fbpx
a
İsmail TAŞTAN

İsmail TAŞTAN

16 Kasım 2021 Salı

Hanlar Bölgesi Gerçeği ve Taşıdığı Tarihi Misyonu

Hanlar Bölgesi Gerçeği ve Taşıdığı Tarihi Misyonu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bursa’nın başka gerçekleri de var.

Türkiye’nin ekonomide  2. Şehri, nüfus ve gelişmişlik sıralamasında ise ülkenin 4. Şehri olmak.

Otomotiv ve tekstilin başkenti olma tacını haklı olarak taşımak.

Turizmde Uludağ’ı, denizi, tarihi ile iddialı bir kent kimliğine sahip olmak.

kültür ve Sanat alanında öncü şehirler arasında yer almak,

Tarihi ve modern şehir gerçeğinde örnek oluşturmak

Bursa Büyükşehir Belediyesi, şehri gerçek kimliğine kavuşturuyor.

Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi Çarşıbaşı Kentsel Tasarım projesi kapsamında bölgenin gerçek kimliği  700 yıl sonra yeniden gün yüzüne çıkartılıyor.

Daha doğrusu ‘asaleten’ iade ediliyor, demek çok daha doğru olacaktır.

Başkan Alinur Aktaş,  böylesine devasa projeyi gerçekleştirirken, cesur, kararlı ve doğru bir iş yapıyor.

Alinur Başkan, Bursa adına, Bursa’nın geleceği adına gerçekten çok haklı bir işe girişmiş.

EVRENSEL MİRAS SAHİBİNE ARMAĞAN

Projeye bazılarının dediği gibi kentin fiziksel dönüşümü olarak bakılmamalı.

Böylesine kapsamlı bir projeye ‘kentsel dönüşüm’ anlayışı ile bakılamaz.

Bakanlar olabilir.

Karşı çıkanlar az değil.

Ancak: Bu anlayış, tarihini bilmeyenlerin ve tarihsel mirası inkar edicilerin marifeti olabilir.

Ki; Tarihi yaşatmayı bilmeyenler, gerçekliğiyle yüzleşmeden kaçınanlar ve yine o tarihin bugüne emanet ettiği değerleri inkar edenlerin böyle bir buluşmaya da cesaretleri olamaz.

Alinur Başkan, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi Çarşıbaşı Kentsel Tasarım projesi ile elbette ‘tarihi yeniden yazma’ iddiasında değil.

Tam aksine, ‘Tarihin kendisini’ yani ‘tarihi değerleri ve kültürel varlıklarımızı’ gün yüzüne çıkartıp, hak ettiği sahibine Bursalılara, Türkiye’ye yeniden armağan etmenin çabasında.

Daha da önemlisi ‘Evrensel Miras’ kimliği ile asıl sahibi olan tarih ve  insanlığa armağan…

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, seçildikten sonra,  “Ben iz bırakmak, güzel işler yapmak istiyorum” demişti.

Başkan Alinur Aktaş ‘Hanlar Bölgesi projesi ‘ile işte gönlünde yatan o idealini gerçekleştirmeye adım adım yaklaşıyor denilebilir.

İMPARATORLUĞUNU KAPILARINI AÇAN ŞEHİR

Bursa sıradan bir şehir değildir.

Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’da 14. yüzyılda oluşmaya başlayan, 16. yüzyılda han, bedesten ve çarşıların oluşumuyla gelişimini tamamlayan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ni eski ihtişamına kavuşturacak proje etap etap ilerliyor.

Bursa, Tarihi dokusu ile yeniden bütünleşecek.

Bursa’yı Bursa yapan en gerçek ve en önemli değerleri arasında mutlaka Hanlar Bölgesi ve beraberindeki Tarihi Çarşı Bursa için özel bir değer ve anlam taşır.

Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi Çarşıbaşı Kentsel Tasarım projesi kapsamına alınan bölgede 14 han, 1 bedesten, 13 açık çarşı, 7 üstü örtülü çarşı, 11 kapalı çarşı, 4 pazar alanı, 21 cami, 177 sivil mimarlık örneği yapı, 1 okul ve 3 türbe bulunuyor.

Bursa’ya sadece Osmanlı’yı devlet haline getiren şehir olarak bakanlar şüphesiz ki; haksızlık yapmış olurlar.

Bu kadim şehir Bursa’nın, imparatorluğa giden yolun kapılarını açtığı da muhakkak bir gerçek.

GELİŞMİŞLİĞİN ‘DNA’ LARI TARİHTEN GELİYOR

Bursa’nın başka gerçekleri de var.

Türkiye’nin ekonomide  2. Şehri, nüfus ve gelişmişlik sıralamasında ise ülkenin 4. Şehri olmak.

Otomotiv ve tekstilin başkenti olma tacını haklı olarak taşımak.

Turizmde Uludağ’ı, denizi, tarihi ile iddialı bir kent kimliğine sahip olmak.

kültür ve Sanat alanında öncü şehirler arasında yer almak,

Tarihi ve modern şehir gerçeğinde örnek oluşturmak.

Hanlar Bölgesi ve Tarihi Çarşı, geçmişin Alışveriş Merkezleridir. Bugün de Açık hava AVM gerçeğinin ta kendisidir.

