Her şeyden önce bir kadın ve bir anne olarak hepimize sesleniyor.

Anne yüreğiyle ebeveynlere, uyarılarda bulunuyor.

Uyuşturucu ile mücadele, aileden başlar gerçeğini zihnimize çakıyor.

Topluma, çevresine ve milletine karşı duyarlı bir iş insanı sıfatıyla, toplumun her kesimine herkese sorumluluk düştüğünü söylüyor.

Bir vatandaş duyarlılığıyla, tek tek her bireye, kısacası hepimizin uyuşturucu ile mücadelede her birimizin ‘elini taşın altına koyması’ gerektiği çağrısı yapıyor.

‘Sağlıklı bir gençliğimiz olmazsa, geleceğimiz de olmaz’

Bu söze katılmamak mümkün mü ki!

Anne-baba olarak, vatandaş olarak, insan olarak.

Bana ne sana ne demeyeceğiz. 

Dememeliyiz.

Kim ne diyebilir ki!

Uyuşturucu ile mücadelenin, en büyük toplum mühendisliği, çağımızın en büyük savaşı olarak gören Ayşit, yine anne yüreğiyle,‘en fazla görev annelere düşüyor’ sözleriyle annelere sesleniyor. 

Çocuklarınızla arkadaş olun.

Çocuklarınızın ceplerini çantalarını, eşyalarını mümkünse her gün kontrol edin.

Denetlemekten kaçının, ama farkında olmadan kontrol etmeli.

Şekere, hapa, kapsüle benzer ne bulursanız kontrol edin.

Uyuşturucu kullanımı ve madde bağımlılığının kırsal ve taşra bölgelerde yüksek olduğu bir gerçek.

Vahide Ayşit bir gerçeğe daha dikkat çekiyor.

‘Her kullanan aynı zamanda bir satıcıdır’ diyor.

Öyle ya kullanmaya başladıktan sonra her kişi satıcı konumuna da geçiyor.

Kullanan kişiye para lazım, parayı bulmak için satış yapması gerek. Satış başlayınca batışta başlıyor!

*​*​*

Hal böyle olunca, uyuşturucu ile mücadele konusunda önemli, ciddi ve kalıcı çalışmalar yapan DUMED’den de söz etmesek olmaz.

WhatsApp Image 2021 06 15 at 11.41.57 1

DUMED, Dünya Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği.

Derneğin ilk kuruluşu Türkiye merkezli olarak Türkiye Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği (TUMED) adıyla kuruluyor.

TUMED, kuruluşuna ve faaliyetlerine emek veren bir grup insanın etkinliği ve başarılı çalışmaları neticesinde bu gün Dünya Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği (DUMED) statüsüyle, ülke sınırlarını da aşan yeni ve güçlü bir tüzel kimliğe kavuşuyor.

DUMED artık hem yurt içinde hem de yurt dışında sosyal sorumluluk projelerinde söz sahibi olma başarısını gösteren ‘Yerli ve Milli’ bir STK’mız.

Uyuşturucu ile mücadele konusunda, ülkemizi yurtdışında başarıyla temsil etmekte.

DUMED yurt içinde İl, İlçe, ve bölge temsilcilerini oluşturarak, 

yurt dışında ise temsilcileri vasıtasıyla ülkemizi başarıyla temsil etmekte.

DUMED, uyuşturucu ile mücadele faaliyetleri konusunda uluslar arası  mücadelede de gönüllülerinin gönül verdiği büyük kurum haline geldi.

Uyuşturucu sorunu günümüzde küresel boyutlarıyla yaşanmakta.

Ülkemizi de bizleri de ciddi olarak tehdit etmektedir. 

Öyle ki;

Dün kapımızdaki bu tehlike, 

Bugün artık evimizin içindedir.

Devamını Oku

Hizmet yok, ama bol algı var; Yerseniz

Hizmet yok, ama bol algı var; Yerseniz
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Taş üstüne taş koydukları görülmeyen muhalefetin marifetli başkanları müthiş bir algı operasyonu çekmekten de geri kalmıyorlar.

Bu konuda takdir etmek lazım!..
Da… Pes vallahi demesek olmaz.

Bursa geçtiğimiz hafta Cuma günü Ak Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı İstişare toplantısına ev sahipliği yaptı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki’nin katılımı ile Bursa’da ilki gerçekleştirilen Bölgesel istişare toplantısına; Kocaeli, Balıkesir, Denizli, Kahramanmaraş ve Sakarya Belediye başkanları katıldı.

