Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Haberyum
Haberyum

Diyarbakır’dan Yükselen Sessiz Çığlık: Terörsüz Bir Türkiye Mümkün!

Suat ŞAHİN – İsviçre Türk Toplumu Başkanı

Yakın zamanda, kalbimde iz bırakan bir şehre; Diyarbakır’a yeniden dönüp bakma imkânı buldum. Daha önce sosyal medya üzerinden duygularımı paylaşmıştım ama bugün gelinen noktada, yaşadıklarımı ve gözlemlerimi bir köşe yazısında paylaşmanın hem vefa hem de toplumsal bir görev olduğunu düşünüyorum.

Çünkü artık çok daha umutluyuz, çok daha kararlıyız: Terörsüz, barış dolu bir Türkiye için yol alıyoruz.

Yıllarca medyada yalnızca terörle anılan, korku ve güvensizlikle özdeşleştirilen Diyarbakır’ın gerçekte nasıl bir yer olduğunu, ne yazık ki çok az kişi biliyor.

Oysa ben orada bambaşka bir tabloyla karşılaştım:
Tarih kokan sokakları, sıcak insanları, tertemiz yürekleri ve umut dolu bakışlarıyla büyüleyici bir şehir…

Bu şehrin insanları yıllarca sadece acı ve gözyaşıyla değil, aynı zamanda yok sayılmakla, ötekileştirilmekle de mücadele etmiş.

Devletin geciken şefkati, bu topraklarda boşluğu kötü niyetli odaklara bırakmış. Terörü meşrulaştırmaya çalışan yapılar, halkı devletinden koparmak için her fırsatı değerlendirmiş.

Ancak artık tablo değişiyor.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü iradesiyle, devlet doğuya uzattığı eli bırakmamaya kararlı. Aynı şekilde, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin “terörsüz Türkiye” vizyonu bu sürece büyük destek veriyor.

Sayın Bahçeli’nin şu sözünü unutmak mümkün değil:
“Terörle müzakere edilmez, mücadele edilir.”

Bugün bu mücadele sadece silahla değil, sosyal adaletle, yatırımla, eşitlikle, gönül kazanarak yapılıyor.

Diyarbakır’da bulunduğum süre boyunca, halkın artık geçmişi değil; geleceği konuşmak istediğini gördüm.

Ulu Cami’de saf tutarken, Türk, Kürt, Alevi, Arap, Zaza… hep birlikte aynı kıbleye yönelip aynı Allah’a dua ettik.

Ezanımız bir, kitabımız bir, bayrağımız bir, vatanımız bir.

O halde neden hâlâ ayrışalım?
Niçin birilerinin bizi kardeşliğimizden koparmasına izin verelim?

Beni Diyarbakır’da en çok etkileyen anlardan biri, zihinsel engelli kardeşlerimizle geçirdiğim vakit oldu.

O kadar saf, o kadar tertemiz bir sevgiyle yaklaştılar ki… Birisi geldi, “Abi, sokak lambamız yanmıyor, belediyeye söyler misin?” dedi.

Diğeri ise hayatında hiç deniz görmemişti. Gözüm dolarak dinledim ve “Sizi İstanbul’a götüreceğim” dedim.

Onların sevincini tarif edecek kelime yok.

İşte o an anladım ki:
Asıl engel kalplerde, zihinlerde…
Onlar değil, belki de biz engelliyiz.

Bu vesileyle burada bir vefa borcunu da yerine getirmek istiyorum.

O güzel, yüce gönüllü çocukların her derdiyle birebir ilgilenen, engelli bireylerin hayata tutunması için büyük emek veren, Beyazay Derneği Diyarbakır Şube Başkanı merhum Nezihe Hanımefendi’yi rahmetle, minnetle anıyorum.

O sadece bir STK başkanı değil, adanmış bir gönül insanıydı.
Bugün hâlâ onun izinden yürüyen nice güzel yürek, Diyarbakır’ın geleceğine ışık olmaya devam ediyor.

Ekonomik olarak büyümek, toplumsal refahı artırmak, yabancı yatırım çekmek için en temel ihtiyaç nedir biliyor musunuz?

İç huzur.
Bir ülkenin içi ne kadar huzurluysa, ekonomisi de o kadar güçlüdür.
Barış ve kardeşlik ortamı olmadan, kalkınma sürdürülemez.

Bugün Türkiye’nin doğusunda atılan her adım, sadece bölgeyi değil, ülkenin tamamını güçlendiriyor.
Ve bu sürece sahip çıkmak, hepimizin ortak sorumluluğu.

Ben, Avrupa’da yaşayan bir Türk olarak, İsviçre Türk Toplumu Başkanı sıfatımla artık gönüllü bir Diyarbakır elçisiyim.

Avrupa’daki dostlarımızı bu şehre taşımak, önyargıları yıkmak, kardeşlik bağlarını güçlendirmek için elimden geleni yapacağım.

Bugün terörden en çok zarar gören halk, artık huzura en çok sahip çıkmak isteyen halktır.
Ve artık Diyarbakır’a özel tim değil, gönül timleri gönderme zamanı gelmiştir.


Sözün özü:

Türkiye’mizin en büyük ihtiyacı; birliktir, beraberliktir, istikrardır.
Ve bu topraklarda yetişen her evladın, ister İstanbul’da ister Diyarbakır’da olsun, aynı haklara, aynı fırsatlara sahip olması artık bir temenni değil; bir zorunluluktur.

Terörsüz bir Türkiye mümkündür.
Ve bu yolda yürüyen herkese selam olsun.

Vesselam.