Türkiye’nin elektrik üretiminde doğal gazın ağırlığı belirgin biçimde azalıyor. Uluslararası enerji verilerine dayanan 28 Ekim tarihli değerlendirmeye göre doğal gaz, 2026’nın ocak-eylül döneminde toplam elektrik üretiminin yüzde 11’inden azını karşıladı. 2021’de yaklaşık yüzde 32 olan paydaki bu düşüşte yüksek yakıt fiyatları, arz belirsizlikleri ve alternatif kaynaklardan sağlanan üretimin artması etkili oldu.
Orta Doğu’daki çatışmaların LNG sevkiyatını zorlaştırması, ithal gazla çalışan santrallerin maliyetlerini yükselten etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Benzer bir eğilim İngiltere, Hollanda, Japonya, Güney Kore ve Çin gibi farklı enerji piyasalarında da görülüyor.
Üretimdeki gerileme aylık verilere de yansıdı
Doğal gazın elektrik üretimindeki payı, 2021’de yaklaşık yüzde 32 düzeyindeydi. O yıl gaz santrallerinin üretimi rekor seviyeye çıkmış, elektrik talebindeki büyümenin ilerleyen yıllarda gaz kullanımını artırabileceği öngörülmüştü. Ancak 2026’nın ilk dokuz ayında payın yüzde 11’in altına düşmesi, üretim kaynakları arasındaki dengenin değiştiğini ortaya koydu.

Bu oran yalnızca elektrik üretiminde doğal gazın payını gösteriyor; ülkenin toplam gaz tüketiminin de aynı oranda azaldığı anlamına gelmiyor. Isınma ve sanayi gibi alanlardaki kullanım sürerken, karşılaştırmada 2021’in tam yıl verisi ile 2026’nın dokuz aylık döneminin dikkate alınması ve mevsimsel farklılıkların göz önünde bulundurulması gerekiyor.

Aylık rakamlar düşüşün hızını daha net gösteriyor. Türkiye’nin doğal gazdan elektrik üretimi Eylül 2025’te yaklaşık 6,54 teravatsaatken Eylül 2026’da 2,92 teravatsaate indi. Böylece yıllık bazda üretim yaklaşık yüzde 55,4 azaldı. Temmuz ve ağustos aylarında da gazdan elektrik üretimi sırasıyla 3,46 ve 4,05 teravatsaat oldu; bu miktarlar geçen yılın aynı aylarında 8 teravatsaatin üzerinde kaydedilen üretimin oldukça altında kaldı.
Yakıt maliyetleri ve yenilenebilir kaynakların etkisi
Elektrik piyasasında santrallerin ne ölçüde çalışacağı, talebin yanı sıra üretim maliyetlerine de bağlı. İthal doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, gaz santrallerinde üretilen elektriği pahalılaştırırken diğer kaynakların rekabet gücünü artırabiliyor. Rüzgâr ve güneş üretiminin elverişli olduğu dönemlerde daha yüksek maliyetli gaz santrallerinin çalışma süresi kısalabiliyor.
Türkiye’de rüzgâr ve güneşin toplam elektrik üretimindeki payı 2025’te yüzde 22’ye ulaştı. Rüzgârın payı yüzde 11,1, güneşin payı ise yüzde 10,5 olarak kaydedildi. Güneş enerjisi üretiminin son iki yılda iki katına çıkması, kaynak dağılımındaki dönüşümün dikkat çeken göstergelerinden biri oldu.

Yenilenebilir üretimin büyümesi, elektrik sisteminin ithal yakıta bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıyor. Bununla birlikte rüzgâr ve güneş üretimi hava koşullarına göre değiştiği için doğal gaz santralleri önemini koruyor. Bu santraller, yenilenebilir kaynaklardan üretimin düşük kaldığı saatlerde sistemin ihtiyacını karşılamaya ve dengeyi sağlamaya yardımcı oluyor.

Gerileme farklı ülkelerde de görülüyor
Doğal gazın elektrik üretimindeki payı başka piyasalarda da düşüş kaydetti. Hollanda’da bu oran 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 32’nin altına inerken, 2020’de yaklaşık yüzde 60 düzeyindeydi. İngiltere’de pay yüzde 29’a, Japonya’da yüzde 28,4’e geriledi. Güney Kore’de yüzde 29’un altında, Çin’de ise yüzde 3,07 seviyesinde gerçekleşti.

Ülkelerin enerji kaynakları ve üretim yapıları farklı olsa da bu örneklerde ortak nokta, doğal gaz santrallerinden sağlanan elektrik miktarının azalması. Gelişme, LNG ihracatçıları açısından da önem taşıyor: Yeni ihracat tesislerine yatırım yapan şirketlerin bazıları, büyüyen ekonomilerde elektrik üretimi için gaz talebinin artacağı varsayımına dayanıyor. Büyük pazarlardaki üretim düşüşü ise bu beklentilerin ne ölçüde gerçekleşeceğine dair belirsizliği artırıyor.

Elektrik üretimi toplam gaz talebini tek başına belirlemiyor
Gazdan elektrik üretimindeki azalma, LNG ithalatının aynı hızla düşeceğini göstermiyor. Sanayi ve konut tüketimi, depolama ihtiyacı ve gaz santrallerinin ihtiyaç anında devreye girebilmesi toplam talep üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Bu nedenle üretimdeki değişim, doğal gaz ithalatını değerlendirirken göz önünde bulundurulması gereken unsurlardan yalnızca biri.

Elektrik üretiminde daha az doğal gaza ihtiyaç duyulması, yüksek fiyatlı ithal yakıtın maliyet etkisini sınırlayabilir ve arz güvenliğine katkı sağlayabilir. Ancak bu değişim tüketici faturalarının kendiliğinden düşeceği anlamına gelmiyor. Nihai elektrik fiyatları; üretim giderlerinin yanı sıra şebeke maliyetleri, vergiler, tarifeler ve piyasa düzenlemeleri gibi çeşitli unsurlardan etkileniyor.