AK Parti iktidarı genelde ve yerelde Bursa Büyükşehir Belediyesince, birbirinden önemli projeleri Bursa’ya kazandırdı. Bursa’da tarihinin en önemli yatırımlarıyla, hizmetleri hayata geçirdi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, İlkinin Bursa’da gerçekleştiği istişare toplantısı konusunda, “Bizler için ayrı bir gurur’ diyor..

Başkan Aktaş o gururu yaşamayı hak ediyor.

Ak Parti Yerel Yönetimler Başkanı Özhaseki’nin “Alinur Aktaş, heyecan taşıyor” sözleriyle övgü ile söz ettiği Başkan’a toplantıya katılan başkanların ve üst yöneticilerin övgüleri de hak edilen gururu tescilliyor zaten.

AK Parti Bursa’da bu heyecanı ve gururu yaşarken, şer cephesi işbirliği ile siyaset yapmayı mesleki haline dönüştüren muhalefet ise ‘provakatif senaryolar’ yazmakla meşgul.

Muhalif cephe yapılanları inkarcı bir yaklaşımla ve algı siyasetiyle yok sayma telaşına düştü. 

Algı yönetimine sığındı. Bunu marifet saydı.

Bu iddialar elbette benim değil.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Merkez Yerel Yönetimler Başkanı Mehmet Özhaseki’nin konuşmasındaki satırbaşlarından çıkan sonuçlar.

Onlar algı siyasetiyle ucuz muhalefet kahramanlıkları yaparken, tüm bunlara rağmen Bursa halkı da her seferinde AK Parti iktidarı ve Büyükşehir Belediyesinin hep yanında oldu.

20 yıla yaklaşan kesintisiz ve istikrarlı iktidar ve yerel yönetim başarısı bunun en açık ispatıdır.

Bunları niye yazıyorum?

Belediyecilikte, hizmetin adı değişmiş. Yeni öğrendik!

Şeklinin değiştiği de anlaşılıyor.

AK Parti’nin 20 yıldır kesintisiz başarılarla dolu yürüttüğü ‘Hizmet Belediyeciliği’ bütün ihtişamıyla ve gerçek hizmet anlayışıyla dev yatırımlara imza atarken, muhalefet cephesi, hasbel- kader elde ettiği belediyeleri marifetiyle bu anlayış ‘Algı Belediyeciliği’ne dönüşmüş durumda.

Muhalefet, yerel yönetimlerde varlığını sürdürebilmek ve ayakta kalabilmek için aslı-astarı olmayan türlü entrikalara bel bağlamakla meşgul.

Projesi ve planlaması olmayan, yapılmamış hizmeti yapılmış göstermek!

Büyük marifet!

Bütçesi olmayan yatırımı yaptık yapıyoruz demek,

Siyasi fütursuzluk!,.

‘Engelleniyoruz’ beceriksizliğine sığınmak,

Siyasi ahlaksızlık!

Bütün bunları tanımlayan bir söz yok mu diye düşünüyor insan.

Var elbette.

Neymiş, o ‘Algı Yönetimi’

Algı yönetimi özü itibariyle ‘operasyonel’ bir kavram.

‘Algı’ çok afili bir kelime.

Aynı zamanda, bir o kadar da içi boş, anlamsız, kifayeti olmayan bir kelime.

Sahtelik, yanlışlık, eksiklik abidesi misli!.. 

Yapılmayan hizmetin yeni tanımı ‘algı’ olarak siyasi literatüre de kazandırıldı.

Algı yönetimi, Muhalefetin uzmanlık alanı.

Özellikle de, her fırsatta şer cephesi ile iş tutan muhalefet, elindeki belediyeler ile başı çekmekte.

İşin kolaycılığı mı denilmeli, yoksa gerçeklerin üstünü örtme marifeti mi saymalı!

Örnekleri çoğaltmak, derinleştirmek, detaylandırmak elbette mümkün.


Peki bu örnekleri neden verdik?


Kafalar karışmasın!

İşin gerçeği de ortaya çıktı. 

AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki tarafından bir kez daha siyaseten orta yere serildi.

Özhaseki’de aynen böyle yorumluyor.

Özhaseki’nin yorumları, bilgileri görüşlerimizin teyidi gibiydi.

Özhaseki, algı yönetiminde muhalefetin en cevval aktörleri (Belediye Başkanları) olarak CHP’li Ankara ve İstanbul’ Büyükşehir Belediyelerini adres gösteriyor.

Müthiş bir algı operasyonu çektiklerini’ söylüyor.

İstanbul ve Ankara sürekli AK Parti tarafından engellendiklerini söylemekle meşguller.

