Türkiye, Avrasya ekseninde savunma ve ekonomik güvenliğini güçlendirmek için kuvvetli bir ittifak arayışında.
Milliyetçi hareketin liderleri ve çeşitli görüsler, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehditlere karşı bir denge kurmanın ana yolunu Avrasya bloklarıyla kurulan işbirliğinde görüyor.
Bahçeli’nin Rusya ve Çin önerisi üzerinden değerlendirilen strateji, NATO’dan bağımsız bir askeri teknoloji ve savunma sistemleri geliştirme vizyonunu öne çıkarıyor. Türkiye’nin milli teknolojilerini bu ittifakla güçlendirebileceği görüşü, ekonomik açıdan da önemli kazanımlar vaat ediyor.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Suriye bölgesindeki güvenlik riskleri, Avrasya ülkeleriyle kurulan ortaklıklarla dengelemek hedefinde. İsrail ve ABD’nin bölgesel politikaları karşısında ortaya konan alanlarda, Rusya ve Çin ile yakınlaşmanın Türkiye’nin çıkarlarına uyduğuna işaret ediliyor.
Güçlenen ittifak ve içerdiği fırsatlar içinde özellikle savunma teknolojileri, yerli üretim ve bağımsız savunma altyapısının geliştirilmesi öne çıkıyor. Çin’in ekonomik dinamizmiyle ABD’nin gerileme eğilimi ise bu ittifakın ekonomik boyutunu güçlendiriyor.
Suriyedaki tehditlerin Rusya ve Çin ile çözülmesi hedeflenirken, karşı taraf Türkiye’nin bu yöndeki yaklaşımından kaygı duyuyor. Türkiye ise kendi çıkarları doğrultusunda bu yönelimleri sürdürmek zorunda.
Sonuç olarak, Türkiye’nin bugün karşılaştığı güvenlik ve ekonomik zorluklar, Avrasya merkezli bir işbirliğini zorunlu kılıyor. Türkiye-Çin-Rusya ekseni, Türkiye’nin bağımsız savunma teknolojileri ve ekonomik uyum açısından kritik bir yol olarak görülüyor.