Hanlar Bölgesi ve Tarihi Çarşı,günümüzde bir çoğumuzun uğramayı marifet saydığımız ‘Üç harflilerin’ tarihten akıp gelen 21. Yüzyılda vücut bulmuş halidir.

Hanlar Bölgesi ve Tarihi Çarşı, Koza Han, Pirinç Han, İpek Han, Bedesten ve Tarihi Çarşı gibi daha niceleri ile asırlar öncesinden bu günkü özellikle ‘İhtisas OSB’lerin  kuruluşlarına ilham kaynağı değil midir?

Dolayısıyla, Bursa’nın değişmesi, gelişmesi, genişlemesi ve büyümesinin temelinde ‘inkarı mümkün olmayan’ işte bu tarihi doku gerçeği yatmaktadır.

BURSA MİSYON VE VİZYON KENTİDİR

Şehirler de canlılar gibidir.

Değişirler, gelişirler, genişlerler ve dolayısıyla büyürler.

Bursa sıradan bir şehir olmanın çok ötesinde.

Dünün mirasını, bugüne emanet etmeyi bilen, bugünün varlığı ile de geleceği ‘ebed-müddet’ yaşayacak eşsiz bir kenttir.

Bursa sahip olduğu tarihten gelen misyonu ile zaten büyük ve kadim şehirdir.

Bursa modern şehirleşmenin vizyonudur.

Bu anlamda da büyük bir şehirdir.

Bursa sıradan bir şehir değildir.

Bursa tarih demektir,

Bursa yeşil demektir,

Bursa sanayi ve turizm demektir.

Bursa bu güzel ülkenin dördüncü büyük şehri demektir.

Dolayısıyla, projeleri de Bursa’ya yaraşır olmalı.

Kendisine özgü ve özel standartlarını ortaya çıkarmak gerekir.

DOĞDUĞUMUZ VE DOYDUĞUMUZ ŞEHİRDİR

Bursa sıradan bir şehir değildir.

Bursa, doğduğumuz ve doyduğumuz şehirdir.

Hepimiz Bursa’yı yaşıyoruz. Hepimiz Bursa’da yaşıyoruz.

Doğanı da, doyanı da kucaklayan, bağrına basan bu Kadim şehre karşı hepimiz sorumluyuz.

Hepimiz bu şehirde doğmuş olsak da, doyan olsak da her iki durumda da bir bütünün parçasıyız.

Ve… Yine hepimiz bu bütünlüğün korunması için çalışmalıyız.

Ecdat yadigarı bu şehre hepimizin ödemesi gereken borçlarımız var.

Ki; Hiçbirinden asla ve asla vazgeçemeyiz.

Ne eksik, ne fazla…

Bursa sıradan bir şehir değildir.

Velhasıl…

 Bursa Osmanlı şehridir.

——————————————————-

Devamını Oku

Belediye 4.0

Belediye 4.0
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Bizim en büyük danışmanımız halkımız”

Bir belediye başkanının belki de söyleyebileceği en güzel söz.

Bu anlamlı cümle İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’a ait.

Öyle ya; ‘şehirli olmadan, şehri yönetemezsiniz.

Bunun içindir ki: ‘Şehrin imarından önce vatandaşın gönüllerinin imarı yapılmalıdır’.

Anladığımız kadarıyla Alper Başkan’da aynen bunu yapıyor.

Halkın güvenini şahsında tesis etmeyi başaran, Taban, eskilerin dediği minvalinden kusursuz bir ‘Şehr Emini’ olarak ilçe halkının gönlünde haklı bir yer edinmiş. Her ne kadar, günümüzde belediye başkanına ‘Şehrin patronu’ deniliyor olsa da…

Başkan Alper Taban, ‘Şehr Emini’ olmayı tercih edenlerden.

Doğrusu, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yerel yönetimler literatürüne kazandırdığı ‘Gönül Belediyeciliği’ aslında AK Partili Belediye Başkanlarının her birine, ‘Şehr Emini’ olun talimatı değil midir?

İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban öncü ve yenilikçi’ bakış açısıyla yerel yönetimlerde gerek idari gerekse hizmet parametrelerinde, modelleme olarak  ‘İnovasyon’ sürecine öncülük yapıyor.

Belediyeciliğe yeni bir vizyon  kazandırıyor.

Bu yönüyle Alper Başkan çok farklı ve önemli bir belediye başkanı.

Projeleri, hedefleri, hayalleri kadar yaptıkları ve söyledikleri de çok önemli.

Başkan Alper Taban, öncü ve yenilikçi bakış açısıyla geleceğin İnegöl’ünü inşa ediyor.

Hedefleri de var, projeleri de.

Öyle ‘Hayal Mahsulü’ hedefler ve öyle ‘Uçuk-kaçık’ projeler değil elbette.

İnegöl’e yaraşır ve İnegöllülerin hak ettiği ve arzuladığı projeler.

Hepsi gerçekleşebilen, hayata kazandırılan projeler.

İnegöl’e çok yakışacak.

Yapınca oluyor dedirten projeler.

Yani ‘Yaparsa AK Parti yapar’ demenin vücut bulmuş örnekleri…

Ayrıca, bir çok il ve ilçe belediyesine de örnek oluşturacak kadar ciddi.

Bir kere, hedefleri çok net ve ‘ortak akıl’ ürünü dolayısıyla sürdürülebilir.