Ancak gerçek öyle olmadığı ortaya çıktı.

Özhaseki, “İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’ne 100-150 kadar teklif geldiğini, AK Partili meclis üyelerinin  tekliflerin yüzde 98’ini onayladıklarını hatırlatıyor.

Yani AK Partili Meclis üyeleri tarafından sadece yüzde 2’si reddedilmiş,

Öte yandan şu rakamlar ise gerçeği tüm çıplaklığıyla Şer cephesi güdümlü CHP’lilerin yüzlerine çarpıyor.

İstanbul’da Belediye AK Parti’yken, CHP’li meclis üyeleri AK Parti tarafından getirilen tekliflerin yüzde 30’una ret vermişler.

Yine  Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde de  tekliflerin yüzde 97’sini kabul edildiğini rakamlarla açığa çıkartıyor.

Ankara’da da sadece yüzde 3 reddiye söz konusu.

Şimdi; 

Taş üstüne taş koydukları görülmeyen muhalefetin marifetli başkanları müthiş bir algı operasyonu çekmekten de geri kalmıyorlar.

Bu konuda takdir etmek lazım!..

Da… Pes vallahi demesek olmaz.

Hakkaniyet bunu gerektirir. Tabi anlayana.

Böylece, en uzman(!) ‘algı yönetimi’ marifetine mazhar iki isim öne çıkıyor.

İlki, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ikincisi de

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş.

Hatta birçok CHP’li belediye için de durum farklı değil.

Özhaseki, ‘Algı operasyonu’ onların siyaseten asli işi demeye getiriyor.

AK Parti iktidarı, kendisine bir yerde nasıl tavır alınırsa alınsın, ne kadar oy verilirse verilsin hizmet etmeye, yatırım yapmaya devam eder. 

Bu öteden beri hep böyle oldu, bundan sonra da böyle olacak.


Teşekkür mü etsek yoksa bunca büyük yatırım ve hizmetleri inkarcı yaklaşımla siyaset zannedenlerin algı operasyonları mı kabul etsek!

Bak yine kafamız karıştı!

Karışmasın, her şey ortada

——————————————————-

Devamını Oku

Aktaş: Neden kötü anılayım…

Aktaş: Neden kötü anılayım…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İsmail Taştan Yazdı: ‘Her şeyi sorabilirsiniz’ dedi.

Gazeteciler de her şeyi sordu.

Sorular gerçek, cevaplar samimiydi.

Dün çok sayıda meslektaşla buluşturulduk.

Buluşturulduk dememin sebebi önemliydi.

Pandemi nedeniyle uzun süredir basın toplantıları da yapılamıyordu.

Bu nedenle dünkü toplantı, yani buluşmayı önemli sayıyorum.

Pandemi (salgın) nedeniyle, uzun süre askıya alınan basın toplantıları yeniden başlamış oldu.

Dün, bizleri buluşturan ve bizlerle buluşan ev sahibi Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’tı.

Belirli aralıklarla basın mensuplarıyla bir araya gelen Başkan Aktaş, Bursa’da yayın yapan TV, gazete ve internet sitelerinin yayın yönetmenleri, yazı işleri müdürleri ve üst düzey yöneticilerini Gönül Dostları Sofrasında ağırladı.

Bursa’da Yerel medyanın üst düzey temsilcileri toplantıya icabet etmişlerdi.

Bu arada toplantıda ev sahibi tarafından mesleğimiz adına ciddi ve mesleki ahlak kapsamı dışına çıkmayı gazetecilik görenlere ilişkin de bir bilgi-gözlemimizi de tekrarlamış olduk.

O da şuydu; özellikle sosyal medya ve köşe yazılarında bazı konularda aslı astarı olmayan ithamlarda bulunanlar ile sürekli belden aşağı saldıranlar çağrılmamıştı.

Basın buluşmalarıyla, Başkan Aktaş, gerekli ve doğru bilgileri, doğru aktörlerle, doğru adrese, yani Bursa kamuoyuna iletilmesini sağlamış oldu.

Samimi bir ortamdı.

Sorular samimi niyetle soruldu.

Soruların muhatabı Alinur Başkan da samimiyetle cevapladı.

Beni en çok memnun eden, ‘Her şeyi sorabilirsiniz arkadaşlar’ cümlesiydi.

Ben de dahil Başkan’a farklı konularda çok farklı sorular sorduk..

