a
reklam bursa seo hizmetleri
  • Haberyum
  • Bursa
  • Dış güçler, Türkiye Gerçeği ve Tunus’ta darbenin perde arkası

Dış güçler, Türkiye Gerçeği ve Tunus’ta darbenin perde arkası

Türkiye’nin bölgede etkin olmasından, büyümesinden, güçlenmesinden rahatsız. Bunun önünü kesmek için her yolu deniyorlar. Tunus’ta, artık, Yasama, Yargı, Yürütme erki, (şimdilik) hak getire.

Gazeteler, haber siteleri, televizyonlar, ulusal ve uluslar arası ajanslar dün okurlarına ‘Tunus’ta darbe girişimi!’ ana başlığıyla tarihi bir manşet haberi aktardılar.

Atılan manşet, büyük ve ciddiyetiyle bir gerçekti. Ancak, kabul edilemezliği de bir o kadar gerçekti.

Manşetteki o gerçek şuydu;

Evet: Tunus’ta darbe girişimi!

Her ne kadar, haberler ‘darbe girişimi’ başlığıyla okurlarına duyurulsa da, uygulanan yöntemlere bakıldığında ‘Tam Darbe’ olduğu açıktır.

Zira, Darbe’nin tüm şartları aynı gün içerisinde uygulanmaya başlandığını yine resmi kaynaklar bize söylemekte.

Birincisi, demokrasi yoluyla seçimle iş başına gelen meşru yönetime (Hükümete) el konulmuş,

Başbakan Hişam el-Meşişi ve hükümet kabinesi görevinden azledilmiş, muhtemeldir ki tutuklanmış,

Meclis fesh edilmiş ve Tunus Meclisinin yetkileri dondurulmuş,

Meclis Başkanı Raşit Gannuşi görevinden uzaklaştırılmış,

Milletvekillerinin dokunulmazlığı askıya alınmış,

Dahası da var elbette.

Mesela, anayasa, külliyen iptal,

Başka,

Hukuk askıya alınmış,

Hukuk askıya alınmış, ama dünya darbe tarihine şimdiye kadar nasip olmamış yepyeni ‘Ucube’ bir hukuk erki ‘icat’ edimli.

Nedir derseniz, aktarayım.

Darbenin başı Kays Said, kendisini Başsavcı ilen etmekten de çekinmemiş.

Kısacası; Demokrasilerin ‘olmazsa olmazı’ kabul edilen 3 erk ortadan kaldırılmış.

Tunus’ta, artık, Yasama, Yargı, Yürütme erki, (şimdilik) hak getire misalinden rafa kaldırılmış.

Ülkenin tamamında ‘olağan üstü hal’ durumuna geçilmiş,

Sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş.

Böylece,

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ordu desteğiyle demokratik yolla seçilen ve iktidar olan meşru yönetime el koymakla yetinmemiş, tüm yetkileri de kendinde toplamıştır.

Meşruiyeti yok sayan,

Demokrasiyi katleden,

Anayasayı çiğneyen,

Anayasal suçu bile bile işleyen!,

Elbette olağan olamaz. Bu olağanüstü durumdur,

Ve yaşananlar ‘Darbedir’  

Bu nasıl bir güç, nasıl bir cesaret demeyin.

Yaşananların izdüşümüne bakılmalı.

Perde arkasında neler olup bittiğine bakılmalı.

Yaşadığımız yüzyılda; Lojistik, ideolojik (siyasal) ve demografik destek olmayan yani dış güçlerce de organize edilmeyen hiçbir darbe henüz tarihe kayıt edilmemiştir.

Arap Baharı’nın başladığı Tunus’ta 10 yıldan fazla bir zaman döneminde, ‘demokrasi’nin hakim kılındığı ülkede  darbe gerçekleştirildi.

Tam da burada sormak haktır.

Ne oldu da demokrasiyi inşa eden ülke darbe atmosferine sürüklendi.

Şimdi yazımızın başlığını bir de buraya koymanın zamanıdır.

Dış güçler, Türkiye Gerçeği ve

Tunus’ta darbenin perde arkasında neler var?

Dış Güçler Türkiye’nin bölgede etkin olmasından, büyümesinden, güçlenmesinden rahatsız.

Türkiye büyüyor, süper güç oluyor,

Bunun önünü kesmek için her yolu deniyorlar.

Çünkü, büyüyen Türkiye, onlara göre, çıkarlarını tehdit eden bir güce erişiyor kaygısı oluşturuyor.

Bu nedenle, ülkemizde çıkan iç karışıklıkların ardında da bu dış güçlerin olduğu kanaati güçlenmekte.