Belediyecilikte, ‘İnovatif ’

‘Yeni Nesil Belediyecilik’

Biraz daha açarsak, ‘Belediye 4.0 ile Yeni Nesil Belediyecilik’

Her ne kadar ülkemizde sanayi sektörü, istinalar hariç totalde, ‘Sanayi 4.0 sürecini’ teğet geçmiş (hatta kaçırmış) olsa da,BaşkanAlper Taban belediyeciliğin merkezine ‘Belediye 4.0 ile Yeni Nesil Belediyecilik’ vizyonunu başarıyla uygulayan bir isim.

Başarılı uygulama, ‘Dijital Dönüşüm Ödülü’ ile taçlandırılmış.

İnegöl Belediyesi’nin ‘Belediye 4.0 ile Yeni Nesil Belediyecilik’ projesi, ‘IDC Türkiye Dijital Dönüşüm Ödülleri’ kapsamında75 kurumdan 187 proje arasında ‘Endüstri Ekosistemlerinin Geleceği (Future Of Industry Ecosystems) kategorisinde’ ödüle layık görüldü.

Bu Başkan Alper Taban ve İnegöl adına büyük bir gurur ve mutluluk.

Alkışı ve takdiri fazlasıyla hak ediyor.

İnovatif girişimlerin bir başka örneği daha var.

Başkan Alper Taban, ayrıca ‘Yalın Belediyecilik’ sürecini de yerel yönetim anlayışına kazandıran başkan olarak tarihe geçmeyi hak ediyor.

Zira; bu konuda Kaizen Enstitüsü ile işbirliği yapılmış. Yaklaşık bir yıl sürecek olan ‘Yalın Belediyecilik’ eğitimleri de başlatılmış.

Başkan Alper Taban’ı kutlamak gerek.

Alper Başkan, ilçeyi geleceğe taşıyacak ve geleceğin ‘bayındır’ modern İnegöl’ünü inşa edecek 5 dev projeyi koymuş önüne.

İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, söz konusu 5 dev projeyle modern bir şehir oluşturmak için adeta gece gündüz çalışıyor.

Başta, yeni Belediye Hizmet Binası ve Kent Meydanı Projesi başlı başına bir kompleks.

İlçe adına gurur verecek bir diğer dev proje ise bölgesindeki en büyük Millet Bahçesi unvanına sahip.

DOSTUM Yaşam Merkezi özellikle iç ve dış turizmde cazibe yaratan ve İnegöl’ün sosyo-ekonomik gelişiminde adeta lokomotif gücünü oluşturacak projeler arasında haklı yerini almaya hazır.

Ve… Kanal İnegöl Projeleri ile Modern Hayvan Pazarı,

Her biri, İnegöl’ün adeta çehresinin değişmesinde İnegöl’e yepyeni bir vitrin, geleceğin şehri vizyonu kazandıracak projeler.

İşin özeti şu; İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, modern bir şehir oluşturmak için planladıkları projeleri bir bir hayata geçiriyor.

İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, özellikle  kentin turizm değerini arttıracak modern bir şehir oluşturmak için planladıkları projeleri bir bir hayata geçiriyor.

İnegöl, geleceğin şehri olma yolunda hızla değişiyor, hızlı dönüşüyor.

Devamını Oku

Sözü değil icraatı seven başkan…

Sözü değil icraatı seven başkan…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

‘Birlik ve beraberlik işin besmelesidir’

 Bu güzel ve anlamlı söz Orhaneli BelediyeBaşkan Ali Aykurt’a ait.

Devamı da var.

‘Orhaneli’mizi her alanda artan bir coşku ve katılımla görmek, gücümüze güç, heyecanımıza heyecan, sorumluluğumuza sorumluluk katıyor’

Ali Başkan ilçede tam anlamıyla bir ‘sinerji’ oluşturmuş.

DAĞ YÖRESİNİN PARLAYAN YILDIZI

Özellikle siyaseten ‘makus talih’ deyimi, Bursa’da merkez dışı (taşra)  Orhaneli, Keles, Büyükorhan ve Harmancık ilçelerimiz için çok kullanılmıştır.

Geçmiş iktidarlar döneminde, ‘Seçimden seçime hatırlanan’ ve ne yazık ki siyasilerin ‘oy deposu’ görülmüştür.

Bu güzide ilçelerimiz artık o kötü talihi de AK Parti iktidarları ile birlikte,’tersine çevirmeye’ başladı. 

Kadim şehrimiz Bursa’nın Dağ yöresi’ ilçelerimiz Orhaneli, Keles, Büyükorhan ve Harmancık, AK Parti iktidarıyla birlikte göreve seçilen başarılı başkanları ile ‘makus talihini’ de yenmeye başladı.

Orhaneli söz konusu o kötü talihini yenen güzide ilçelerimizin başında gelmekte.

Hatta ‘Makus Talihi’ yenmekle de kalmayıp, dağ yöresinin ‘parlayan yıldızı’

Olma yolunda emin adımlarla geleceğini kuruyor.

İCRAATI SEVEN BAŞKAN: ALİ AYKURT

Şüphesiz, Orhaneli, tarihiyle, eşsiz doğasıyla, insanıyla Bursa’nın gözde ilçelerinden biri.