Başkan Aktaş toplantı başında, Önce, 31 Mart seçimlerinden sonra Bursa ve ülke genelinde yaşanan ekonomik ve sosyal gelişmelerden, koronavirüs ve Marmara Denizi’nin kabusu olan müsilaja kadar pek çok konuyu değerlendirdi.

Görüşlerini, yaptıkları hizmetleri, yapılması gerekenleri paylaştı.

Aktaş, daha çok basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Sorular, Yunuseli konusunda yoğunlaştı. Yumak oluşturdu.

Soruların yoğunluğu Yunuseli Havaalanı’nın bulunduğu alanla ilgili olması da günün en önemli buluşma noktasını oluşturmuştu.

Öyle ya; Bursa kamuoyunda Yunuseli Havaalanı arazisi ilginç tartışmaların da odağı haline gelmişti, veya özellikle getirilmeye çalışılmıştı.

Arazi elden gidiyor,

Konut yapılacak,

Rant hesapları yapılıyor,

Büyük müteahhitlerin gözü arazide,

Yunuseli ranta peşkeş çekilmesin,

Sorular, eleştiriler, öneriler, uyarılar sürüp gitmekteydi.

Bu türden kaygılar canlılığını muhafaza etmekte.

Dolaysıyla, sorulara fazlasıyla muhatap olan Başkan Aktaş’ta gazetecilerin karşısında olunca, haliyle sorularda dikkat çekici ve fazla sorulmuştu.

Başta, ‘Yunuseli arazisi kime aitti. Yetkili kurum merci kimdi?

Türündendi.

Büyükşehir Belediyesi’nin Yunuseli Havaalanı arazisinde bir tasarrufu söz konusu muydu,

Arazinin mevcut durumu nedir,

Söz konusu arazi hakkında yetki kime ait,

Gibi art arda soru zinciri oluşunca, doğal olarak soru ve cevapların odak noktası da

Yunuseli arazisi ve ‘Kentsel Dönüşüm’ oldu.

Adeta, toplantının ana gündemi haline dönüştü.

Başta şunu söylemekte fayda var.

‘Yunuseli arazisi konusunda bir bilgi kirliliği’ söz konusu.

Alinur Başkan’da bu konu da muzdarip olduğundan yakınıyor.

Haksız da sayılmaz.

Şer çevreleri, muhalefetle işbirliği yapmış, iftira ve mesnetsiz iddialarda bulunmuştu.

Yunuseli arazisinin konut  alanı yapılacak kışkırtmaları ayyuka çıkmıştı.

Öyle ya, ‘Çamur at izi kalsın’ kirli siyasetin can simidi gibiydi!..

Oysa, Yunuseli Havaalanı arazisi Milli Emlak’a ait. Arazinin, yüzde 40’lık bir kısmını jandarma kullanıyor.

Burulaş ise arazide kiracı olarak bulunmakta.

Bu artık bilinmekte.

Alinur Başkan’da “Ortada kararlaştırılmış bir proje’ olmadığını beyan eti zaten.   

Sonra da, şer cephesinin iftiralarına tepki gösterdi.

Eleştirilere ‘Emlakçılık’ yapmayacakları göndermesiyle tepki göstermişti.

Haklıydı.

Belediyeler, kentsel dönüşüm yapmalı.

Aktaş’ta onu söylüyor.

Emlakçılık yapmak, konut satmak belediyelerin işi olmamalı zaten.

Ancak kentsel dönüşüm için ciddi planlama ve projeler yapmak da kaçınılmaz  olmuştur.

Şu bir gerçek.

Yunuseli konusunda bir bilgi kirliliği’ söz konusu.

Öncelikle şunu söyleyeyim.

Aktaş, Sadece kentsel dönüşüm için konut yapacağını özellikle beyan etmekte.

Yerinde, yeniden, yenileşen bir yapılaşma.

Kentsel dönüşümün taraflarca kabulü mümkün yolu ve yöntemi bu olmalı.

Hatta Başkan, teminat ve taahhüt kabul edilebilir çok önemli bir şey daha söylüyor.

Nedir o;

Boş araziye konut yapalım satalım gibi bir hesabı derdi olmadığını söylemekte.

Başkan Aktaş, samimiyetini, teste gerek duyulmayacak önemli ve çok doğru bir başka çıkışı daha var.

‘Bursa’ya yeni bir Doğanbey gibi bir kara leke’ yapmayacağını, Yunuseli havaalanı tartışıldığı kadar Doğanbey tartışılsaydı bugün bu durumda olmazdı. İfadeside çok isabetli ve doğruydu.

Bazılarına göre ise manidar sayılsada.

Önemli bir duruştur.

