Fener Rum Patriği Bartholomeos, ABD Başkanı Donald Trump ile Oval Ofis’te görüştü ve Türkiye’deki Hristiyan zulmü iddialarını gündeme taşıdı. Patrikhane’nin açıklamasında, görüşmede Bizi ilgilendiren konuları, Ekümenik Patrikhane’yi, Türkiye’de kalan az sayıdaki Hristiyan’ı ve karşılaştıkları zorlukları konuştuğu aktarıldı. Heybeliada Ruhban Okulu meselesi ise toplantının öne çıkan konularından biri olarak öne çıktı. Bartholomeos, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimiyle diyalog başladı ifadesini kullanarak bu konunun Türk hükümetiyle devam ettiğini belirtti.
Türkiye’deki Hristiyan nüfusu hakkında “biz Hristiyanlar, sadece Rum Ortodokslar değil, Türkiye’de yaşayan tüm Hristiyanlar olarak çok az kaldık” sözleriyle değerlendirme yapan Bartholomeos, Türkiye’nin nüfusunun yaklaşık 84 milyon olduğu ve Hristiyanların bir yüzdeyi bile oluşturmadığını dile getirdi. Bu açıklama, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü Selçuk Erenerol ile yapılan özel röportajda da geniş yer buldu.
Röportajda Erenerol, “Fener Rum Kilisesi’nin iç işlerine karışma yetkisi yok; Ekümenik patrik gibi bir sıfat da yasal değildir” şeklinde ifade ederek Lozan ve Türk Anayasası’na atıf yaptı. Lozan’a göre Patrikhane’nin yetki alanının Türkiye’de yaşayan Rum Ortodokslarla sınırlı olduğu da vurgulandı. Erenerol ayrıca ekümeniklik iddialarının Türkiye’nin egemenliğini ihlal ettiğini savundu.
Rusya ve Ukrayna konularının da görüşmede ele alındığını belirten Erenerol, Ukrayna Kilisesi’ne otosefali verilmesi kararını hatırlatarak Müslüman ve Hristiyan ayrımından ziyade hukuki çerçeveye vurgu yaptı. Zelenskiy’nin paylaşımında “Ekümenik Patrikhane” ifadesinin geçtiğini hatırlatan görüşmede, Bartholomeos’un bu kararın altını çizdiği ifade edildi. Putin ve Lavrov’un konuya yönelik eleştirileri ise karşıt bakış açılarını ortaya koydu.
Erenerol, “Devlet içinde devlet yapılanması” iddiasını ileri sürerek, Türk milletinin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden adımların atılmaya çalışıldığını belirtti. Ayrıca Ukrayna Kilisesi’nin Moskova Patrikliği’nden koparak Türkiye’yi iki taraf arasındaki çatışmada taraf yapmaya çalıştığı görüşünü de savundu. Bu açıklamalar, Türkiye’nin iç ve dış politikasında din ve azınlık hakları tartışmalarını bir kez daha gündeme taşıdı.
