Danimarka ile ABD arasındaki jeopolitik gerilim, Grönland meselesi ve Gazze’yi kapsayan insani yardım tartışmaları çevresinde yoğunlaşıyor. Bir diplomat tarafından ismi açıklanmadan verilen açıklamada, Kopenhag barış kuruluna dair hiçbir zaman davet almadığını vurguladı; bu, bölgedeki ilerlemelerin ABD öncülüğündeki arabuluculuk çabalarına bağlanmasının önünü gösteriyor. Trump ise Davos’daki konuşmasında Danimarka’yı, Grönland’ı korumak için yeterince harcama yapmayan küçük bir ülke olarak nitelendirdi ve egemenlik konusundaki yaklaşımı eleştirdi.
ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Grönland üzerindeki Danimarka egemenliğini kabul etmesini aptalca bulduğunu belirten açıklamada, nankörlükle suçlaması da dile getirildi. Eleştirmenler, danışma konseyinin taslak tüzüğünün yetki alanını genişleterek Gazze’deki geçiş sürecinin denetimini artırdığını öne sürüyor; bu durumun Başkan’ın geniş yetkilerini pekiştireceği endişelerini doğuruyor.
Putin’in 1 milyar dolar gibi bir katkı çağrısı ise Rusya’nın Filistin meselesinde Birleşmiş Milletler hedefleri doğrultusunda hareket etmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Moskova, Gazze ve Filistin halkının acil ihtiyaçlarının karşılanması için bu miktarın değerlendirilebileceğini dile getiriyor. Aynı zamanda Rusya için öncelik, Filistin sorununu barışçıl ve çerçeveye uygun şekilde çözmek olarak belirtilirken, Batı’daki varlıklar üzerinden diplomatik baskı kurma niyeti de dikkat çekiyor.