Son cümlesi ise kendi adına çok daha anlamlıydı.

‘Neden kötü anılayım’

Sorduğum önemli soru, Ramazan ayında sadece mahalle bakkallarına ‘can suyu’ olan  ‘alış veriş destek çek’ ile müzisyenlere verilen destek uygulamalarının pandemiden etkilenen bazı meslek gruplarına da uygulamayı düşünüyor musunuz? Şeklinde oldu.

Her iki uygulamadan da çok olumlu geri dönüşler ve sonuçlar alındığını aktaran

Başkan Aktaş, özellikle pandemi sürecinden yoğun etkilenen kırtasiye ve konfeksiyon sektörüne yönelik de benzer bir proje üzerinde çalıştıklarını dile getirdi.

Bakkallara can suyu olan Projeyi taklit edenler, İBB Başkanı İmamoğlu ve ANKARA Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş’ında kendi projeleriymiş gibi kendi şehirlerinde uygulaması projenin ne kadar başarılı ve önemli bir proje olduğunu da gösteriyor zaten.

Toplantı verimli geçti denilebilir.

Gazeteciler her şeyi (!) sordu Alinur Başkan samimiyetle cevapladı.

Söylenenler, verilen cevaplar ve uygulamalar ise zamana muhtaç.

Hep birlikte yaşayarak göreceğiz…

Devamını Oku

Nilüfer Çevikel, zirvede Başarı ve ödülleriyle…

Nilüfer Çevikel, zirvede Başarı ve ödülleriyle…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İsmail Taştan Yazdı: Bugün ki yazımız gerçek bir başarı öyküsü. 

Hem de başarılarıyla zirveye çıkan bir başarı öyküsü. 

Öyle ki; Ulusal düzeyde Türkiye’nin en prestijli ödülleriyle taçlandırılmış ve tescil edilmiş başarılar almanağı demek daha doğru olur.

Yazımıza konu edindiğimiz bu öykünün fazlası var ki eksiği yok.

Öykümüzün kahramanı ise iş insanı bir kadın.

İş hayatında neler yaptı, hangi başarılara imza attı,

Ödülleri ve başarıları kendisini nereye taşıyacak,

İş dünyasına ve siyasete nasıl bakıyor?

Gelecekte TÜSİAD Başkanlığı hedefi var mı, 

Ya da ‘geleceğin Ümit Boyner’i denmesini nasıl yorumluyor. 

DOSABSİAD Başkanı Nilüfer Çevikel’den söz ediyorum.

*​*​*​

Genel Kurulda oybirliğiyle seçilme başarısı gösteren DOSABSİAD’ın ‘İlk Kadın Başkanı’ olma gururunu hakkıyla yaşayan Nilüfer Çevikel.

Hani derler ya; ‘kadının elinin değdiği her şey güzelleşir’

Misali, öykümüzün baş aktörü kadın olunca, başarı daha bir anlam kazanıyor.

Başkan Çevikel’in önemli bir tespitine katılmamak imkansız.

“Kadın yönetici olmanın zorluğu yok’

Peki ne var; Kadın yönetici olabilmek zor’

Hele ki, erkek egemen bir toplum hakimiyeti söz konusu iken;

Kadın başarısı daha bir anlam ve derinlik kazanmakta ve dikkat çekici olmakta.

Böyle bir gerçeğimiz varken, öykümüzün kahramanı DOSABSİAD’ın başarılı ‘İlk Kadın Başkanı’ Nilüfer Çevikel’den haklı olarak bir itiraz duyuyoruz.

‘İnsanlar, kadın olduğu için değil başarılı olduğu için desteklenmeli’

Katılmamak ve inkarı mümkünsüz bir gerçeğimiz değil midir?

İşin özeti Başkan Çevikel hepimize demiş oluyor ki;

Başarının ve emeğin cinsiyeti olmaz’
O, cesur, girişimci, iddialı, aklı selim bir iş insanı.

O, genç bir beyin, önüne gerçekçi hedefler koyabilen bir kadın lider.

O, eğitim ve bilimin ışığıyla geleceği öngörebilen, geleceğe hazırlanan ve ‘birliktelik-bütüncül’ anlayışla da temsil ettiği camiayı geleceğe hazırlama çabasında pozitif sinerji yaratmayı başaran bir yönetici.

İddialarında ki kararlılığı ve gücü, idealleriyle beslemeyi beceren cesur ve örnek bir aktör.

Sosyolog ve Siyaset Bilimci Prof. Dr. Şerif Mardin, toplumsal ve ya siyasal lider-önder tanımı yaparken, “Çağını yaşayan ve çağından sorumlu”  kişi diye toplum önderi olabilmenin ilk şartını işaret etmekte.