Zira; İşin başında, işini iyi bilen, iyi bildiği işleri cesurca hizmete dönüştüren,

Orhaneli halkı için gece gündüz demeden mesai harcayan bir başkan iş başında.

Orhaneli Belediye Başkanı Ali Aykurt, daha işin başında, ‘Birlik ve beraberlik işin besmelesidir’ düsturu ilemesaisine başlamış.

Tanıdığımız ve takip ettiğimiz kadarıyla Başkan Aykurt, konuşmaktan çok icraat yapmayı seven iktisatçı ve siyasetçi kimliğiyle hafızalarımızda yer edinen bir yönetici.

Hal böyle olunca, Başkan Aykurt’un şahsında, iktisatçı kimliği ve siyaset akademisi tecrübeleri, ‘Kalkınan, gelişen ve güzelleşen’ Orhaneli sevdasıyla birbirinden önemli projeleriyle hizmete dönüştürülmüş.

Ali Başkan, ‘önce tasarruf’ diyerek hizmet için kolları sıvamış.

İlk yılını ‘Mali ve kent disiplin yılı’ ilan eden Başkan Aykurt, tasarruf tedbirleri ile hem ilçe bütçesine hakim olmayı hem de ‘Doğru, kararlı ve iyi yönetim’ sürecinin de startını verme imkanı sağlamış.

Ardından geliştirdiği projelerle ilçede adeta bir şantiye seferberliği hayata geçirilmiş.

TABUYLA BAŞLAYAN DEĞİŞİM

Altyapı, Başkan Aykurt’un öncelikleri olmuş.

Orhaneli’de modern ve planlı şehirleşmede ciddi engel teşkil eden ‘tapu sorunu’ Ali Başkan’ın Ankara’da yoğun temaslar sonucu çözüm müjdesiyle sonuçlandı.Böylece modern kentleşme yolculuğunda önemli bir engel de aşılmıştı.

Sıra yolarda diyerek çalışmalar başlatılmış. Yollar artık daha bakımlı.Örneğin, Orhaneli’de modern kentleşme örneği olarak projelendirilen 300 Evler Mahallesi sıcak asfalta kavuşturulmuş.

Belki de en başa yazmak gerekirdi.

Başkan Aykurt’un inkar edilemez en önemli icraatleri arasında ilçeyi ‘temiz hava’ ile buluşturan, evleri ise ‘kömür karasından kurtaran’ doğalgazın artık hanelerde kullanılır olması.

Buna paralel sayılabilecek projelerde var elbette.

Çevre düzenlemeleri, Parkların bakım ve revize edilmesi, ilçeye yeni parkların kazandırılması önemli hizmetler olarak Başkan’ın başarı hanesine yazılanlar arasında.

Başkan Aykurt çevreci kişiliği ile de dikkat çeken bir başkan. Bu konuda Alinur Aktaş’ın başkanlığındaki Büyükşehir Belediyesi ile yapılan bir protokol çerçevesinde, Orhaneli’nin çöpleri Bursa’ya taşınacak olması…

Temizlik kısacası ilçedeki değişimin aynası olmuş.

Tertemiz bir Orhaneli sizi karşılıyor.

Kısacası Orhaneli’nde kentleşme ve planlı yapılaşmada önemli mesafeler kaydedilmiş.

Orhaneli bu konuda hızlı ve dikkat çekici bir mesafe katetmiş.

Gerek planlama ve gerekse mimari bakımdan daha modern bir Orhaneli vizyonu yaratılmış.

‘Söz verdiğimiz gibi’ diyerek ilçe halkına taahhütte bulunan Başkan Aykurt  verdiği sözleri bir bir yerine getiren başkan olarak ilçe halkının takdirini kazanmış.

Kısa sürede ilçe halkının takdir ve sevgisini kazanan Ali Başkan Orhaneli’de tam anlamıyla bir sinerji oluşturmuş.

ORHANELİ’NİN ‘CAZİBE’ PROJELRİ

Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Ankara’nın da desteğine mazhar olan Başkan Aykurt ‘ilçeyi kalkındırma’ ortak paydasında buluşturmayı başarmış.

Ardından önemli projeler bir bir hayata geçirilmeye başlanmış.

Orhaneli Belediye Başkanı  Ali Aykurt, ilçesini cazibe merkezi yapmada kararlı.

Ekonomi, Sosyal sorumluluk hizmetleri, spor, sağlık, kültür sanat her alanda yoğun ve coşkulu çalışmalar yapılıyor.

Önemli ve özellikli aynı zamanda dikkat çeken projeleri hayata geçirmek için durmadan çalışıyor.

Özellikle bazılarından söz etmesem haksızlık olur.

Pandemi sürecinde, tüm imkanlar adeta seferber edilmiş. Belediye kiracılarına kolaylıklar sağlamış, ilçede ilaçlanmadık bölge, işyeri, kurum, kuruluş kalmamış.
İlçe turizminde cazibe oluşturacak önemli projelerde söz konusu.

Bölgenin jeotermal su kaynakları, yatırıma dönüştürülmek için başlatılan çalışmalar, önemli.
Daha öncede belirtildiğine göre bu kapsamda 2 bin 400 dönümlük alanda Keles Belediyesi ile birlikte ciddi çalışmalar yapılmakta.

