YENİ Parti’nin fon krizi nedeniyle oluşturduğu çalışma masası, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında beşinci kez toplandı. Yaklaşık dört buçuk saat süren toplantıda fon krizi, 2027 bütçe kanun teklifi ve Avrupa Birliği’nin Made in Europe sürecinin Türkiye’ye olası etkileri ele alındı.
Toplantının ardından basın açıklaması yapan Parti Sözcüsü Zeynel Emre, fon yasasına yönelik itirazlarını dile getirdi. Emre, Meclis’e sunulan düzenlemenin mağdur yatırımcıların zararlarını karşılamadığını savunarak, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 79’uncu maddesine aykırılık bulunduğunu öne sürdü.
Emre, SPK’nın 16 Eylül saat 13.30’dan önce satış talimatı veren yatırımcılarla ilgili açıklamasını ve yasa teklifine eklenen düzenlemeyi hatırlattı. 17 Eylül ve öncesinde TEFAS’a talimat verdiği hâlde fonun temerrüde düşmesi ya da fiyat oluşmaması nedeniyle işlemi gerçekleşmeyen kişilerin tasfiye hükümlerine tabi tutulacağını belirterek, bu durumun yaklaşık 250 bin fon yatırımcısını ilgilendirdiğini söyledi.
Yabancı yatırımcı Merrill Lynch’in bazı fonlardan zamanında çıktığını ve 8 milyar lirayı çektiğini ileri süren Emre, “Bakıyoruz ki yabancı Fatma Betül Sayan Kaya’lar da var. Merrill Lynch en verimli fonları bulmuş, sonra da tam zamanında çıkmış. Yani Merrill Lynch’e haber uçurulmuş, 8 milyar lirayı alıp gitmiş. Sayın Mehmet Şimşek’in eskiden çalıştığı bir kurum böyle bir vurgun yapmışken kendisinin Hazine ve Maliye Bakanlığı oturması ne kadar etik” dedi.
Emre, fon krizinin yalnızca bazı kişilerin davranışlarıyla açıklanamayacağını, denetimsizliğin ve kamu yönetimindeki sorunların da incelenmesi gerektiğini savundu. YENİ Parti tarafından yapılan araştırmada, katılımcıların krizi kişisel bir olaydan ziyade sistem sorunu olarak değerlendirdiğini ve yargıya duyulan güvenin düşük olduğunu belirtti.
Araştırmanın sonuçlarına göre, vatandaşlar kınama açıklamalarının ve kısmi ödemelerin güveni yeniden tesis etmeye yetmediğini düşünüyor. Emre, mağdurların Meclis araştırması ve adil yargılanma beklediğini ifade ederek, haksız kazanç elde edenlerin listesinin açıklanmasını, yurt dışına çıkarılan paranın izinin sürülmesini ve zararların ilgililere iade edilmesini istedi.
Parti, soruşturma kapsamında tutuklu bulunan isimleri ziyaret etmek ve süreci takip etmek üzere 10 milletvekilinden oluşan bir çalışma grubu kurdu. Heyette Sibel Suiçmez, Cumhur Uzun, Ümit Özlale, Hasan Öztürk, Özgür Karabat, Deniz Yavuzyılmaz, Süleyman Bülbül, Murat Bakan, İsmail Atakan Ünver ve Umut Akdoğan yer aldı.
2027 bütçe kanun teklifini de değerlendiren Emre, toplam harcamaların 27 trilyon 276 milyar lira, gelirlerin 23 trilyon 408 milyar lira ve bütçe açığının 3 trilyon 868 milyar lira olarak öngörüldüğünü aktardı. Faiz giderleri için 3 trilyon 975 milyar lira ayrıldığını söyleyen Emre, eğitim, sağlık ve yatırım harcamalarındaki artışın yetersiz olduğunu savundu.
Emre, faiz ödemelerinin toplam bütçedeki payının 2018’de yüzde 8,9 iken yüzde 14,6’ya yükseldiğini belirtti. Kamu yatırımlarının gerilediğini ve şehir hastanelerinin kira ödemelerinin yatırım harcaması olarak gösterilmesini eleştiren Emre, borçlanma limitinin artırılması ile enflasyon hedeflerinin tutmamasının da bütçeye ilişkin sorunlar arasında bulunduğunu söyledi.
YENİ Parti Sözcüsü, küçük işletmeler ve esnaf için çeşitli destek önerileri sıraladı. İlk 10 çalışanın işveren SGK priminin altı ay boyunca yarısının karşılanması, mikro işletmelere 100 bin liraya kadar karşılıksız destek verilmesi, enerji faturalarının yüzde 20’sinin ödenmesi ve vergi ile prim borçlarının ertelenmesi öneriler arasında yer aldı.
Made in Europe sürecinin Türkiye’nin otomotiv sanayisi başta olmak üzere farklı sektörlerini etkileyebileceğini belirten Emre, Avrupa’daki üretimi ve düşük karbonlu teknolojileri desteklemeyi amaçlayan düzenlemelerin Türkiye açısından riskler barındırdığını söyledi. Türkiye’nin Avrupa ile ticari ilişkilerinin önemine dikkat çeken Emre, AB ile ilişkilerde demokrasi ve hukuk alanındaki gelişmelerin de etkili olduğunu ifade etti.
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Emre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun erken seçim açıklamalarına ilişkin değerlendirmesinde, “Butlan geldiğinden beri biz bir saray operasyonu olduğunu, Cumhur İttifakı’na eklemleme olduğunu hep ifade ettik. Gerek yapılan açıklamalar Anayasa değişikliğine ilişkin, gerek erken seçime ilişkin bütün açıklamalar bunu gösteriyor. Hükümetin bizzat aldığı ve alacağı kararlar butlana söyletilerek tepkinin Sayın Erdoğan’dansa butlana yönelmesi, bir paratoner görevi görmesi gibi de bir görev verilmiş. Bunu Halk TV’ye el konulması meselesinde gördük, diğer meselelerde gördük, burada da aynı şeyi gözlemliyoruz. Bundan Türk halkı haberdar. Bütün kamuoyu araştırmaları gösteriyor. YENİ Parti’ye ilginin büyüklüğünü gösteriyor. Butlanın düştüğü, düşürüldüğü durumu gösteriyor. Bizim için şaşırtıcı değil” dedi.