Mardin, bu tanımı yaparken, hiç şüphe yok ki, kadın veya erkek ayrımı da yapmamıştır.

Yapmamıştır, zira biliyoruz ki;

‘Toplumun yarısı kadın, diğer yarısını da kadınlar yetiştiriyor’

İşte, konumuzun baş aktörü DOSABSİAD’ın başarılı Başkanı Nilüfer Çevikel, tam da bu tanımda ete kemiğe bürünüp vücut bulan bir isim.

Toplumda, iş dünyasında, siyasette hak ettikleri yer ve değere erişme mücadelesi veren kadınlar için ise kuşkusuz, tartışmasız bir ‘Rol Model’ olarak tüm gerçekliğiyle karşımızda duruyor.

*​*​*

Uludağ Üniversitesi İşletme Fakültesi mezun olan Nilüfer Çevikel, İş hayatına 1998 yılında sahibi olduğu Görükle erket öğrenci yurdu işletmeciliği ile başlamış.2002 yılında iplik büküm, 2007 yılında ise daha 8 yaşındayken, günlük defterine ‘Büyüyünce tekstilci olacağım’ diye yazdığı üstelik ailesinde hiçbir tekstilci olmadığı halde, hayalinin mesleği olan dokumayı da katarak Nil-San markasıyla tekstil sektörüne giriyor.

Bugün, Nil-San markasıyla üretimin yüzde 95’ini İtalya, Rusya ve Yunanistan başta olmak üzere 60-70 ülkeye ihracat yapan dev bir işletmeyi başarıyla yönetmekte.

İş hayatında, Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonunda (TÜGİK) 21 kişilik yönetim kuruluna seçilen ve başkan yardımcılığı yapan tek kadın üye olarak dikkat çekmekte.

Aynı zamanda TÜGİK misyonu ve vizyonu ile BURSAGİAD’ın  kurucu başkanlığını yürütmekte.

Tabi DOSABSİAD üyesi ve yönetici olarak zirveye taşıyarak, bugün 34 yıllık geçmişi olan DOSABSİAD’ın ilk kadın başkanlığı görevini de başarılarıyla yürütmekte.

Öyle kolay değil.

Çevikel’in başkanlığındaki DOSAB’da 5 milyarı aşan ihracatı, 50 bin kişiye açtığı iş-aş-ekmek kapısı ve giderek genişleyen istihdam imkanlarıyla Bursa’ya ve ülke ekonomisine katma değer üretiyor.

DOSAB, mevcut konumu ve kapasitesiyle 484 hektarlık alanda kurulan Türkiye’nin dördüncü büyük OSB’si. Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi tekstil, otomotiv, makine, hazır giyim, kimya, gıda, metal gibi ana sektörlerde 548 firma faaliyet gösteriyor.

Ayrıca unutmamak gerekir.

BTSO’nun BUTEKOM, Model Fabrika, Enerji Verimliliği Merkezi, MESYEB, BUTGEM ve Mutfak Akademi gibi önemli yatırımları da DOSAB bünyesinde yer alıyor. 

Başkan Nilüfer Çevikel, genç bir tekstil sanayicisi olarak böylesine büyük bir aileye hizmet başarılarla dolu hizmet veriyor.

*​*​*

Çevikel, Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirilen ekonomiyle ilgili toplantılarda Bursa iş dünyasını da başarıyla temsil eden bir yönetici.

Başarıları ise bir yılda üç büyük ve prestijli ödüllerle taçlandırılarak tescil edilmekte. 

Örneğin, 4. İstanbul Ekonomi Zirvesi’nde, Nilüfer Çevikel, ‘Toplumsal Sürdürülebilirlik ve Sanayi’konulu sunumuyla, ‘Yılın En Başarılı STK Kadın Başkanı Ödülü’nü alyor.

Yine, Ankara’da gerçekleştirilen 13. Yılın EN’leri Zirvesi’nde, Başkanlığını başarıyla yürüttüğü DOSABSİAD’ı ‘İstihdama Katkı Sağlayan En Başarılı Sivil Toplum Örgütü’ kategorisinde ödüle taşıyor. 

Çevikel, basın açıklamarıyla kamuoyuna da yansıyan, TÜSİAD ve Boyner hedefleri konusunda ise ‘neden olmasın’ diye karşılık veriyor. 

Ancak kendisinin asıl hedefi özellikle iş dünyası adına çok daha ilerisini işaret etmekte. 