Bunu destekleyecek bir başka projenin ise, bir iş insanının bölgede ‘Sağlık Köyü’ kurmak için girişimde bulunması,

RAFTİNG ORHANELİ’NİN GELECEĞİ

İlçedeki Kocasu üzerine kurulan rafting parkuru ilçede hem spora hem turizme ciddi katkılar sunacak.

Hatta, Başkan Aykurt, 8 bin 400 metrelik alanda gerçekleşen rafting sporu için, Orhaneli’nin Türkiye’ye ve dünyaya açılan penceresi olarak bakması sevindirici.

İlçe sınırları içerisindeki Sadağı Kanyonu yerli ve yabancı turizmde daha verimli hale getirilmesi.

Karagöz Festival bölgesinde yapılan ‘Bungolow’ tipi evlerle ilçede ekoturizm’in geliştirilmesin hedeflenmesi,

Ali Başkan çiftçileri de unutmuyor elbette.

Hatta bu konuda imkanlarının sınırlarını dahi zorluyor denilebilir.

Doğrudan ilçe çiftçisine yeni kazançlar sağlayacak ‘Yaban mersini’ teşviki ve yapılan destekler alkışlanacak bir girişim.

Kısaca sıralanan bu birkaç proje ve hizmetler bile Orhaneli’de kalkınmaya, gelişmeye yön verecek, ilçe ekonomisinde yeni bir vizyon sağlayacak projeler olarak bakmak gerek.

Orhaneli Belediye Başkanı Ali Aykurt ilçeyi cazibe merkezi haline getirmeye kararlı.

Orhaneli kendini kalkındıracak en doğru yol olan eko turizm ve rafting sporunu buldu.

Yazımıza başkanın sözüyle başlamıştım.

Son sözü de yine Başkan Ali Aykurt’a bırakayım.

Bizim bu millete bir sözümü var;

“Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.”

Bir olacağız! Beraber olacağız! Hep birlikte Orhaneli olacağız!

———–ÖNEMLİ ——–

DÜZELTME ve ÖZÜR

Dünkü köşe yazımızda DP Genel Başkanının adı zikredilirken sehfen Aytekin Uysal olarak yer almıştır. Söz konusu hatayı Gültekin Uysal olarak düzeltir sayın başkan ve okurlarımdan özür dilerim.

****************************** ************************ *******************************

Devamını Oku

Her yönüyle ‘çatlak’ ittifak

Her yönüyle ‘çatlak’ ittifak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Millet İttifakı’nın ömrü seçime kadar yetecek mi?

Ciddi tereddütler var.

Kırılma anları, kopuş sinyalleri zincir oluşturmaya başladı.

Çatlamalar baş gösterdi.

Siyasi kulislerde son zamanlarda bunlar konuşuluyor. 

Hatta deniliyor ki:

‘Milliyetçi, muhafazakarlar bir yana,  CHP bir yana.

Aynı kazana konulsalar, 40 sene kaynatsanız kaynaşmazlar.

İlle ki ayrışırlar. Bu ittifak uzun sürmez’.

OYUN İÇİNDE OYUN MU?

Önümüzde erken veya zamanında bir çeçim var.

Seçim olunca, elbette sandıkta var.

Taraflar da var.

Doğal olarak, iktidar ve muhalefet cephesi.

İktidar tarafı net; Cumhur İttifakı

Adayı’da belli: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

Muhalefet cephesinde durum böyle net değil.
Neredeyse içinde oyun içinde oyun senaryoları yazılmakta.

Muhalefet ise durum şimdilik belli değil.

O cephe de derin bir belirsizlik var.

Millet ittifakında durum hayli karışık.

Daha doğrusu muhalefet çeşitliliği var.

Sizin muhalefet, bizim muhalefet, onların muhalefet.

Fıkra gibi.

Millet İttifakı,

Sol İttifak,

İttifaksız İttifak!

Çatlak İttifak!..

Adayı da yok. Bilmiyoruz, belirsiz, bilinmiyor. 

Yamalı bohça misali!..

BİZ GİTTİ  BEN GELDİ

Millet ittifakı için her demecinde, ‘Birlikte’ ve ‘el ele’ söylemi özel bir tercihi olarak görülüyordu.

Kurduğu cümlelerde ‘Biz’ demeyi eksik etmiyordu.

Öyle ya; CHP, İYİ Parti, HDP, Saadet Partisi ‘Millet İttifakı’ cephesinde ‘Biz’ olmuşlardı.

Dostları da vardı Kılçdaroğlu’nun.

İçeride ve dışarıda.

Başta HDP olmak üzere DEVA ve Gelecek Partisi gibi.

Dışarıdaki dostları şimdilik muamma.

Kendince, ‘iktidar Koşusuna’ başlanılmıştı.

Ne olduysa, bi’anda Ben demeye başladı.

Er konuşmasında ‘Ben’ öne çıkar oldu.

Yani ‘biz’in yerinde artık ‘ben’ koltuğa kurulmuştu.

Ne de olsa kendisi de CHP’nin koltuk sevdalısıydı.

Kılıçdaroğlu bu ‘Ben’ tercihini çok sevmiş olacak ki: ‘Ben’li demeçleri de tam gaz gidiyordu.

KİM TUTAR SENİ!..

Hal böyle olunca: san ki hafiften ‘Cumhurbaşkanlığı Adaylığı’na karanlıkta göz kırpıyor gibi bir izlenim oluştu!.. 