İşin aslı ise tam tersi!

Perdenin arkasındaki koltuklarda, oturanlar bellidir.

Başta ABD, daha arkalarda İngiltere ve dolaylı olarak da İsrail oturmakta.

Türkiye’nin yaşadığı tarihinin en acı olaylarından 15 temmuz hain darbe girişiminde 251 canımızı katleden FETÖ’yü ve hainlerin başı F.G’yi bağrına basan ABD var.

İngiltere, özellikle tarih boyunca Ortadoğu ve Arap Yarımadasında emelleri olan ülke olarak hep olmuştur. İsrail, ‘Büyük İsrail’ sevdasıyla yanıp tutuşurken, bölgesinde, ‘yakıp, yıkmadığı’ yer kalmadı nerdeyse.

Perdenin arkası kadar sahnedekilerde bellidir.

En azından Tunus olayında Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İtalya ile kısman de Suudi Arabistan gibi ülkelerin sahne aldıkları aşikardır.

Bu ülkeler bir anlamda, perde arkasındaki ağa-babalarının ileri karakol görevini üstlenen taşeronları olarak boy göstermekteler.

Neden?

Bu sorunun da cevapları belli.

‘Arap Baharı sonrası ‘tek Arap demokrasisi’ olarak kabul edilen Tunus’un nispeten başarılı seçim, demokrasi tecrübesi ‘eski rejim’ yanlısı, BAE başını çektiği Fransa, tayla, Suudi Arabistan gibi ülkelerin oluşturduğu ittifakı huzursuz ediyor.

İlki; Tunus meşru hükümeti Başbakanı Hişam el-Meşişi, Türkiye, Katar ile ilişkilerini geliştirmekte.

Tunus, Fransa’dan almayı düşündüğü savunma sanayi envanterleri konusunda, yönü Türkiye’ye çevirmiş olması.

Geçtiğimiz yıl içerisinde önce 50 milyon dolarlık bir anlaşma, sonrasında 80 milyon dolarlık anlaşmalar yapılmıştı.

Son olarak da150 milyon dolarlık anlaşma kapsamında, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, (TUSAŞ) üretimi ANKA-SİHA’ları, BMC’nin Kirpi ve Nurol Makina’nın Ejder Yalçın zırhlı araçları, Katmerciler AŞ.’nin tanker ve tank taşıyıcı gibi çeşitli araçları, ASELSAN’ın elektro-optik sistemleri Tunus güvenlik güçlerinin hizmetinde olacak.

Bir de not düşelim.

ANKA-S Tunus adına özel olarak üretilmişti.

Türkiye ve Katar gibi, Tunus hükümeti ‘de Libya’da, meşru Trablus hükümetini desteklemesi.

Fransa, BAE ve İtalya’nın bölgedeki çıkarlarına ters düşmektedir.

Darbeci Kays Said ise Libya’da kendisi gibi darbe yapmak isteyen Hafter’i desteklemekte.

Bir başka açıdan bakıldığında da, Rusya-ABD ve Akdeniz odaklı

Türkiye’nin havada ve karada ‘sert güç’ unsurlarını devreye sokması

 Fransa ve İtalya ile BAE’nin başını çektiği ittifakın Akdeniz politikasında da hesaplarını bozuyor.

Darbeci çevrelerin bir başka rahatsızlığı ise Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ve Suriye’de izlediği Akıllı Stratejisi.

Türkiye artık ön plandadır.

Hafızalarımızı tazeleyelim.

Macron ne demişti?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Libya’da Birleşmiş Milletlerce tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni destekleyen Türkiye’yi ‘tehlikeli bir oyun’ oynamakla suçlamıştı.

‘Bugün Türkiye’nin Libya’da tehlikeli bir oyun düşünüyorum’

Bu cümleyi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bizzat sarf etmişti.

Darbe nereden ve kimden gelirse gelsin, çağdaş dünyanın kabul edeceği bir süreç olamaz.

Yaşadığımız yüzyılda; Lojistik, ideolojik (siyasal) ve demografik destek olmayan yani dış güçlerce de organize edilmeyen hiçbir darbe henüz tarihe kayıt edilmemiştir.

Tunus’ta yaşananlarda, aslı ve özü itibariyle, bir kriz değil, tamamen dış destekli manipülasyonlar neticesinde vuku bulmuş darbedir. 

Ve… Dışarıyla doğrudan bağlantılıdır.

———————————————————————————-

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

TÜRK YILDIZLARI KOYUNHİSAR ZAFERİ İÇİN UÇACAK!

HIZLI YORUM YAP