DOSABSİAD Başkanı Nilüfer Çevikel, “Dijital OSB’ler oluşturulmalı” diyor.

Çünkü diyor; küresel ekonomi, global ticaret yeniden dizayn edilmekte. 

Dünya sektörel ilerleyişi e-ticaret merkezine doğru hızla ilerliyor.

Ve ekliyor;
‘Ben gelecekte Türkiye’de enerji ve yazılım sektörünün ön plana çıkacağını düşünüyorum

Devamını Oku

Sedat Yalçın nereye koşuyor!..

Sedat Yalçın nereye koşuyor!..
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İsmail Taştan Yazdı: AK Parti eski Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın partisinden istifa etti.

Siyaset yapan birisinin siyaseten ölümü (siyasetten silinip gitmesi), siyasi mücadeleden vazgeçtiği gündür.

Siyasette, istikrar, liyakat ve sadakat olmazsa olmazların başında gelir.

Bunlara bir de vefa eklenmeli.

Zira; Siyasi hareket ve yapılarda sadakat ve vefa birbirini besler. 

Vefanın güçlü olduğu siyasi yapılarda sadakat de çok güçlüdür. 

Sadakatsizlik yapanların çoğaldığı siyasi iklimlerde vefayı hak edenler de azalır.

*​*​*

Sedat Yalçın’ın istifası bir takım mecralarda farklı yorumlarla dillendirilir oldu.

Kendisi, ‘partiler üstü siyaset’ yapacağını söylese de, buna inanan kişilerin yok denecek kadar az olduğu bir gerçek.

Çoğunluk, Sedat Yalçın’ın gideceği siyasi yolculuğu konusunda iki adres  gösteriyor.

Biri; Ali Babacan’ın DEVA’sı 

Diğeri; Meral Akşener’in İYİ’si.

Sedat Yalçın, 5 yıl il başkanlığı başta olmak üzere 17 yıl il teşkilatlarında yönetici olarak görev yapmıştı.

Yalçın, il başkanı olmadan önceleri de AK Parti Ekonomiden Sorumlu İl Başkan Yardımcılığı yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Başkan Yardımcılığı, gibi görevlerde bulundu.

İstifa ederken, delege yapılmadıklarından, liyakatten uzaklaşıldığından, vefa duygusunun zayıflamasından, donanımlı isimlerin parti dışına atılmasından dem vurarak sitem ediyor.

‘Bizler sistemin dışında kaldık’ diyor.

Diyor demesine de, hemen ardından da, Kimseden bir şey istemem diyor ki, bu kısa cümle aslında kendi kendisin yalanlamış oluyor.

Yalçın, en çok da 24. Dönem AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk’ün partiden istifasına tepki gösteriyor.

Yalçın, 2011 Seçimleri’nde AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bursa listesinde Bulgaristan göçmeni bir ismin olmasını istediğini, kendisinin de Mustafa Öztürk’ü önererek seçilmesini sağladığını söylüyor. 

Yani, Mustafa Öztürk’ün milletvekili olmasını ‘ben sağladım’ demeye getiriyor.

Yalçın başka önemli bilgiler de paylaşıyor açıklamasında.

“Hayatı boyunca sahip olduğu bütün unvanları Ak Parti sayesinde elde etmiş olanların, AK Parti ile yollarını ayırma kolaycılığı kabul edilemez”  

Şimdi eğri oturup, doğru konuşma vaktidir.

Sayın Yalçın, bu beyanınıza göre o zaman birileri de çıkar der ki:

Önerdiğiniz kişide, siyasi istikrar yokmuş demek.

Sadakat ise hak getire.

Sedat Yalçın, aynı açıklamasında tepkisini haklı kılmak için de isim vermeden Mustafa Öztürk ve partiden istifa eden diğer isimleri de “vefasızlık” yapmakla suçluyor.

Ne ala… Katılmamak mümkün değil.

De…

AK Parti kurucu iradesinin kendisine sağladığı imkanlara karşı bir ‘Vefa bekleme hakkı yok mu?

*​*​*

Sedat Yalçın kendisini 5 yıl Bursa teşkilatlarını yönetme imkanı veren AK Partiden istifa ettiğini açıklamıştı.

Nisan ayında istifa, haziran başlarında istifa açıklaması.

Manidar bir durum mu var?

Var elbette. 

Birincisi;

Bursa Yerel Medyası adına manidar bir durum var.

Mevzu ciddi ve manidarlık çok büyük.

Altından kalkılamayacak kadar!

Bursa medyasını yüksek atlama rekoruyla aş!

