Almanya Başbakanı Frederich Merz’in Türkiye’yi Ziyareti sırasında göç ve vize konuları yeniden gündeme taşındı. Avrupa Birliği ülkelerinin 2015 göç krizinde Suriye’den gelen yaklaşık 1.2 milyon sığınmacıya karşı tutumları, Türkiye ile AB arasındaki Geri Kabul Anlaşması’nda taahhüt edilen destekleri ve mevcut vize serbestisinin durumu üzerine soruları gündeme getiriyor.
2016 yılında siyasi bağlamda çok konuşulan iki dilimlik 3 milyar euro’luk yardım paketleri, Türkiye vatandaşlarına vize serbestisi, AB üyelik sürecinin canlandırılması ve Gümrük Birliği’nin genişletilmesi yönünde vaatler içermişti. Ancak bu vaatlerin büyük kısmı uygulanmadan kalmış, göç akışında düzelme sağlanmasına rağmen AB üyelik müzakereleri yeniden başlamamış ve vize muafiyeti hayata geçirilmemişti. Türkiye ise mutabakat kapsamındaki bazı uygulamaları fiilen sonlandırdı.
Bu süreçte Körfez ülkelerinin Suriyelileri kabul etmemesi tartışılırken BAE’nin 15 bin Suriyeli alınacağı yönündeki açıklaması sembolik kaldı. Türkiye’ye gelen Suriyeliler ise mülk ve Türk pasaportu edinerek Avrupa’ya yönelmeye başladı. Türkiye vatandaşları için vizelerin giderek zorlaşması ise dikkat çekti.
Şu anda AB’de aday ülke statüsünde olan 8 ülkeden sadece Türkiye, 1987 yılından beri bu süreçte bekliyor. Merz’in ziyaretinde göç ve vize konularında benzer vaatlerin tam üyelik gündeminde etkili olup olmayacağı merak ediliyor. Uluslararası ilişkiler Uzmanı Prof. Dr. Can Ünver, göç konusunun iç politika gerekçeleriyle tekrarlanabileceğini belirtirken, “Günde 3 bin 500 Suriyeli Türkiye’den geri dönüyor; göçmen kaçakçılığı vaka sayıları var ama Türkiye için göç dalgası şu anda aktüel değildir” dedi.
Vize konusunda nobran bir tavır sergileyen Alman politikalarının, 2008’den itibaren Türkiye’ye karşı olumsuz bir tonla karşı karşıya kaldığını söyleyen Ünver, “1987 yılında serbest dolaşım kararlaştırıldı ama AB bu kararı uygulamaya koymadı” diye ekliyor. Tam üyelik konusunda ilerleme için ise AB Uzmanı Can Baydarol şu görüşleri paylaşıyor: “Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarındaki mevcut performans nedeniyle Türkiye için şu anda tam üyelik söz konusu değildir; ancak Avrupa Komisyonu Türkiye’yi iyi komşuluk statüsünde görüyor”.
SAFE programı için Türkiye’nin katılımı ise Yunanistan’ın muhalefeti nedeniyle tartışmalı bir konu. Can Baydarol ayrıca 2024–2028 döneminde savunma bütçesiyle ilgili öngörüleri paylaşırken, Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük gücü olduğuna vurgu yapıyor ve Avrupa’nın savunma sistemine entegrasyonun sürecek bir tartışma olduğuna işaret ediyor.