Ya da, adaylık için kendini müjdeliyor gibi…

Neden olmasın?

CHP coşmuş,  yakınındakiler de Cumhurbaşkanlığı adaylığı için kendisini adeta ‘oya gibi’ işlemişlerdi. 

Ehhh… Şans, talih, kısmet diyerek yola çıkmasına az kaldı…

Takip edenlere de ‘Kim tutar artık Kılıçdaroğlu’nu demek kalıyor.

O öyle sanıyor.

Çünkü, ‘Biz ile başlayıp, ‘ben’ ile biten cümleler aslında bir sona erişin habercisi gibi görünüyor.

Kopuşun, çatlaklığın derinden gün yüzüne çıkışına da adresi olmakta.

O ise bunu göremiyor veya hiçe sayıyor.

Eee… gitmiyor, gidemiyor, gidemeyecek!..

Görünen budur. 

BARDAĞI TAŞIRAN İLK DAMLA

Görünen budur çünkü bu yönde bir çok argüman var.

Müsadenizle birkaç tanesini birlikte paylaşalım.

Kılıçdaroğlu, Gençlere, esnafa, çiftçiye, KHK’lılara vaatlerde bulunuyor.

3600 ek gösterge ve EYT lilere taahhüt ediyor.

Suriyelileri ülkelerine göndereceğini söylüyor.

Bütün bunları da ‘Ben yapacağım’ cümleleri ile tamamlıyor. 

Kılıçdaroğlu’nun neredeyse aşık olduğu ‘Ben’sözcüğü ve kurduğu ‘Ben’li cümleler ‘bardağı taşıran damla’ların öncüsü olmuş.

Anlaşılan o ki bu politik dil Millet İttifakı ortakları ve hatta ‘dostları’ arasında ‘kırılma’ ve hatta ‘çatlaklıkların’ oluşmasına da yol açmaya başlamış.

MİLLET İTTİFAKINDA BÜYÜK ÇATLAK! 

Kılıçdaroğlu’nun ‘Ben’li söylemlerine İYİ Parti’den büyük tepki geliyor.

Paçacı, Kılıçdaroğlu’nun ‘Ben yapacağım’ şeklindeki tekil konuşmasına, ‘Bize sordunuz mu? cümlesiyle karşı çıkıyor.

Madem ittifak yapıldı, taahütlerde, kararlarda CHP ve İYİ Parti birlikte yapmalı.

Paçacı’nın bu haklı çıkışı doğal olarak akla türlü sorular getirmekte.

‘Millet ittifakında neler oluyor? 

Neler olmuyor ki:

MİLLET İTTİFAKI’NDA İLK AYRILIŞ

Demokrat Parti Genel Başkanı Aytekin Uysal, İttifakın ilk kopuş sinyalini vermişti. Millet İttifakı bloku içinde yer alan Demokrat Parti, 2023’te yapılacak seçimler için ‘yol haritasını’ ittifak adına adeta bir darbe niteliğinde açıklamıştı. Uysal, Cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği ve yerel seçimlerde ‘tek başına seçimlere girecekleri’açıklaması siyasette de Millet İttifakı için ilk önemli darbe olarak yorumlandı. 

SAADETTEN ‘GARABET’ TEPKİSİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu memur ve bürokratları tehdit etti.

Yetmemiş, ‘18 Ekim’i milat’ ilan etmişti.

Kılıçdaroğlu’nun bürokrasiye yönelik bu skandal sözleri, Millet İttifakında yine ortalığı karıştırdı.

Bu açıklamaları, siyaset kulislerinde de bomba etkisi yaratmıştı!

Hükûmet cephesinden gelen sert tepkiler doğal ve olması gerekendi.

Ancak, Millet İttifakı’ndan gelenler yenilir yutulur değildi.

İttifakta şaşkınlık ve huzursuzluk yaratan sözler siyasetin de tansiyonunu yükseltmiş oldu.

Kulisler bu konuyla ilgili kaynarken,

Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın, Kılıçdaroğlu’nun çıkışını ‘garabet bir durum’ olarak yorumlayıp sert tepki gösterince, siyasi çevrelerde ‘Millet İttifakı içinde kazan kaynıyor’ şeklinde yorumlandı.

İHANET ÇIKMAZI VE TEZKERE

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriye, Irak tezkerelerini kast ederek, ‘Bu tezkereye evet vermek Cumhuriyet’e ihanettir’ sözleri tezkereye ‘evet’ diyen İYİ Parti cephesinde ciddi rahatsızlık yaratmıştı.

Durumdan derin rahatsızlık duyan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener  yardımcıları aracılığıyla bi ‘ihanet’ ithamına kayıtsız kalmamıştı.

İYİ Parti, rahatsızlıkla duymakla kalmamış, çok sert bir karşılık da vermişti.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Müsavat Dervişoğlu İYİ Parti’yi ihanetle suçlamak için akıldan yoksun gerekir’ 

Karşılıklı bu atışma aslında ittifakta ki en ciddi ‘krizin’ de fitilini ateşlemişti.

MİLLET İTFALI’NDA  ÇATLAK BÜYÜYOR! 

Millet İttifakı’dan çatlak ittifakı’na doğru gidiyor. 