Yerel medyayı hızlandırılmış deparla, ekarte et, 

Sen kalk ‘Yerel Siyasetçi’ kimliğiyle, istifa kararını dillendiren sözlerini ‘Sözcü’ gazetesinin rotatiflerinin bağrına nakışla! 

Bursa Medyası adına, manidardır sayın Sedat Yalçın.

Hem de kuvvetle muhtemeldir ki çok manidardır.

Mevzu ciddi ve manidarlık çok büyük.

En azından gazeteci olarak ben manidar buluyorum. Alınmak hakkım. 

Çok sayıda meslektaşım gibi haklı ve hakkım olarak.

AK Parti’de 2007-2013 yıları arsında iki dönem üst üste Bursa il başkanı olan ve 5 yıl süreyle o koltukta oturan Sedat Yalçın’ın istifa ettiğini duyduk!

Duyduk diyorum, çünkü bize yani Bursa Yerel Medyasına, Bursa’ya ve Bursalılara söylemedi.

Kime söyledi?

Sözcü Gazetesi’ne

Neyse, bunun davası mahşere değil ama, gelecek zamana havale edilmiş kabul edelim.

*​*​*

Sessizce yapılan ve korkarak yad ellerin medyasına duyurulan istifa önemli.

Önemi de etkisi ve gücünden değil elbette.

Taraflarının olması hasebiyledir.

Kimine göre, ‘sürpriz’, kimine göre ise ‘şok’derecesinde.

Ne denirse densin. Sedat Yalçın’ın istifası gerçek.

O artık AK Partili değil.

Sürpriz diyenlerin yüzünde ‘beklentisiz’ yakalanmış olmanın mahcubiyeti okunuyor. Bu bir neden olarak kabul edilebilinir belki.

Nasıl olmasın ki; Sen kalk eksiksiz 17 yıl AK Parti teşkilatlarında ‘dava adamıyım’ diye boy göster.

Yetmedi, AK Parti Bursa İl Başkanlığı koltuğunda tam 5 yıl en uzun soluklu oturma rekoru kır, 

Bu dahi yetmedi bir arada atama yoluyla aynı koltuğu işgal eyle.

Makam mevki, sahibi ol,

Sonra da kalk istifa et.

Olmadı Sedat bey diyenler, çıkarsa, (ki oldukça fazladırlar) ziyadesiyle haklılar. 

Bir de madalyonun öteki yüzü var.

Öteki yüzü daha da vahim. 

Bilcümle, koro halinde hep aynı ‘nakarata’ takılmış bozuk plak misali, ‘şok’ kıvamında değerlendirenler söz konusu.

Kimdir onlar demeye gerek var mı?

AK Parti’ye karşı mevzilenenler ile ‘şer çevreleri’ni yani, ‘beklentileri’ olanları saymak yeterli.

*​*​*

Ancak unuttukları çok daha önemli bir gerçek var.

AK Parti, bir ‘misyon’ hareketidir.

Bazıları ideolojik tanım yapsa dahi, ‘misyon’ çok daha öne çıkmakta.

Daha da önemlisi, 

Recep Tayyip Erdoğan’ı bu coğrafyanın doğal, cesur ve güçlü lideri yapan işte bu misyondur. Çünkü Erdoğan, siyasi hayatı boyunca bu oyuna hiç gelmemiş bir lider.

Bu gerçeği ise ancak ki; feraset sahibi olabilen her kişi görebilir.

Dolayısıyla; 

O misyon, ‘Yeni ve Güçlü Türkiye Projesi’ olarak 2023, 2053 ve 2071 hedeflerini menziline koyabilmiş bir hareketin üstlendiği misyondur.

Elbette, böyle bir derdi olmayanlar, sadece kendi bireysel çıkarları için hesap yapanlar bunu anlayamazlar.

AK Parti böyle büyük ve uzun soluklu bir siyasi hareket. Böyle bir partinin siyasi gücünü muhafaza edebilmesi vefa ve sadakat ölçüsünü koruyabilmesinde saklı.

Dolayısıyla, Ak Parti’nin, gurur, kibir ve rehavet yoluyla zayıflatılma durumu ihtimal dışıdır.

Bu nedenle, ‘Bekle, gör ve konumunu belirle’ tarzında siyaset yapanlar, ne kadar mahir olurlarsa olsunlar, çabaları nafiledir.

Sedat bey siz de çok iyi bilirsiniz ki:

Vefasızlık, gaflet ve ihanetin panzehiri:

‘Sadakat’tir.

———————————————————————-

Devamını Oku