Kılıçdaroğlu, HDP’yi Kürtlerin tek meşru temsilcisi olarak gördüklerini söylerken, ittifak ortağı Meral Akşener’den tartışma götürmez karşılık geldi.

Akşener, HDP’yi terör örgütü PKK’nın yanında konumlandırdığını çok net yorumla adeta son noktayı koydu.

Oysa Kılıçdaroğlu, İYİ Parti’li ittifak yanı sıra dostlarıma dediği ve gizli ortak söylediği terör örgütü iltisaklı HDP desteğiyle, (2023 yılında)yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine 

Kılıçdaroğlu aslında, “Kürt sorununun çözümü konusunda muhatabın terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP olduğunu söylemekle, aslında  kriz üzerine bir kriz daha ilave etmiş oldu.

ŞAM’DAN GELEN KRİZ 

Millet ittifakı ve CHP-İYİ Parti arasındaki kriz her geçen gün derinleşirken, ‘son çatlak Esad yüzünden’ gündeme geldi.

Siyasi kulislere bomba gibi düşen iddia ciddi ayrışma yaratacak türdendi.

Kılıçdaroğlu’nun, “Suriyelileri biz memleketlerine göndereceğiz’ çıkışları üzerine, Esad’ın CHP liderine ‘Buyurun gelin bu konunun ayrıntılarını konuşalım’yönünde Şam’a davet etmesi krize bir halka daha eklemek demekti.

Şam daveti bir kez daha iki partiyi karşı karşıya getirmiş oldu.

Esad’ın davetinin özellikle İYİ Parti içindeki milliyetçi kanat temsilcilerini çok rahatsız ettiği kaydediliyor.

İktidarın

Devamını Oku

Kentsel dönüşüm bir tercih değil, Zorunluluk olduğu öngörülmeli.

Kentsel dönüşüm bir tercih değil, Zorunluluk olduğu öngörülmeli.
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Daha dün gibi acıları yüreğimizde tazeliklerini korumakta.

Unutmak mümkün mü, 17 Ağustos 1999 Gölcük-Kocaeli depremini.

Düzce, Van, İzmir, Tunceli, Malatya, depremleri ardı sıra.

İrili ufaklı yüzlerce sarsıntı, yüzlerce canımızı alıp götürdü.

Milyonlarca liralık mal ve varlık kayıplarına yol açtı.

Türkiye beşik gibi sallanıyor.

Deprem kuşağının göbeğindeyiz.

Bursa’da o deprem kuşağının bir üyesi.

Ama çaresiz değil elbette.

Çare: Kentsel dönüşüm.

DEPREM KUŞAĞINDAYIZ

Son yıllarda ve özellikle büyükşehirlerde yerel yönetim merkezli bir ‘kentsel dönüşüm’ çabası sürüp gitmekte.

Kentsel dönüşüm yükünü, sadece Belediyelerin omuzlarına yüklemek hem haksızlık hem de sorumluluktan kaçmak olmaz mı?

Türkiye coğrafyasının yüzde 65-70’ini kapsayan oldukça yüksek bir

oranı bilimsel veriler ışığında 1. ve 2. Derece deprem kuşağı olarak tanımlanmakta.

Yaşadığımız şehir Bursa’da bu yüksek deprem kuşağı kapsamında yer almakta.

Özellikle Bursa’nın önemli bölgelerinin ‘depremsellik’ bakımından büyük risk altında bulunduğu gerçeğini biliyoruz.

BTSO BURSA’NIN GELECEĞİ İÇİN ÇALIŞIYOR

Dün, BTSO’nun öncülüğü ve ev sahipliğinde böyle bir toplantı gerçekleştirildi.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) İnşaat Konseyi, akademik odalar ve sivil toplum kuruluşlarının ortaklaşa oluşturduğu çalışma grubu tarafından hazırlanan ‘Bursa Kentsel Dönüşüm İlkeleri Raporu’ kamuoyu ile paylaşıldı.

Toplantı Bursa adına önemliydi.

Konu kapsamında ‘Ortak Akıl’ anlayışı ile hazırlandığı belirtilen rapora hemen hemen tüm paydaşların katılımı ve katkı koymaları ise sorunun ciddiyetine işaret etmekteydi.

Zira, toplantıya BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Alparslan Şenocak, BTSO İnşaat Konseyi Başkanı Ali Tuğcu, İMO Bursa Şube Başkanı Mehmet Albayrak, Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, İMSİAD Başkan Yardımcısı Şeref Demir Bursa’nın geleceğine yönelik ‘biz de elimizi taşın altına koymaya hazırız’ anlamında hem katılımları ve hem de bilgi paylaşımları önemliydi.

GELECEĞE PROJEKSİYON

Bu anlamda, sektör bileşenlerinin  ‘Ortak Platformda’ buluşması da konunun amacına uygun önemli bir değer taşımaktaydı.

Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu BTSO’da deprem gerçeğine hazırladığı ‘Kentsel Dönüşüm İlkeleri Raporu’ ile kayıtsız kalmadığını düzenlediği toplantıda kamuoyu ile paylaştı.

BTSO, bünyesinde oluşturduğu ‘Sektör Konseyleri’ çalışmaları kapsamında Bursa’nın geleceğine yeni projeksiyon tutmaya devam ediyor.

Dün Bursa basınına sunumu yapılan ‘Kentsel Dönüşüm İlkeleri Raporu’ da o projeksiyonlardan birisiydi.

‘Kentsel Dönüşüm İlkeleri Raporu’ her ne kadar, ‘İnşaat Sektörü’ ekseninde odaklandığı izlenimini öne çıkarsa da Bursa adına olumlu bir adım olarak görülmeli.

TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK

Bu açıdan bakıldığında, BTSO İnşaat Konseyi tarafından hazırlanan

Bursa’nın kentsel dönüşüm ilke kararları içerik ve kapsayıcılığı dikkate alındığında bir anlamda ‘Bursa’nın Kentsel Dönüşüm Anayasası!’ da denilebilir.

Dün Bursa Basınının davetli olduğu toplantıda, BTSO İnşaat Konseyi Başkanı Ali Tuğcu, konuşmasında deprem gerçeği ve kentsel dönüşüm konusunda ‘Bursa için afet riskleri de dikkate alınmalı’ derken aslında ‘kentsel dönüşüm tercih değil, zaruret olduğu gerçeğine dikkat çekmişti.

Evet… Kentsel dönüşüm’ün temel felsefesi; : Mutlu bireylerle mutlu kentler olmalı.

Kentsel dönüşümde temel ilke olarak ‘insan’ merkeze alınmalı.

Dolayısıyla, kentsel dönüşümün bir “tercih” değil, “zorunluluk” olduğu öngörülmeli.

DÖNÜŞÜM DE KENT ORTAKLIĞI

Kentsel dönüşümden neyi anlıyoruz,

Neleri anlamalıyız?

Kentler Neye Dönüşüyor?

Biz Nasıl Dönüşüyoruz?

Dönüştürmek yeterli mi,

Değiştirmek yeterli mi,

Yenilemek yeterli mi

Yeniden ve yeni bina yapmak yeterli mi?

Evet kentsel dönüşüm şart. Peki neden, nasıl ve kim için soruları da bir bakış açısı olarak, çözüm bekleyenler, çare üretenler ve çaba gösteren herkesin ‘ortak algısı’ olmalı.

Bu bağlamda kentsel dönüşüm projeleri ‘katılımcı’ planlamayla ‘kent ortaklığı’ anlayışıyla ve ‘bütüncül’ olarak hazırlanmalı.

Kent ortaklığından kastımız, ‘Yerel yönetimler, kamu sektörü ve özel sektör’

Halkı da kucaklayan ‘yerindelik, birliktelik nitelik’ anlayışı içerisinde planlama ve projelerde buluşmalı.

Çünkü… Kentsel dönüşüm fiziki olarak kentleri sağlıklılaştırdığı kadar, kentlerde yaşayan bireylerin ve toplumun yaşam anlayışını ve yaşamdan beklentilerini de etkiliyor.

Bu da… Konuyu mimarlık-mühendislik aşamalarının yanında psikolojik, sosyolojik ve felsefi boyutlarıyla da önemli kılıyor.

Ama tedirginlik henüz tam anlamıyla giderilemedi.

TARIM. SANAYİ VE UYDU KENT

Ve… depremsellik ve kentsel dönüşüm gerçeğine ‘Ortak Akıl’ ile Bursa’yı geleceğe taşıyacak yol haritası oluşturulmasında herkese görev ve sorumluk düşmekte.

Bursa yoğun göç, çarpık kentleşme, plansız şehirleşme, gecekondu tarzı imarsız yapılaşma gibi sorunlar nedeniyle kentsel dönüşüm büyük fırsata da dönüştürülebilmeli.

Bunun için öncelikle, Bursa’nın bir tarım kenti olduğu gerçeği unutulmamalı.

Tarım alanları sanayiye kurban edilmemeli.

Sayıları fazla sanayi bölgesi yerine, ihtisas OSB’ler oluşturulmalı.

Kent içerisindeki,küçük ve orta ölçekli işletmeler, atölyeler bir disiplin içerisinde kent çeperleri bölgelerine taşınmalı.

Bursa’da mutlaka müsait ve mümkün olan bölgelerinde ‘Uydu kent’ planlaması yapılmalı.

İşte o zaman Kentsel dönüşüm, strateji planlaması şehrimizi ‘marka kent’ kimliğine kavuşturma olanağı sağlamış olur.

ÇOK YÖNLÜ BİR SORUN

Fakat bu yalnızca mimar-mühendis planlaması yeterli değil.

İşin felsefesi kadar, psikolojik, sosyolojik boyutları da var.

Kentte yaşayan herkesin ekonomik, sosyal, kültürel, fiziksel, çevresel ve güvenlik kapsamında ‘kaliteli’ bir yaşama erişimi hedeflenmeli.

Ayrıca; zaman kaybına mahal vermeden ve bugünden,  doğru, kapsayıcı, bütüncül, sosyal içerikli, adil, eşitlikçi, yaşanabilir kentsel dönüşüm projelerini hazırlamalıyız.

Aksi halde; gelecekte çocuklarımıza, torunlarımıza “kaliteli” bir yaşam alanı bırakamayacağımız için topluma da, kente de, doğaya da, bizden sonraki kuşaklara da hesap veremeyiz.

Kentsel dönüşüm herkesi mutlu etmeli,
Kentsel dönüşüm şehre katkı sunmalı.

**************************************************

Devamını Oku